14. Bölüm

813 79 14
                                    

Yixing bedenindeki kasılmalarla uyandığında her yanı ağrı içindeydi. Efendi Sehun tarafından bu adama yollanırken ne kadar şanslı olduğu, ona bakacak en iyi adama gönderildiği söylenmişti ama şu an ölüm bile gözünde sıradan görünüyordu. Bitmiş bedenini sürüyerek yatakta oturmaya çalıştı, hala bacaklarını hissetmiyordu, ancak zayıf kolları bedenini taşıyamadığı için büyük ve yumuşak yastıklara gömüldü bedeni. Hissettiği acıyla sızlanıp bedenini çevirmeyi denediği sırada yataktaki diğer vücudu fark etti. Onun kıpırdanmalarına uyanan sarışın sessizce sırtını başlığa dayamış parmakları arasındaki saçları çekiştirerek uyanmaya çalışıyor gibi görünüyordu. Korkuyla üzerindeki kumaşı yüzüne doğru çekiştirdi. Nefes aldığının bile duyulmasını istemediğinden olabildiğince tuttu nefesini.

“Artemis! Lanet olsun Artemis!” Kris sinirle kükrediğinde yukarıdan aşağıya inen Diana askeri yeşil bir görünümdeydi. “Hoş geldiniz Efendi Yifan. İstediğiniz üzere odanız ayarlanıyor.” Diana odanın nem değerini olabildiğince düşürüp ısıyı 20 dereceye ayarladı. Havaya aromatik kokular sıkıp, bu kokular yüksek düzeyde ağrı kesici içeren özel karışımlardı, Yifan’ın yanına yeni ve jilet gibi ütülenmiş kıyafetleri yerleştirdi. Yifan hala gözleri yarı açık uyanmaya çalışırken kapısından içeriye genç bir hizmetçi girdi. Kız büyük bir gülümsemeyle kahvesini servis ettikten sonra selamladı yataktaki adamı. “Sizi görmeyi özlemiştik Bay Yifan.” Kahvesinden büyük bir yudum alan Yifan sonunda kafasını kaldırmış kıza gülümsüyordu. “Teşekkür ederim Mira, ellerine sağlık. Kahven yine mükemmel olmuş.”

Yixing duyduğu sözlerle şaşkınlıkla donakaldı. Dün gece kendisine eziyet eden bu adam şimdi bir hizmetçiye teşekkür mü ediyordu hem de oldukça gerçekçi görünen bir gülümsemeyle!  Kurumuş dudaklarını kemirirken Diana’nın talimatıyla üstündeki örtüyü araladı. Adının bu olduğundan emin olduğu alete uyandığından beri Artemis diyen sarışına bakmaya korkuyordu. Diana bedenini incitmeden kaldırıp beyaz bir mekanizmanın içine yerleştirdi. Bir insan görevi verilse kesinlikle oğlunun hatalarını kapatmaya çalışan anne olurdu diye düşündü Yixing bu alet için. Az sonra vücudunu saran renkli buharlarla acıları dinmeye başlamıştı. Yixing biliyor ki az sonra kapanacak olan gözleri yeniden açıldığında bambaşka biri olacak sanki hiç kullanılmamış gibi hissedecekti.

Gözleri kapanırken onun sesini yeniden duydu, acımasız sarışının. “Artemis neler oldu, anlat bana hemen!”

☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺☻☺

“Neden geldiniz, yolladığınız bedenler yerine yenilerini almadan durmayacaksınız, değil mi?”

Sehun, sinirli gözlerini üzerine dikmiş esmere bakıp gülümsedi. “Seni görmeyi beklemiyordum ufaklık ama madem karşılaştık sana sarışınlara karşı nasıl davranman gerektiğini öğrettiğimden emin olmalıyım. Sen ne dersin?” Jongin kahkaha atıp sarışının ters bakışlarını kazandı. “Yıkılmak üzere olan bir düzenin aptal kurallarına göre idare edemeyeceğin biriyim ben. Sarışın aptallara nasıl davranmam gerektiğini bildiğimden eminim sadece senin esmerler diye küçümsediğin bizlerden bir farkın olmadığını sana göstermek için seninle geliyorum. Bunu anladığın an çok pişman olacağından eminim ve işte o an karşına geçip özür dilediğin insanların en önünde olacağım. Yere değen başını görebilmek için.”

Sehun kendinden oldukça emin konuşan çocuğa cevap vermek için söze başlayacakken araç şemse girmiş iniş işlemlerini yapıyordu. “Devamını odamda konuşalım cesur yürek! Odamda ve çıplak olarak…”

Sehun elinden tuttuğu Jongin’i kendisini bekleyen asansöre çekiştirdi. Jongin tamamen camdan yapılmış mekanizma hareket ettiğinde arkasında kalan muhteşem yapılara göz attı. Kendi yaşadığı döküntü yerden ne kadar farklı ve iyi görünüyordu. Farkında olmadan derince iç çekti.

Sehun’un üzerinde gezinen ince parmakları yavaşça aşağıya hareket ederken sırıttı. Sarışın sarışındır ve aklı uçkurundan başka şeye çalışmaz kuralı işlevine başlamıştı işte. Jongin gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı, bu göreve neden geldiğini içinden tekrarlarken burada öğreneceği her bilginin o çocukları kurtaracağını düşündü ve gülümsedi yanındaki bedene.

“Sadece ben istediğim sürece bana dokunabileceğini unutma!” arkada doğmakta olan güneşe sırtını verip Sehun’un suratını yaklaştırdı kendisine. İnce dudaklarını ısırıp öpücüğün kontrolünü elinde tutmaya çalıştı. Sehun’un, bedeninde gezinen elleri sıkı kalçalarına ulaşıp onları sıktığında arsızca inledi.

Asansörün katta uyarısına aldırmadan öpüşmeye devam ettiler. Sehun esmerin bacağını beline sarıp arkasındaki cam yüzeye yasladı küçük sırtı. Dolgun alt dudağı emerek esmerin tadını alamayacağını anlayınca dilini bir ajan gibi bilinmezliğe ilerletti. Jongin bütün gücüyle gelen yabancıya engel olmaya çalışıp üstünlük için mücadele etse de çoktan esir edilmişti. Bedeni yavaşça kavrulduğu arzu batağında çırpınırken üstündeki bedenin salınımlarına eşlik ediyordu.

“Hey! Sehun sonunda senin ufaklığı harekete geçirecek bir fıstık bulmuşsun.” Luhan sırıtarak asansörün kapısından ikiliyi izliyordu. Sehun kafasını çekip arkasına çevirdi. Çoktan kata geldiklerini anlayıp esmeri çekiştirerek odasına götürürken arkasından seslendi Luhan.  “Heey bu defa beceremezsen bana hediye edecektin elindekini sakın unutma! O afeti altımda istiyorum.”

Sehun dişleri arasında fısıldayıp “Rüyanda görürsün” dedikten sonra esmeri odasına soktu. “Evet, bebeğim nerede kalmıştık?” Jongin hala düzene girmemiş nefesiyle karşısında soyunan bedeni izliyordu. Sehun tamamen çıplak kaldığında yaklaşıp esmeri yakaladı. Üzerindeki kıyafetin alt kısmından soktuğu eliyle esmerin göğüs uçlarını okşarken Jongin’in duvar gibi durup onu izlemesi canını sıkmıştı. Madem istediği buydu Sehun ona oyunu gösterecekti.

“Luna! Bağla onu.” Sehun çıplaklığına aldırmadan kumaş parçalarıyla bağlanan bedeni izledi. Kendisini koltuğa bırakıp Luna’nın servis ettiği kadehinden pembe şampanyasını yudumladı.

“Yere oturt, bacaklarını arala.” Yüzüne yaramaz bir ifade hâkim olmuş kafasındaki fikirleri yapması için Luna’yı bekliyordu. Luna bebeklerine kötü davranamayacağını bildiğinden her hareketi Sehun’un zevk alacağı şekilde yavaş ve gösterişli yapıyordu. Sehun altında hareketlenen erkekliğiyle sızlandı. Daha şimdiden bu hale gelmesi ne aptalcaydı.

“Madem benim dokunuşlarımdan memnun değilsin o halde sen kendine dokun bakalım.” Diye buyurdu önünde oturan çocuğa. Jongin havadaki elleri yavaşça aşağıya salınırken ters ters baktı sarışına. Sadece onun dokunuşlarını kabul etmesi belki daha iyiydi ama çoktan bu hakkı kaçırdığını biliyordu. Madem istediği buydu ona istediğini verecekti. Elbette bunun intikamını ondan alacağından emin olacaktı. Eli yavaşça bedenini okşamaya başladığında içkisini yudumlayıp onu izleyen adamdan ayırmadı gözlerini.  Alt dudağını dişleri arasına alıp ezdi ve erkekliğini okşamaya başlar başlamaz seslice inledi. Gözlerini bir an olsun sarışından ayırmadan ritmini hızlandırmaya devam etti. Bacakları ağırlığını taşımakta zorlansa da bedenini yukarı aşağı doğru itiyor ve vücudunun titremesine eşlik ediyordu. Sonunda sesli yutkunan Sehun’un sesi duyuldu.

“Onu yatağa getir Luna!” 

Doğmayan Güneş (✓)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin