2. BÖLÜM:İLK DURAK

281 114 132
                                    

     Arkadaşlar yeniden merhaba. İkinci bölümle karşınızdayım. Sizinle yeni bir bölüm ile karşılaşmak benim için büyük bir mutluluk. Yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyorum. Arkadaşlarınıza da önerirseniz çok mutlu olurum. Destekleriniz için teşekkürler.
          
    Günün ilk ışıklarıyla gözlerimi açtım. Saatin kaç olduğunu bilmiyordum. Uzanıp telefonumu aldığımda saatin 08.00 olduğunu gördüm.
      
       Güne erken başlamıştım. Burçin daha uyuyordu. Çocukların odasına gittiğimde onların da henüz uyanmamış olduklarını fark ettim.

       Onları uyandırmamaya gayret ederek mutfağa yöneldim. Bugün kahvaltıyı ben hazırlayacaktım. Kahvaltıyı ettikten sonra da yolculuğumuza devam etmeyi planlıyordum.

        Önce patatesleri soydum. Onları bir tavaya koyarak kızarmaya bıraktım. Daha sonra yumurtaları haşladım.Ve havanın güzel olduğuna kanaat getirip masayı üst kata çıkardım. Açık havada kahvaltı yapacaktık. Masaya çatalları ve bardakları yerleştirdim her şey hazırdı.

      Önce Burçin ' i uyandıracaktım. Odaya gittiğimde mışıl mışıl uyuyordu. Yanına gidip onu uyandırdım. Daha sonra çocukların odasına yöneldim. Fakat Özden ile Özgür ayakta dikiliyordu.

     "Siz ne zaman uyandınız? "diye sordum büyük bir merakla. Özden söze atıldı." Babacığım mutfaktan o kadar güzel kokular geliyor ki bizim  de karnınız acıktı." Peki Ayda nerede diye sordum bu kez de. Bu defa konuşan Özgürdü."O bizden önce kalktı. Elbisesini giydi şimdi saçlarını tarıyor iner birazdan."

       O anda sanki duymuş gibi Ayda aşağı indi. Yeşil puantiyeli elbisesini giymişti ve ona uygun bir bandana takmıştı. Çok güzel olmuştu. Ablasının aksine güzelliğine daha fazla önem verirdi. Yaşına göre oldukça olgundu. Onun konuşmalarını ve davranışlarını görenler ikinci sınıfa gittiğini tahmin bile edemezlerdi.

     Kahvaltı için sofraya oturduğumuzda Burçin çayları doldurdu. Ben ise kızarmış ekmekleri sofraya getirdim. Kahvaltı muhabbetlerimiz, kahkahalarımız ile devam etti.

       Kahvaltımız bittiğinde yola devam etmek için sürücü koltuğuna geçtim. Zaten burada mola vermemizin nedeni  burayı sevmemiz değil, havanın kararmasıydı.

      Yol boyunca Burçin ile sohbet ettik. Çocuklar yukarıda olmalıydılar. Açık havada yolculuk etmeyi seviyorlardı.

        Biraz daha gittikten sonra eşsiz bir yere geldiğimizi gördüm. Burçin burayı çok beğendiğini söylüyordu. Ben de çok beğenmiştim anlaşılan ilk durağımız burası olacaktı.
(Medyada geldikleri yer var.)
    
       Kendimize güzel bir yer bulmuştuk. Karavandan ilk inen Burçin oldu. Doğayı ve çiçekleri çok seviyordu. Sonra teker teker çocuklar indiler.

       En son inen ben oldum. Kamp sandalyelerimizi çıkardık. Ben yakacak bir şeyler toplamaya gidecektim. Çünkü biliyorum ki çocuklar hemen yatmak istemeyecek, gecenin tadını çıkarmak isteyeceklerdi.

      Burçin' e yakacak bir şeyler bulmaya gideceğimi söyledim. Ve ormana doğru yürümeye başladım.

Özgür ' den:
 
     Babam uzun zamandır ortalarda görünmüyordu. Nerede olduğunu merak etmiştim. Annemin yanına gittim. Babamın nerede olduğunu sordum. Ormana yakacak bir şeyler toplamaya gittiğini söyledi.

    Ben de Ayda ve Özden' in yanına gittim. Çimenlere oturmuş müzik dinliyorlardı. Yanlarına oturdum. Temiz havayı içime çektim.

    O sırada annemin bize seslendiğini işittim. "Çocuklar buraya gelin size bir sürprizim var." Bu sürprizin ne olduğunu hepimiz merak etmiştik.

    Hızla annemin yanına gittiğimizde bizi bekleyen sürprizin bir hamak olduğunu gördüm. Hamak başında olacak kavgamızı önceden düşünmüş olacaklar ki geniş bir hamak almışlar. Yani üçümüz rahatlıkla oturabilirdik.

       Her zamanki Özden yine kitap okuyordu. Ayda ise birden hareketlendiğinde ona ne olduğunu sordum. Oturmak istemediğini gezip fotoğraflar çekmek istediğini söyledi.

        Ayda 'nın fotoğrafçılığa merakı vardı. Hatta evin bir odası ona ayrılmış, çektiği fotoğraflar sergileniyordu. Henüz ikinci sınıfa gidiyordu. Bir gün hep birlikte bir film izliyorduk. Filmde başroldeki kız fotoğrafçılık ile ilgileniyordu. Ayda da o günden sonra fotoğrafçılığa merak sarmıştı. Ve  kendisine fotoğrafçılık hobisi için bir oda ayırtmıştı.

         Onu yalnız bırakmak istemedim ve ben de onunla birlikte geleceğimi söyledim. Özden ise yalnız kalmak istemediğini söyleyince o da bizimle gelmek için hareketlendi. Annem ise arkamızdan fazla uzaklaşmamamız gerektiğini söylüyordu.

          Biraz yürüdük. Gerçekten burası karavan tatili yapmak için çok güzel bir yerdi. Harika fotoğraflar çekmiştik. Anlaşılan bu yaz bol bol anı biriktirecektik.

Suat ' tan:
      
          Yaklaşık 1 saattir ormandaydım. Yeterince yakacak bulduğumu düşünüyordum. Artık geri dönüş vakti gelmişti. Sessiz ormanda ağır ağır yürüyordum.
       
           O sessizliğin içinde bir ses duydum." Suat!!" Tanımadığım bir ses bu ıssız ormanda adımı haykırıyordu. Cevap verip vermemek arasında kararsızdım. Cevap vermeden öylece yürüyüp gidecektim. " Demek ilk durağa geldin" dedi aynı ses tekrardan.

         Ne demek istediğini anlamıyordum. Benim buraya  geleceğimi biliyor muydu? Dahası ilk durağa geldin demişti. Demek ki sonraki gideceğim yerleri de biliyordu. Ama nasıl? "Ben her şeyi bilirim." dedi gülerek. Kahkahası  tüm ormanda yankılanıyordu. Demek ki benim düşüncelerimi de okuyabiliyordu. "Daha sonra görüşeceğiz." dedi o ses."Daha sonra görüşeceğiz..."

        Önümde iki yol vardı. Ya gidip aileme her şeyi anlatıp bu tatili bitirecektim. Ya da tatile devam edip ne olduğunu ya da ne olacağını bekleyecektim...

Ve işte bölüm sonu... Bölümü nasıl buldunuz? Yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyorum. Bir dahaki bölümde görüşmek üzere hoşçakalın :):):)

Sorular;

*Suat ' ın yerinde siz olsaydınız nasıl bir yol izlerdiniz?

*Sizce ormandaki ses Suat ' a ilk durak derken ne anlatmak istiyor olabilir?

* Sizce Suat ailesine ormanda yaşadıklarını anlatacak mı?

YERYÜZÜNDEKİ SON RENKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin