Okul

182 18 2
                                    

Y/n'den:
Ben: Huh! Sonunda gittiler ya!

Diyerek koltuğa uzandım. Cidden fazlasıyla -benim için- yorucuydu.

Kahin: Y/n?
Ben: Efendim?
Kahin: Artık sanarım seni özgür bırakmanın zamanı geldi.

Ne diyor ya bu? Ben zaten özgür değilmiyim ha?

Ben: Yani?
Kahin: Yanisi artık arkadaş çevreni kur. Evden okula, okuldan eve...Böyle olmamalısın, hadi yarın avm'ye gidiyoruz. Tamam mı güzelim?
Ben: Hımm...Peki gideriz sıkıntı yok. Ve boğrada neden bu zamana kadar beni evde tuttun. Yani bir sebep vardır herhalde?
Kahin: Tabiki bir sebep var. Ama-

Bıkınlılıkla.

Ben: Pekii. Zamanı geldiğinde öğrenicem. İyi geceler tatlı cadım.

Diyerek kahinin yanağını öptüm. Ve telefonumu koltuğun üzerinden aldım.

Kahin: Bilki yaptıklarım sadece senin iyiyiliğin için, sabret. Ve gereken cevaplarını al, tamam mı?

Diyerek anlımı öptü.

Kahin: Sanada iyi geceler minik fare~

Güldüm. Ve sonradan salondan ayrılarak merdivenlerden çıktım. Olanları düşünüyorum, gerçekten nasıl bir çocuk? Sonunda yatak odama vardım, hemen telefonumu yatağ fırlatıp dolabımdam pijama takımımı aldım, ve banyoya girdim. Üzerimi değiştirdiğim, sonra da yüzümdeki makyajı sildim ve banyodan çıktım.

Çıktığım gibi kendimi yatağ attım. Telefonum nerde diye baktığımda yastığımın oraya gelmişti, ordan aldım ama arkasında da kağıt yapışmıştı. Aldım tam buruşturup odamdaki -kağıtlar için- çöp kutusuna atacağım sırada içinde bir numara olduğunu fark ettim. Açtım ve içinde yazanlara ne diyeceğimi şaşırdım.

8******
Bu benim numaram, ne zaman istersen telefonum hep sana açık olucaktır bebeğim ;)

Jungkook

Ben: Yaa öylemi sen şimdi görürsün!

Diyerek kağıtta yazan numaraya girdim ve mesaj atmaya başladım.

Ben:
Oğlum sen kimsinde bana numarını
veriyorsun!!!

8******:
Biliyordum. Ahh ama çok beklettin!

Ben:
Bana bak eğer bir daha buna benzer
bir konuyla karşılaşırsam. Bilki seni
polislere şikayet ederim sapıklılıktan

8******:
Alt üstü numarımı verdim.
Abartma.

Ben:
Peki bana sordun mu hiç,
istiyormusun? Diye!

8******:
Hayır. Ama sen kabul etmesende
yapıcaktım. Ne fark var?

Ben:
Bir daha lütfen böyle bir olay ya da
benzeri istemiyorum! Yoksa cidden
seni sapık zannedeceğim.

8******:
Pekiii. Bari konşsak~

Ben:
Hayır! Şimdi ben bu numarayı siliyor
bir daha görmemek üzere
engelliyorum!

8******:
Ya tamam tamam özür dilerim.
Cidden bir daha olmiyacak ama
lütfen engelleme.

Ben:
Dediğim gibi senle daha yeni
tanıştım.
Ve sana güvenmiyorum, engellememi
istemiyorsan aradan belirli bir
zaman geçmeli ki. Sana güvenerek
rahat bir biçimde konuşayım.
Yok eğer ilk günden bu kadar samimi
olursak. Cidden benim için fazla.

8******:
Yani engelliyeceksin?

Ben:
Evet.
İyi geceler Jungkook.

8******:
Uff sanadaaaaa.

(Bu numarayı engellediniz)

Ben: Huh! Ne sanıyorki bu kendini, sanki ondan numarasını istedim. Bide buda yetmezmiş gibi zorla bana sarılyor. Bu çocuktan uzak durmak en iyiyisi. Evet!

Diyerek telefonu kapatıp komedimin üstüne koydum. Ve sonrada altımdaki yorganı çıkartarak hem üstüme serdim hem de yatağ rahat bir biçimde uzandım. Ve uykuya yavaş yavaş dalmaya başladım.

Sabah:
Sabah alarmımın sesiyle uyandım. Ve etrafa bir göz geçirdim, tam tekrar uyuyacağım zaman okula gideceğim aklıma geldi ve hemen yerimden kaltım. Doğruca banyoya gittim ve rutin işlerimi hal ettim, banyodan çıktım ve dolabımda hazır olan okul kıyafetimi aldım.

İşim bitti sonrada saçımıda taradım ve salık bıraktım. Okuma gözlüğümüde masadan alarak, çantama koydum. Çantamda eksik kitap/defter varmı diye baktım ve evet tek eksik Matematik defteri. Aslında o Lisa'da Matematik dersini kaçırdığı için bütün notları benden istedi. Bende defteri verdim, umarım getirmeyi unutmaz.

Neyse Son olarakta dudağımın çatlamasını önleyen dudak nemlendiricisini sürerek hazır bulunmaktaydım. Çantamı sırtıma alarak aşağ indiğim. İndiğimde kahin yoktu sanarım hayla uyanmış değildi. Masaya baktığımda kahvaltı hazır değildi. Aslında iyiydi okulda yemeyi düşünüyordum.

Masaya son kez batıığımda üzerinde kağıt vardı, alıp okudum.

Bebeğim, benim acil bir iş çıktı. Masanın üstündeki parayı al ve kantinden kendine yiyecek birşeyler al. Seni seviyorum...

Masanın üstündeki parayı aldım ve cebime koydum. Huh artık gitsem iyiyi olur, hemen giriş kapısına geldim ve yanda duran askılıktaki anahtarı ve araba anahtarını aldım. Bir tane spor ayakabıyı alarak giydim, kapıyı açtım ve dışarıya çıktım. Kapıyı kapattığım gibi kilitledim ve hemen evden ayrıldım.

Arabaya yaklaştım ve açtım direk koltuğuma geçtim ve çalıştırdım sonra sürmeye başladım.

(13 dakka sonra)

Sonunda okula varmıştım. Arabayı park ettiğim gibi yanda olan koltuktan çantamı aldım, ve arabadan fırladım. Tabi kilitlemeyide unutmadım, hemen okula girdim ve sınıfıma doğru yol aldım. Herkez gelmişti ve zil çaldığı için şuan herkez koşuşturuyordu, bende sonunda gelmiştim, ve kapıyı açtım ve hemen sırama geçtim.

(Lisa, hana ve y/n var. Diğer erkekler yok. Ya da var, ya da yok ya da başka bölümlerde ortaya çıkarlar herhalde ^-^)

H: Sonunda! Eğer biraz daha geç kalsan hocadan azar işiticektin.
Ben: Haklısın tam zamanımda. Neyse, Lisa matematik defterim?
L: Ahh evet unuttum.
Ben: Ne!
L: Ya öyle değil. Getirdim tabi ama aklımdan çıktı.
Ben: Ohh.

Lisa çantasından defterimi çıkarttı ve önden bana uzattı. Lisa önümde, hanada yanımdaydı.

L: Al bakalım.

Aldım ve direk çantama koydum. Sonra bu ders için gereken eşyalarımı çıkarttım, öğretmen gelmişti. Ve ders başladı.

(40 dakka sonra)

Arkadaşlar anca bu kadar yazdım devamıda gelecektir. Kendinize iyi bakın...

Jeon Jungkook/Kurtalar ve Vampirler DiyarıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin