Lestrange ve Clark

899 72 8
                                    

Dosya'nın kapağını açmak için elimi uzattım. İlk sayfada bir not vardı.

Toplanma'nın başındaki kişiler ve isimleri, suçları. Tepedekini bulmak imkansız. Sadece duruyor, birşey yapmıyor ama çok tehlikeli. Sen bence onların yerlerini kendin de bulabilirsin Siyah'ın Prensesi. Unutma senden bir şey isteyeceğim ortak. Görüşmek üzere...

Ne yani? İsim yok mu? Kağıdın arkasını çevirdim.

John Henry Clark.

Clark... Clark? Bir yerden tanıdık geliyor. Acaba hangi ismini kullanıyor?

Napçan.

Diğerini söyliycem. Çünki pçlk.

Slk şy sni s.s

Hayatımda eksik olmayan ekşın ile birlikte baskına gidiyoruz. Asamı çekme gereği duymuyordum çünkü ihtiyacın yoktu. İçeri girdiğimizde Rabastan Lestrange ile göz göze geldim.  "Sen de baştakilerden birisin Lestrange. Güzel." Asasını kaldırdı. Sırıttım. "Herkes geri çekilsin." Herkes şokla bana bakıyordu. "Geri dedim."  Seherbazlar evi terk ederken ölüm yiyenler asalarını bana doğrultmuştu. "İstesem gözümü bile kırpmadan sizi yakalayabilirim tam da şuan. Ama siz benim işime yarayacaksınız. Söyle Lestrange başındaki kişiye, gölgelerde saklanarak hiçbirşey yapamaz. Yarınki toplantıdan da haberim var. İstersem gider onu görürüm. Ama ne yaparsın (!) Ben oyun oynamayı severim. İyi günler." Yemin ederim bu çıkış işlerinde no. 1'im artık.

Bakanlığa cisinlendiğimde herkes bana bakıyordu. "Neler oluyor?" Kimse cevap vermeyip göz temasından kaçınıyordu. "NELER OLUYOR DEDİM?!" Koşarak gelen Sabrina'yı gördüğümde kafamı ona çevirdim. "Chas..."   "Neler oluyor Sab?"   "Sirius..." Kalbimde bir sıkışıklık hissettim. Boğazım tıkandı. Tişörtümün önünü sıktım kalbimi rahatlatmak istercesine. "Yine odamı pembeye falan mı boyadı pis Gryffindoorlu? Gry Posterleri asıp aslanlı işlemeler mi yerleştirdi? Yoksa tüm kıyafetlerimi neon sarıya mı boyadı? BİR ŞEY SÖYLE SAB! BANA SİRİUS'UN SIRADAKİ ŞAKASINI SÖYLE!" Herkes gözlerini üstümde gezdiriyordu. Bir kaç kişi göz yaşlarını tutamamıştı. Dizlerimin üstüne düşmemle yanıma 2-3 kişi koştu. "Nerde? Sirius nerde?"   "St. Mungos."   Daha fazla kendimi tutamadım. Gözlerimi karanlığa teslim ettiğimde son gördüklerim bana doğru koşan bir Sabrina'ydı.

Gözlerimi beyaz bir yerde açtım. Iy burası hastahane gibi kok- SİRİUS! Hızlıca ayağa kalkmamla başım dönsede çaktırmayıp dışarı çıktım. "SİRİUS?! SİRİUS!" Kimse gözükmüyordu. "Sirius Orion Black nerede?!" Sekreter hızlıca bir dosya açtı. "Acil Müdahale odasında." Nasıl oraya geldim bilmiyordum. Yıkılmamı sağlayan şey Remus'un kırmızı gözleriydi. Göz yaşlarım gözlerimden düşerken bağırmaya başladım. "NE YAPIYORSUNUZ? PATİAYAKTAN BAHSEDİYORUZ! BİRAZDAN ÇIKIP 'ARKAMDAN ZIRLADINIZ MI CİDDEN' DİYİP KAHKAHA ATACAK! KENDİNİZE GELİN. ÇIK SİRİUS! YETER! KOMİK DEĞİL! SİRİUS! ÇIKSANA! ÇIK! SİRİUS! ÇIK! SİRİUS!" Draco bana sıkıca sarılmıştı. "BIRAK BENİ! ÇIKARACAĞIM ONU! APTAL PATİ! ÇIKIP BİZE KIZACAK SARILIYORUZ DİYE! BIRAK!" Bana asasını doğrultan şifacı ile sakinleştirme büyüsü yediğimi anlamıştım. Şifacı Sirius'un odasından çıktığında yanına koştum. "İyi değil mi? Uyandı?" Umutla bakan gözlerim karşısında yutkundu. "Üzgünüm Bayan Potter. Sağlam bir lanet yemiş, tedavisi uygulandı fakat uyanıp uyanmamak ona bağlı." Doktor'un gitmesi ile duvara yaslanıp yere çöktüm. Kollarıma bacaklarımu dolayıp sallanmaya başladım. "O iyi, iyi olacak, duydun işte, tedavi edildi, uyanacak." Kendi kendime mırıldanırken gözlerim Nora'ya takıldı. Perişan haldeydi. Yavaşça ayağa kalkıp ona sıkıca sarıldım. Siyah saçlarını okşayıp fısıldadım. "Şşş. Burdayım. Tamam, geçecek." Birbirimize sarılıp saatlerce ağladık.

Günlerdir oturduğum yerden kalkmamış, gözlerimi duvardaki o küçük delikten çekmemiştim. Çok kötü haldeydim ama gücüm yoktu. Aklıma gelen şey ile ayağa fırladım. Herkes şaşırmıştı. Şu ana kadar yaptığım en büyük hareket gözlerimi kırpmak olmuştu. "Nasıl oldu?" Sesimin çatlamasını umursamadan Seherbazlardan birine sordum. "Ölüm Yiyenlerin baskın yaptığı bir köye cisimlenmiştik. Ordaki bir çocuğu kurtaracağım diye Lestrange'den lanet yedi."  Ağzımı bile açmadan Grimmauld Meydanı 12 Numara'ya cisimlendim. Tüm eşyalarımı toplayıp Pur'u bileğime doladım. Yeşil elbisemi ve Pelerinimi giyip Knockturn yoluna cisimlendim. O kadar sinirliydim ki etraf soğumuştu ve herkes benden uzak duruyordu. Güzel hareket. Sarhoş bir adam üstüme gelince kılımı bile kıpırdatmadan onu duvara yapıştırdım. Oraya girmemin tek sebebi sinirli olduğumun Lestrange'in kulağına gitmesiydi. Yolun ortasında durup cisimlendim. Mağarayı eski şekilde dizayn edip Konum Parşömen'ine fısıldadım. "Spectaculum Rabastan Lestrange." Lestrange Malikanesi. İntikam Ateşi ile yanarken kendimi oraya cisimlemeden önce Sabrina'ya 19. Hücre'ye ölüm yiyen cisimleyeceğimi, oraya acilen i tecrübeli seherbazlar koyması gerektiğini söyledim. Malikanenin girişindeki 10'a yakın ölüm yiyeni cisimledikten sonra sakin ama bir o kadarda sinirli adımlarla Malikane'ye girdim. Gölge oradaydı. Onu umursamadım. Lestrange'in yakalarına yapışıp onu duvara fırlattım. "AŞAĞILIK PİSLİK!" Onu duvara vurdum. "ŞEREFSİZ!" Bir daha, bir daha ve bir daha. Kafasından kanlar süzülürken bayılmamak için zor duruyor gibiydi. Bir ölüm yiyen bizi ayıracakken onu ve yaklaşık 40 ölüm yiyeni bakanlığa cisimledim. Kalanlar kaçışıyordu fakat Gölge sadece beni izliyordu. Lestrange'i yere fırlatıp bir kaç defa Crucio yaptım. "Onu da mı bakanlığa cisimleyeceksin?"    "Ah hayır. O benim bir süre misafirim olacak." Bayıltıp Pur'a döndüm.

Uyanırsa ısır ama öldürme, baygın kalsın. Ben geri geleceğim. Gelemezsem bu mektubu Harry'ye ver.

Mektubun köşesine dişlerini geçirip Lestrange in boynuna dolandı. Onları mağraya cisimleyip gölgeye döndüm. "Kimsin?"

Gölge cisimlenmeden önce soğuk bir ses duydum. "Johan Arthur Clark."  İsim kulaklarımda yankıladı. Son kez göz göze geldiğimizde dudaklarımı oynattım. "Siktreh."

Lestrange'in kollarını bağlayıp parşömen'i elime aldım. "Bana işkence mi edeceksin?"   "Evet hemde yıllarca ama şimdi işim var." Tabiki etmeyeceğim. O edeceğim korkusuyla 1-2 hafta takılsın, ben de Clark'ları halledeceğim. "Spectaculum John Henry Clark." Knockturn yolunda.

Cisimlendiğimde karşımdaydı. "İyi günler Clark." Kafasını bana çevirdi, beklemediği açıktı. "Potter? Sen?"   "Evet, evet. Shemolina Bar'ına gel Clark. Konuşacaklarımız var."

Çok istediniz attım.

Sefiom sizi. By.

İkizim | Chasity Lily PotterHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin