7# - KOŞ ÇOCUK KOŞ

77 9 6
                                    


-||.||.||||-

Gelen silah sesiyle gözlerimi açtım.Yaratık kolunu indirmeden kafasını geriye çevirmişti, o sırada bir kez daha ateş edildi, neye veya kime baktığını göremiyordum.Çok kısa bir süre sonra yaratığın sağ kolu ve sırtının birleştiği noktada bir patlama meydana geldi.Kolu bedene bağlı tutan birkaç dal parçası vardı fakat gücünü kaybetmiş bir şekilde sallanıyordu.Yaratık hızla dengesini tekrar topladı ve şiddetli bir gürlemeyle kapıya doğru koşmaya başladı.Kapıya yaklaşamadan kafasında meydana gelen başka bir patlamayla yere düşüp yuvarlandı.Yerde hareketsiz bir şekilde duruyordu.Kapıdan içeri üç kişinin koşarak girdiğini gördüm.Yanıma vardıklarında bana bir şeyler söylemeye çalışıyorlardı ama önümde yaşanan patlama nedeniyle kulaklarım çınlıyor, dediklerinden hiçbir şey anlamıyordum.Yeşil askeri kıyafetleri, tabancaları ve sırtlarında uzun geniş bir demir parçası vardı.Çok gergin görünüyorlardı, ne dediklerini anlamasam bile yüz ifadelerindeki heyecan ve korkuyu hissedebiliyordum.Beni ayağa kaldırdılar fakat hızlı hareket edemeyeceğimi farkettiler.içlerinden biri, sırtındaki demir parçasını yanındakine verdikten sonra beni sırtına aldı ve kapıya doğru koşmaya başladılar.Kapının yanında elinde silahla bekleyen iki kişi daha vardı, dikkatle girişi koruyorlardı.Altı kişi odadan çıktık ve hızlıca koridorda ilerlemeye başladık.Koridoru aydınlatan tek ışık kaynağı etrafımda bulunan dört kişinin sahip olduğu el feneriydi.Her yeri dikkatlice kontrol ediyorlardı hatta tavanı bile.Kulağımın çınlaması hafiflemişti, az da olsa botların çıkardığı tıkırtıları duyabiliyordum.Önümüzdeki kişinin elini kaldırmasıyla herkes aniden durdu.Takımı durduran kişi eliyle koridorun sonunu gösterdi ve konuşmaya başladı.

"Fenerleri kapatın.Koridorun sonunda yolun ayrıldığı yerde, sol tarafta, henüz bizi farketmedi"

Bizi durduran kişi hariç herkes fenerini kapattı ve aralarında kısık bir sesle konuşmaya başladılar.

"Koridorun sağında ve solunda daha kaç tane vardır bilmiyoruz, saldırmak çok riskli.Yolu değiştirelim.Felix sen ne düşünüyorsun?"

"Bildiğimiz tek çıkış yolu orası.Rotasyonu değiştirirsek durum daha da kötüleşebilir"

Yaratığı izleyen kişi ani bir şekilde fenerini kapattı ve silahını hazır hale getirip koridorun sonuna doğru nişan aldı.

"Hareketlenmeye başladı Felix, hadi artık!"

"Yavaşça geri çekiliyoruz!"

Felix el fenerini çıkarıp eliyle uç kısmını kapadı.Feneri çalıştırdığında parmaklarının arasından çıkan birkaç parça ışık ile yavaşça geldiğimiz yere geri dönüyorduk.

"Buraya doğru geliyor, bizi farketmesi an meselesi!"

"Çok az kaldı, biraz daha"

Felix ani bir hareketle takımı durdurdu ve beni sırtından indirdi.Hiç zaman kaybetmeden yere eğildi ve duvara sabitlenmiş olan havalandırma ızgarasını sökmeye başladı.

"Acele et, gittikçe yaklaşıyor!"

Izgarayı söküp duvarın kenarına yasladı.İki kişinin girip beni de içeri çekmesinin ardından Felix ve son kalan iki kişi de içeri girdi.Boru kısa olduğundan herkes eğilmek zorunda kalıyordu.

"Ufacık bir ses bile çıkartmayın, geçip gitmesini bekleyeceğiz"

Yaratığın ayak sesleri yakınlaşmaya başladığında Felix fenerini kapadı ve ortam zifiri karanlığa büründü.Kimse kıpırdamıyor, nefes alırken bile dikkatli davranıyordu.Ayak sesleri kısa bir süre daha devam ettikten sonra birden kesildi.Yaklaşık beş dakika aynı sessizlikte orada bekledikten sonra Felix, önceden yaptığı gibi fenerin uç kısmını kapayarak açtı ve havalandırmanın girişine doğru çevirdi.İçeride bulunan herkesin kanı donmuştu.Tam karşımızda girişin dışından bize doğru bakan çirkin kocaman bir surat vardı.Herkes elini silahına götürdüğü sırada girişe en yakın olan kişi sırtındaki büyük demiri alıp yaratığa doğru çevirdi.

"Devam edin, ateş edip daha fazlasını buraya çekmek anlamsız! Bu onu bir süre oyalar!"

Felix bana dönüp gözlerini dikti ve bekledi.

"Koşabilirim!"

"Havalandırmadan devam ediyoruz! İlk ayrımdan sağa yöneleceğiz! Robin, çok fazla oyalanma!"

"Merak etme çok uzun sürmez!"

Beş kişi havalandırmanın içinde olabildiğince hızlı ilerlemeye çalışıyorduk.O sırada yaratık, girişin dışından Robin'in tuttuğu demire sertçe vurmaya başlamıştı.Robin demiri kalkan olarak kullanıyor yaratığın bize ulaşmasını engellemeye çalışıyordu.Köşeyi döndükten sonra artık onu göremez olmuştuk ama direniş seslerini duyabiliyorduk.Havalandırma boyunca sağ ve sol olmak üzere bir sürü ayrımı es geçerek dümdüz ilerlemeye devam ettik.Sonuna vardığımızda başka bir ızgara ile karşılaştık.Önümdeki iki kişi hemen ızgaranın yanına gidip sökmeye çalışsalarda başarılı olamadılar.

"Lanet olsun! Dışarıdan vidalanmış!"

"Durmayın köşelerine vurun, şanslıysak vidaları yerinden oynatabiliriz!"

Birisi ızgaranın sol alt köşesine diğeriyse sağ alt köşeye hızlı bir şekilde tekme atmaya başladı.Kalbim çok hızlı atıyor vücudum titriyordu, ama kaslarım gevşediği için artık eskisi kadar iyi hareket edebiliyordum.Bir şekilde onlara yardım etmek istiyordum ama çıplak ellerle yapabileceğim hiçbir şey yoktu.O sırada Robin arkamızdan geliyor ve bağırıyordu.

"İçeri girdi! Peşimden geliyor!"

Felix hemen koştu ve Robin'e destek olup yanımıza getirdi.Kolu yaralanmış kanaması devam ediyordu.

"Alan, bandajı ver çabuk!"

Alan belinde bulunan çantadan bir bandaj çıkarıp Felix'e uzattı.İki kişi ızgaraya vurmaya devam ediyor, Alan silahı ve feneriyle havalandırmayı koruyor, Felix ise Robin'in yarasını sarmaya çalışıyordu.

"Kesik çok derin bandaj fazla dayanmaz! Acilen dışarı çıkıp tedavi edilmesi gerek!"

"Sorun yok, dayanabilirim! Daha kötülerini de gördüm!"

"Daha görecek çok şeyimiz var.Yarayı sıkıca bastır"

Felix, Alan'ın yanına geçip silahını çıkardığı sırada ızgarayla uğraşanlardan birisi heyecanlı bir şekilde bağırdı.

"Oldu! Sol taraf açıldı!"

Bir tarafın açılması hepimize umut olmuştu.Şimdi ikisi de aynı yere vuruyordu, kısa sürede açabileceklerini düşünüyordum.Birden Robin in beni biraz daha geriye ittiğini hissettim.Arkamı dönüp havalandırmaya baktığımda kalbim daha da hızlı atmaya başlamıştı.Yaratık büyük cüssesi yüzünden boruda sürünerek yavaşça bize doğru yaklaşıyordu.Robin önümde bana kalkan olmak için duruyor, Alan ve Felix ise soğuk kanlılıkla en önde durup gözlerini yaratıktan ayırmıyorlardı.

"Ethan, Anthony daha ne kadar beklememiz gerek?"

"Gevşedi fakat nedense bir türlü açılmıyor!"

Yaratıkla aramızdaki mesafe neredeyse kapanmak üzereydi, ızgara açılmadığı sürece orada kapana sıkışmış bir fare gibi beklemekten başka çaremiz yoktu.

ELFIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin