Yunanlılar gittikten sonra eşyalarımı almak için Sinan'ın odasına gittim. Şimdi eşyalarının Sinan'ın odasına ne işi var diyeceksiniz hemen söyliyim Çıkarken sinirle çıktığımı hatırlarsınızdır umarım o yüzden orda unuttum. Kapıyı çaldım.
"Gir!"
Sinan'ın komutuyla odaya âdeta daldım.
"Eşyalarımı burada unutmuşum onları alacaktım."
"Sordum mu?" Ne? Ne bu şimdi ne yapmaya çalışıyor üzerine atlayıp boğmak istiyorum onu. Sakin ol deniz sakin ol.
"Hani senin odan ya kalas offf tamam çekil şurdan!"
Çalışma masasının yanında durmuş evraklara bakan Sinan'ı itip eşyalarımı aldım. Geldiğim yerden gidebilmek için "çekil!" Dedim. "Yoo geç!"
Beni sinir etmek için yapıyorsa bende deniz değilim. Sakin ol deniz ona istediğini verme. "İyi sen istedin!"
Karnına tekme attım. Ohhh canıma değSin az bile sana "ahhhh napıyorsun be!"
"Sana çekil demiştim!"
"1.50 boyunla bana meydan mı okuyorsun? Sinek ısırığı gibiydi!"
"Küstah. Hıh iyi sinek ısırığınla seni baş başa bırakıyorum! Görüşmemek üzere"
"Hiç sanmıyorum. Tekrar görüşücez en yakın zamanda" cevap vermedim.***
"Ya kızım kabul etseydin... geleceğin için çok önemli bu. Neden istemiyorsun?"
Zeynep'e Yunanlıların iş teklifinden bahsettim. Niye kabul etmediğimi sorguladı ama bende bilmiyorum. Toplantıdan çıktıktan sonra bay Patrick'in onlarla iletişime geçebilmem için verdiği numarayı arayıp Yunanistan da çalışamayacağımı ailemden uzak kalamayacağımı söylemiştim.
"Ya Zeynep istemiyorum işte bir nedeni yok uzatma ya!"
"Peki sen nasıl istersen!"
Evet bizde böyleyiz işte... neyse
Zeynep'in yanından ayrılıp eve gittim.
Yalnızlığa alışamamış olmamın verdiği üzüntüyle ve ailemin kısa süreliğine yanıma gelmiş olmasının mutluluğuyla da karmaşık bir duygu içindeydim.
"Anammm! Anne ben geldim?"
"Hoşgeldin kuzum!"
"Kuzum deyişini bile özlemişim annem!"
Evin içindeki bütün o güzel kokuyu içime çektim.
"Oooo nadide sultan ne yaptın sen ya?"
"Yavrum bir deri bi kemik kalmışsın ana yüreği işte dayanmadı sevdiğin yemeklerden yaptım."
"Offff akşama ziyafet var desene!"
"Hahaha abartma kızım elimden bu kadarı geliyor yaşlandık artık"
"Aaa kendine haksızlık etme nadide sultan sen benim gözümde 25 yaşındasın"
"Hahaha deli kız hadi üstünü değiştir de biraz sohbet edelim!"
Evet bende bu konuşma ne zaman gelecek diyordum. Eğer annem konuşalım diyorsa kesinlikle 'kuzum evlenme yaşın geldi de geçiyor ne zaman evleneceksin milletin ağzına sakız mı olalım sonra millet demez mi nadidenin kızı deniz evde kaldı diye' bu konuyu açacaktır. Bi bahane bulmam lazım.
Üstümü değiştirip salonda oturan annemin yanına değil Amerikan mutfağıma gittim. "Kızım nereye konuşacaktık."
"Sen konuş anne ben buraları düzelteyim biraz!"
"Ben az önce temizledim!"
"Hııı ııı tamam o zaman masayı kur-"
Arkamı dönmemle masayı çoktan kurmuştu. Anneme döndüm. Boşuna uğraşma başka bir şey kalmadı der gibi bakıyordu.
"Iı tamam ben biraz uyuyayım o zaman"
Odama doğru yürürken "deniz!"
Dedi annem bütün harfleri uzatarak. "Otur şuraya kızım"
"Anne ya!"
"Anlat bakalım sende bir haller var"
"Valla billa yok"
"Var var ben gözlerinden anlarım gözlerinin içi gülüyor kim o şanslı kişi!"
Offf anne offf yaktın beni boş boğazım ben ys şimdi dökerim her şeyimi sus nolur sus!
"An-!"
"Anlat"
"Offf tamam!"
"Anneye of denmeZ anlat çabuk"
"Biri var ama aramızda bir şey yok!"
"Hımmm ee"
"Adı Sinan. Üniversite de tanışmıştık birbirimizi seviyorduk. Sonra birdaha hiç görmedim onu geçen gün hani anlattım ya sana bir şirketle görüşmeye gidecektim. Hıh işte oranın sahibinin oğluymuş ve odaya girdiğimde onu gördüm!"
"Eee"
"Konuşmaya çalıştı konuşmadım ben bildiğin gibi değil falan dedi. Zorundaydım dedi"
"Niye dinlemedin?belki geçerli bir sebebi vardır"
"Anne beni bırakıp gitmesinin ne gibi geçerli bir sebebi olabilir ki hem sen benim tarafımda mısın onun mu?"
"Kızım bak insan ömrü çok kısadır sevdiklerinle küsecek kadar uzun değil sen uzun sanarsın ama bir bakmışsın herkes gitmiş böyle yapma senin dediğin gibi gerçekten seni seviyorsa o da giderken çok zorlanmıştır. Bir dinle onu konuş. Bazen sevenlerde gidebiliyor hatta bazen gidenler geri gelmiyor. Bak Sinan geri gelmiş kaderiniz de görüşmemek olsaydı karşılaşmadınız. Değil mi?"
Başımı salladım haklıydı.
"Napıyım anne?"
"Seviyor musun bu çocuğu hala?"
"Bilmiyorum seviyorum galiba!"
"Tamam konuş o zaman onunla!
Bu arada işe girmemiştin değil mi?"
"Evet!" "Gir o zaman ona yakın ol!"
"Bana yarın gel başla dedi Zaten Ama-"
"Aması maması yok başlıyorsun o kadar!"
"Peki tamam"
Annemden ayrılıp odama gittim biraz düşündüm de annem haklı sanırım düşünmeden yargılamamam lazımdı.
Yarın şirkete gidicem....

ŞİMDİ OKUDUĞUN
VÂRİS
NouvellesSessiz bir gemide ki çığlıklardı ,iç sesim! Kendimle bir savaşın içindeydim bu savaşta kimseye yer yoktu. Olmamalıydı bu zamanla benim savaşımdı. Bi yüzün vardı, yüzümü güldüren onu da aldılar benden. Sadece ben ve yıldızlarım kaldık. "Bugün 1 yıl...