Kasım ayının soğukluğu içimi yeterince titretiyorken, birde bunun üstüne senin yokluğun bitiriyordu beni bir tanem.
Peşinden koştuğum gecenin ardından kendimi geri geleceğine ve geldiğinde sana sımsıkı sarılıp asla bırakmayacağım konusunda sakinleştirmeye çalışsam da bir türlü olmuyordu youngjae, güzel yüzünü görmeden tek bir saniye geçirmek çok zordu.
Yine de bir şekilde dayanmak zorundaydım, gelecektin ve ben geldiğinde konuşmana bile izin vermeden öpecektim seni saatlerce, gelecektin sonuçta, ya da ben geleceğine inanmak istemiştim ama gelirdin mutlaka değil mi?
Bugün provalar vardı tekrar ve bir kaç saat sonra çocuklarla buluşacaktık, bu kendime gelmem ve şimdiden göreceğim o eksikliğe hazırlanmam için yeterli bir süreydi, dolabımda kalmış olan kıyafetlerinden birini çekip almıştım, ilk saniyeden gelen yoğun sen kokusu yutkunmama neden olmuştu, ben hiç yapamıyordum youngjae, sensizlik bana hiç iyi gelmiyor, çabuk dön sevgilim.
Elimde ki kazağın, kavga ettiğimiz ve tüm günü konuşmadan geçirdiğimizde, hırsla odama dalman ve beni öperken bir anda çıkartman sonucu girmişti dolabıma, o kalmıştı ama sen yoktun şimdi, keşke seni de dolabıma kilitleseydim youngjae böylece asla gidemezdin ve ayrılmamıza gerek kalmazdı.
Ah, hiç iyi değilim biliyor musun çiçeğim, hava buz gibi, içimde karlar yağıyor, sarılacak bi sen yoksun ve her saniye ağlamak istiyorum, aklımı yitiriyorum sanırım yokluğunda, umarım geldiğinde beni hala seviyor olursun.
Üstüme mor kazağını giydikten sonra hızla odadan çıkmıştım, normalde saatler boyu aynaya bakar ve sana iyi görünmeye çalışırdım ama şimdi hareket etmek bile zor geliyordu çünkü yoksun youngjae, sen yoksun ve aynaya bakmamın bir anlamı da yok.
Şirkete girdiğim anda içimi bir huzursuzluk sarmıştı, koridorların çok sessiz olması ve çocuklardan birini bile görmemiş olmam da çok garipti, ya prova ertelenmişti ya da şirket batıyordu ama keşke bunlar olsaydı sebebi sevgilim, keşke üçüncü bir seçenek sen olmasaydın, keşke.
Garipti ama fazla üstünde durmadan prova odasına girmiştim, onlar gelene kadar bir kaç ısınma hareketi yapıyordum ama hepsi seni aklımdan uzak tutmak içindi, genelde ilk ikimiz gelirdik buraya ve ben saçma sapan şeyler yaparken sen beni gülerek izlerdin, ah ne çok özledim o güzel kahkahanı.
Bazen de bana yanlış yaptığımı söyleyerek benimle dalga geçerdin, sana sinirlensem de yanına geldiğimde gözlerinde ki yıldızlar durmam için yeterliydi, çok güzel bakıyordun bana, sırf bunun için bile ağlayabilirim youngjae, çok, çok güzeldin sen.
Farkında olmadan yere oturmuş aynada öylece kendime bakarak seni düşünür vaziyette bulmuştum kendimi, üç gündür yaptığım tek şey buydu zaten, yemek yemek için bile oturduğum masada senin sandalyenin boş olması yüzünden kalkıp gidiyordum, çocuklarla konuşmuyordum ve uyumuyordum bile, dağılmıştım sevgilim, toparlanmam için de yalnızca sana ihtiyacım vardı.
En azından şu prova bitene kadar konsantre olmalıydım, çünkü gideceğimiz dünya turu hepimiz için çok önemliydi, aksilik olmasını istemiyordum, ama sensiz de olmazdı, yine de bir şekilde aşmalıydım bunu, döndüğünde bana çok kızardın yoksa.
Tekrardan ayağa kalktığımda yavaş ritimde dans etmeye başlamıştım, aradan bir kaç dakika bile geçmemişken koridordan gelen bir gürültü korkuyla sıçramama neden olmuştu, sesin jinyoung'a ait olduğunu anlamıştım ama sebebi neydi onu anlamamıştım işte.
Müziği kapatıp koridora çıkacakken, yugyeom kapıyı açmış ve şok olmuş surat ifadesi ile beni karşılamıştı, şaşkınlıktan bir iki adım geriye gittiğimde, yalpalamış ve gözlerimin önünde yere yığılmıştı, ne yapacağımı bilmez halde hemen yanına oturduğumda, bambam da içeri girerek yugyeom'un o halini görünce köşeye geçmiş ve çığlık atarak ağlamaya başlamıştı.
Hangi birisine koşacağımı bilmez haldeydim, bambam duvarın dibine sinerek kaybolmak ister gibi ağlıyordu, yugyeom uyanmıyordu ve koridorda hala bir gürültü vardı, youngjae çok korkuyorum bir tanem, kafayı yiyeceğim neler oluyor böyle?
Gürültü artmaya başladığında bambam'e bağırarak yugyeom'a bakmasını söylemiştim ama ne kadar duymuştu bilmiyorum, hızla kapıya koşmuştum ve açtığımda önümde asla görmek istemediğim bir manzara vardı.
Jackson delirmiş gibi kahkaha atıyordu, mark kapıya yaslanmış sessizce saçlarını yoluyordu ve jinyoung duvarları yumruklayarak bağırıyordu, bu duruma gelmelerini sağlayan ne olmuştu bilmiyordum youngjae ama şu an yanımda olmana ihtiyacım vardı, tek başıma nasıl kaldıracaktım öğreneceğim bu gerçeği, nasıl yüzleşecektim çocukları bu hale getiren şeyle, nasıl olacaktı bu sensiz söyler misin, ben kolumu bile çarpsam koşarak sana gelirken şimdi kime gidecektim?
Elimi saçıma daldırıp önce jinyoung'a koşmuştum, beni göremeyecek kadar dağılmışken, onu es geçip mark'a gitmiştim ama o da konuşacak halde değildi, yalnızca duvara bakıyor ve dizlerine vurup duruyordu, en son jackson'ın yanına geldiğimde yanaklarını tutarak kendine gelmesi için sarsmıştım, gözleri beni bulduğunda gülümsemesi yüzünde donmuş ve dudakları titrerken başını omzuma koymuştu. Jackson'ı bir çok kez ağlarken görmüştüm ama bu sefer her şey farklıydı youngjae, bir şey olmuştu ve bu hepimizi dağıtacaktı.
"hyung.." demişti bana ve bunu genelde kötü bir şeyler olduğu zaman derdi, bu sefer çok korkuyordum, duyacağım her neyse beni bitirecekti buna emindim. "efendim." demiştim ama sesim bile çıkmamıştı, sessiz bir fısıltı dökülmüştü yalnızca. "yo-youngjae dediler." demişti bir kaç dakika sonunda.
Nefesim kesilirken omzumdan kaldırmıştım başını, kıpkırmızı gözleriyle bana baktıktan sonra bir şey demişti, sekiz kelimeden oluşan iğrenç bir cümle çıkmıştı dudaklarından ve ben onu kendimden itip yumruğumu yüzüne çakmıştım çünkü bu cok kötü bir şakaydı, çok kötüydü bir tanem.
"youngjae öldü dediler inanabiliyor musun, bizim su samurumuz ölmüş."
bu hiç komik değil, bunu onlara söyleyeceğim ve,
sen youngjae,
sen gün ışığım,
ellerim çok üşüdü, gelir misin artık?
üzgünüm, finalde ağlayalım hep beraber.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
kasımpatı'/2jae
FanficChoi Youngjae solo aktiviteleri için gittiği Japonya'dan geri dönememişti.