Herkese merhaba öncelikle. Geçmiş Peşinde adlı hikayeyi, arşivleyerek bunu yazmayı planladım. Bu şekilde daha iyi olacağına inanıyorum. Tek bölümlük öyküler. Umarım, sizler de sever, desteklerseniz. Hep birlikte bir şeyler bulacağımız hikayelere. :')
Keyifli okumalar. :')
Karşısında duran adama baktı önce. Gözlerini, o mavi gözlerle buluşturduğunda gülümsedi. Yıllardır yaptığı gibi gülümsüyordu ama bu kez bir şeylerin farklı olduğunu karşısında onu, ondan daha iyi tanıyan adam da anlamıştı. Sahi birlikte kaç yıl geçirmişlerdi? Yirmi iki mi ? Hayır yirmi beş yıl. Birlikte geçirdikleri yirmi beş yıl..
Adam hissediyordu sonun yaklaştığını. Bu kez daha fazla yaklaşmıştı. Geçen sefer ki kavgada ucundan dönmüştü ayrılığın ama şimdi işte gerçekten bitiyordu. Nazlı.. Nazlı yâri bu kez gerçekten onu terk etmek üzere çıkacaktı bu bir göz odanın kapısından. Çarpacak kapıyı ve bir daha kimse açmayacaktı bu odanın kapısını. İyi de Nazlı bu zamana kadar hiç adı gibi, nazlanmamıştı ki, her şeyi alttan almış kendinden çok Murat'ı önemsemişti ama yine de Murat'ın Nazlı yâriydi o. Naz yapsa da yapmasa da..
'' Aslında '' dedi Nazlı yattığı yataktan ayaklarını yere sarkıtırken. Sağ ayağını sol ayağının üzerine koydu ve dudaklarını dişlerinin arasına alarak ellerini iki yanına koydu. '' Henüz bitmedi. Söyleyeceklerim var. ''
Murat derin bir nefes aldı. Gitmiyordu. Nazlı yari şimdilik buradaydı ama gideceğini bile bile yaşamak, acıtmıyor muydu? Evet, acıtıyordu.
'' Sen beni seviyorsun biliyorum ama benim seni sevdiğim kadar değil. Eğer sen beni, benim seni sevdiğim kadar sevseydin Murat, '' dedi sustu.. Sustu sustu ve yine sustu.. Kuş gibi çırpınan yüreği, dile gelmek istercesine göğüs kafesini sıkıyordu. Tıpkı yüreğinde ki çırpınan kuş misali kendini tutsak hissediyordu.
Tutsak.. Murat'a tutsak, gözlerine tutsak ve onun yüreğine tutsak. Bu adam ona ne yapmıştı da gençliğini vermişti bu adama? Artık ayrılmaları gereken bir veda vaktindeydiler ve Nazlı her zaman ki gibi susuyordu. Yüreğinde ki yangına su serpmeye çalışıyordu yine.
'' Kurtar beni, içimde ki duvarlar yıkılıyor.. enkaz altındayım '' demek üzere araladığı dudaklarını hemen kapattı. '' Boş ver! ''
Başını yastığa koyarak, gözlerini kapadı ve başucunda ki gece lambasını kapatarak ellerini göğsünde birleştirdi. Biliyordu ki yine kaçış yolu uykuydu ama yine bildiği bir gerçek vardı ki yarın aynı şeyler olacaktı. Bu kez susmaması gerektiğini yüreğinde ki kuşa fısıldayarak, gözlerinden akanları sildi. Yatağın sol tarafında hissettiği hareketlenmeye aldırmadan kendini uykunun kollarına bıraktı.
------- * ------
Yine aynı gece vaktinde Murat kapıya dayandı. Nazlı yavaş adımlarla kapıya doğru yürüdü ve kilidi bir kez çevirdikten sonra Murat'ı içeri çekti. Murat elinde ki şişeyi Nazlı'nın kitaplarının olduğu masaya koyarak yatağın üzerine oturdu ve Nazlı'ya baktı.
Nazlı bu geceyi, her gün yaşıyordu. Her gece kavga ediyorlardı. Daha doğrusu Murat ekmek getirmediği evde ekmek bekliyor Nazlı'ya bağırıp, çağırıyordu. Nazlı ise okuduğu kitabın arasına ayracını koyarak kitabı olduğu yere bırakıyor pişirdiği çorbayı Murat'ın önüne bırakıp, uyuyordu.
Her gece, sevdiği adamın bu hale nasıl düştüğünü, nasıl ona yabancılaştığını düşünerek gözlerinden akıtıyordu söyleyemediği her şeyi. Yirmi beş yılının tutsak ettiği zincirler artık kırılıyordu. Özgür olmasını istercesine, birer birer ayrılıyordu zincirler. Daha dün aynısını yapmıştı.. ama bugün, susmak istemiyordu.
Çorbayı Murat'ın önüne koydu ve sırtı dönük olan Murat'ın arkasında yatağa oturarak konuştu.
'' Bitti. ''
Dudaklarından dökülen bu sözcükle artık hiçbir zincirin kalmadığını, hepsinin kırıldığını ve onu özgür bıraktığını hissediyordu.
'' Bitti diyorum sana! ''
Sesinin tınısını biraz olsun yükseltmişti.
'' Bu kez bu kapıdan çıkıp gidiyorum. Artık sen de, '' dedi yatağın altından eskimiş kahverengi bavulunu çıkarırken. Bu bavul Murat'la bu eve ilk geldiklerinde babasının evinden getirdiği bavuldu. Şimdi aynı bavulla bu odadan çıkacaktı ama gidecek bir babasının evi yoktu. Olsun. Ne olursa olsun Nazlı bugün bu odadan çıkıp gidecekti. '' Başının çaresine bak. Sen benim için bittin. Ben de artık senin Nazlı yarin değilim Murat. ''
'' Nazlı! '' diyerek Murat ayaklandı ve kitaplarını valizine koyan Nazlı'ya baktı. '' Beni bırakıp gidemezsin! ''
'' Giderim! Hem de öyle bir giderim ki senden artık bu kalp sana kapı duvar olur! Sen, beni yıkılan duvarlarımın altında bıraktın! Şimdi bende seni bırakıyorum o enkazın içinde. ''
Valizine aldıklarına baktı.
İki parça kıyafet ve kitapları. Zaten bu hayatta başka neyi vardı ki kitaplarından başka? Kitaplar onun gizli sandığı, kilitli yüreğiydi.
Kapıya doğru yürüdü Nazlı ve durdu. Masanın üzerinde ikisinin güldükleri çerçeveli fotoğrafa baktı, hüzünlü bir gülümseme dudaklarına yerleştiğinde kapıyı açarak, çıktı ama çarpmadı. Usulca kapadı, tıpkı kalbi gibi.
Ona teslim olan kalbi,
her bir duygusu bir dağda,
zincirlerini kırmış
artık kendini sevmeye başlamış,Baki olan umutları ile usulca gitti hayatından..

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Dilimdeki Şarkılar
Teen FictionSen, istemesen de gün batıyor. Kaybetmiş umutlarının perdesini aralayarak bakıyorsun bu şehrin ışıklarına. Bir şeyler arıyorsun, bir sebep buluyorsun yaşam telaşından kaçıp gitmek istiyorsun aslında Sen bu şehre dilindeki şarkıları fısıldarken.