●Flashback●
Pembe Bisikletinin ayaklığını açıp onu dengede tutarak bisikletin yanına yere oturmuş olan Iseul ayaklarının altındaki kaldırımı izlerken arkadaşının gelmesini bekliyordu. Hızla ona doğru gelen birşeyi fark edince kafasını kaldırdı. Seokjin kucağında hastalanmış köpeğini tututarak gözyaşları içerisinde koşuyordu.Kendisine doğru gelen kişinin arkadaşı olmamasına her ne kadar canı sıkılsada ayağa kalkmıştı. Seokjin gördüğü pembe bisikletle yavaşlamış nefes nefese "bisikle...tini öd..ü..nç ala..bilir..miyim?" Kesik nefesleri düzene girerken Iseul gözlerini etrafta gezdiriyordu tanımadığı birine yıllardır kullandığı bisikletini veremezdi.
Seokjin bunu anlamış tekrardan konuşmuştu "köpeğim hasta onu veterinere yetiştirmem gerek lütfen" Iseul duyduğu şey ile üzülmüş "peki tamam ama bisikletimi aynı şekilde geri isterim" demişti. Seokjin duyduğu şeyle hemen kucağındaki köpeğini bisikletin sepetine yerleştirmiş kendisi de bisiklete binerek Iseul'e dönmüş "en sevdiğin şey ne?" Demişti. Iseul anlamayarak kaşlarını çatıp sorgular ses tonunda "çilekli süt?" Dedi.
Seokjin tebessüm edip "pekala sana bisikletini geri getiricem olurda bisikletine ufak da olsa zarar verirsem" ayağını koyduğu pedalı çevirirken devam etti Seokjin "sana 50 çilekli süt borcum olsun!" Hızla pedalları çevirip en yakın veterinere doğru yol alırken gözden kaybolmuştu ve Iseul arkasından "ah sersem" diye mırıldanıp gülmüştü
●Flashback End●♤2 Yıl Sonra♤
Iseul aklındaki anıyı silerek 2 yıldır satamadığı pembe bisikletini sonunda istemeye istemeye hurdalığa atmıştı. Tellerin arkasından bisikletine son kez bakıp "lanet şey" diye dişlerinin arasından tıslayıp yoluna devam etti. 2 yıl boyunca kendine temiz bir sayfa açmış yeni arkadaşlar edinmiş iyi bir iş bulmuş yeni evinde tek başına yaşıyordu. Jin'i tamamen unutmuştu yada unuttuğuna dair kendini tamamiyle inandırmıştı.Kalbindeki duyguları kilitli bir kasaya koyup aklının karanlık derinliklerine yollamıştı. Seokjin ise günden güne zayıflayan bedeni ile yaptığı hata yüzünden tedavileri kabul etmeyip kendini ölüme terk etmişti resmen. Hala Iseul'u unutmamamış ağır bir depresyonun içerisindeydi. Iseul evine yakın olan sokağın köşesinden dönerken gördüğü nakliye arabası ile adımlarını yavaşlattı.
Kimin taşındığına bakarken gözlerinin içindeki parıldaması hala değişmeyen aşinası olduğu simayı görünce olduğu yerde donakaldı. Bu olamazdı öyle değil mi? Seokjin onun yaşadığı eve yakın olan caddeye taşınmış olamazdı değil mi? Kilitli kasası yeniden açılmış ona karşı bütün duyguları su üstüne çıkmıştı. Ve en önemliside attığını unuttuğu kalbinin tekrardan attığını hissediyordu. Seokjin üzerinde hissettiği gözlerle elindeki kutuyu tutarken olduğu yerde durdu. Başını Iseul'un olduğu yine çevirirken Iseul bunu hissetmiş saçlarını önüne atıp yüzünü kapatarak sıcak ve tuzlu gözyaşları yanaklarına akarken hızla ordan uzaklaşmış evine gitmeye devam etmişti. Ve pembe saçları hala orda durmuş onu izleyen Jin'in garip bir şekilde dikkatini çekmişti.
Kapısını zorlukla açıp kendini evin içine atan Iseul sırtına kapıya yaslayarak sırtını kapının pürüzlü yüzeyinde kaydırmış bedenini yere doğru bırakmıştı gözyaşları ile birlikte...
♤♤♤♤♤♤♤
Iseul sabahın habercisi olan güneşin doğan ilk ışıklarıyla tüm gece uyumadığı için kızaran gözlerini odasının camına çevirdi. Tüm gece boyunca ağlayıp ağır bir depresyona girmişti tıpkı bundan 2 yıl önce buraya ilk geldiği günün gecesi gibi. Gözlerinin altı şişmiş Iseul darmadağın bir haldeydi. Sürekli gözünün önüne gelen anıları hatırlayıp hatırlayıp durmuş o anları yeniden yaşamış o anlara geri dönmeyi dilemiş ama geri dönüşü olmayacağı gerçeği yüzüne çarpınca gözyaşlarına boğulmuş ve acı nidalar ata ata içindeki acı yangını söndürmeye çalışmıştı ama bu pek de başarılı olmadı. Gözlerini kısa bir süre için kapattığında yeni bir anı görmesiyle sinirle açtı gözlerini. Gördüğü şey ne miydi? Buraya gelmesine neden olan şeyin yaşandığı o andı. Gözlerini yerinden kopartıp sökmek isterken ayağa kalkıp banyoya ilerledi.Kapıyı hızlıca duvara çarpıp pembeye boyattığı saçlarını arkadan bağlayarak suyu açtı. Avucunu hızla birlikte akan milyonlarca su damlacığının altına tuttu ve suyun parmaklarının arasına değen hissi ile avucuna dolmasına uzun verdi. Kısa süre içerisinde avucuyla birlikte yüzünü suya hapsetti. Soğuk su onu kendine getirmiş mantıklı düşünmesine yol açmıştı. Ehh bilirsiniz bu durum modern tıbba giriyordur herhalde.
Kafasını hızla kaldırıp su taneleri yüzünden çenesine ordan boynuna doğru yol alırken kahkaha attı Iseul. Yüzünü ve ellerini kurulayıp ordan çıktı ve salona döndü. Nereye fırlattığını bilmediği telefonunu aradı ilk önce sonra da telefonundan silmeden önce Seokjin'in numarasını yazdığı kâğıdı aradı. Her ikisinide uzun uğraşlardan sonra buldu koltuğa oturup bir elindeki numaraya birde telefona baktı ve vazgeçmeden önce numarayı tuşlayıp şu mesajı attı...
Bilinmeyen Numara : Hey! Kim Seokjin bana 50 çilekli süt borcun vardı unutmadım!
Oy ve yorum atmayı unutmayın bebekler💜

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Stawberry Milk//Kim Seokjin♡
FanfictionBilinmeyen Numara : Hey! Kim Seokjin bana 50 çilekli süt borcun vardı unutmadım! Bu kurguya kapak yapan canım adaşım @petaeunia ya çok çok teşekkür ederim💜