Selaaamm :). Nasılsınız bakalım? Umarım iyisinizdir :). Bir önceki bölüme oy sayısı ve yorum sayısını sonradan verdiğim kararla sınır koydum. 10 oy 5 yorumdu. 9 oy geldi ama olsun yine paylaşayım dedim :).
Fazla tutmayım.Okurken yorum yapın ki eğlenelim. Yanlışlarımızı düzeltelim :)
Umarım beğenirsiniz, iyi okumlar gece yıldızları. :)
***
Gözlerimi yavaşça araladım. İlk başta normal bir gündü. Ama sonra gece yaşadıklarım aklıma geldi. Elimi dudaklarıma götürdüm. Bu gerçekti, buna emindim. Ama nasıl olmuştu. Nasıl öpüşmüştüm onla? Nasıl bir anda her şeyi unutabilmiş ve onu öpmüştüm. Peki o kimdi? Aynı anda sorduğumuz soruya bakacak olursak o da beni tanımıyordu.
Peki neden orası bize ayarlanmış gibiydi. Ateş ve buz. Kafamda bir sürü soru vardı. Ama bunların cevabı yoktu...
Yataktan kalktım. Geç kalacaktım. Üstümü yine siyahlara bürdüm. Siyah düz swet ve pantolon. Şu cüsseden nefret ediyordum ama giymem gerekiyordu. Siyah çantama bir iki şey attım. En son dalgalı saçlarıma bir tarak vurdum. En son odamdan çıktım. Aşağı indiğimde annem yoktu. Bu saatte uyumayacağını biliyordum. Büyük ihtimalle toplantı vardı. Masanın üstünde gördüğüm notta bunu destekliyordu. Ve geç geleceğini söylemişti. Benim de direk eve gelmemi. Zaten bu kafayla bir yere gidemezdim.
Size hiç annemden bahsetmedim dimi. Şöyle anlatayım. Annemin siyah düz ve uzun saçları, siyah gözleri. Esmer bir teni vardı. Bazen diyorum ben onun çocuğu olamam. Ama onun çocuğuydum işte. Annemi severdim. Ya da sevmek zorundaydım... Her neyse, annem cadıların büyüklerinden yani konseyden. Bir şey olursa ilk haberi olanlardan annem.
Hiçbir şey yiyesim yoktu. O yüzden bir bardak su içtim sadece. Evden çıkarken vitrinde bir kez daha kendime baktım. Gözlerim kendimi baştan aşağı incelerken dudaklarımda kaldı. Elimi tekrar dudaklarıma götürdüm.
"Ateşlerin efendisi... Kimsin sen?"
Kendimi toparladım ve sonunda evden çıkabildim. Yine yağmur çiseliyordu. Yüzümü kaldırdım. Yüzüme gelen yağmurda ilk defa gülümsemedim.
Su ateşi söndürürdü. Ben ateşimin sönmesini istemiyordum.
Bir an düşündüğüm şeyi garipsedim. Bir gecede bende bu kadar etki bırakmazdı. Bırakmamalıydı.
Derin bir nefes aldım ve yürümeye başladım. En son vardığımda nasıl geldiğimi anlamamıştım. Düşüncelerle boğuşmakla meşguldüm. Kolumu anında biri kavradı ve beni bir yere sürüklemeye başladı. Okulun arkasına geldiğimizde sırtım duvarla buluştu ve beni çeken kişi kollarını iki yanıma koydu.
Gözlerim siyah gözlerle buluştu. Ona anlamsızca baktım. "Amacın ne?" Diye sordum. Arkadaş yanıma gelmek yerine yaptığının ne faydası var sana?
"Canım istedi. Bir sorun mu var?" Her canının istediği olmaz canım! Gözlerimi devirdim.
"Evet var." Dedim. Bana bilmiş bir edayla baktı."Neymiş o? Ben sadece dünkü bölünen şeyi tamamlamak istedim." Dünkü bölünen mi? Ah hayır. Gece yaşadıklarım yetti sağ ol!
"Derse geç kalacağım." Dedim. Sonra ellerimi göğsüne koydum ve onu itmeye çalıştım. Olmadı.
"Dün annen sana ceza verdi. Bence ilk denemeye göre gayet iyiydi. Annen hep böyle mi?"
"Sen bizi mi dinledin?" Başıyla onayladı. "Annemin nasıl olduğu seni ilgilendirmez!" Dedim ve bu sefer büyü kullanarak onu ittim. Sinirle adım atmaya başladım. Belki fazla tepki göstermiştim. Ama ona bir şey açıklamak zorunda değildim. Bir kitap meselesinin fazla büyütmüştü.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yıldızlı Gece
FantasíaBuzu sadece ateş eritir... ★★★ Periler, Cadılar ve onlar arasında geçen savaşlar... Buz, bir cadıydı. Sadece annesi vardı hayatında. Hayatı normal bir şekilde ilerlerken bir gecede her şey değişti. Yıldızlı Gece... O geceden sonra kafasında çözmek...