Mumun içinde eriyen bedenlerdik. Mumun üzerinden gökyüzüne dağılan ince dumanında bir parça bizden vardı ve gökyüzünde ruhlarımızla raks ediyordu tenimiz. Tek bir farkla. Ruhumuz... Hatta bedenlerimiz bile birbirine saplı şekilde dans ederken, zihni...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Kalbinizin bir köşesi sızladığında, göz ardı edilmenin acı hissini biliyorsunuz."
♠️
"Beni ne kadar delirttiğini biliyor musun?" bedenimi okşayan ses tonu iliklerime işledi. Pürüzsüz tenine, sıcacık yanaklarına dokunmak için elimi yeni çıkan sakallarının üzerinde gezdirdim "seni sevmek, tattığım en güzel duygu.." dilimde dolaşan kelimeler bile karnımda uçuşan kelebeklerle boy ölçülemeyecek kadar yükseklerde geziyordu..
Yanağımı okşayan baş parmağı, ateş içinde kıvranan dudaklarıma kaydı. "Aniyenna, seni nasıl sevdiğimi bir bilsen.." biliyorum, beni herkesten her şeyden çok sevdiğini biliyorum.. Vampir olmasına rağmen tek bir an dahi kanımı içmemiş bu adama nasıl güvenemezdim ki..
Karanlığın içinde gözlerimin önüne bir ürperti yerleşirken, zihin katmanlarımda bir esinti oldu. Hatırlamamam gereken acı bir anı tattı rüyam. Aynı rüyanın içinde, farklı bir evreye geçiş yaptım. Titreyen bacaklarımı durduramadığım o güne gitti hayali atlarım..
Elbisemin üzerinden bacaklarımı okşayan eli tuttuğum halde durmadan devam ediyordu. Sevdiğim adamdan ilk defa o gece ürktüğümü farkettim. "Tyler, istemediğimi biliyorsun." evet, onunla beraber olmayı belki de ondan daha fazla istiyordum. Ancak bu zaman diliminde değil, kendi evimizde olduğumuz an ona ait olacaktım.
"Sana deli oluyorum Aniyenna." dudakları boynumda gezinmeye başladığı an, gözümden akan yaşa mani olamadım. Hayatımın sadece bir kaç saati içinde bu adamdan nefret edeceğimi söyleselerdi yüzlerine gülerdim. Ancak, o bir kaç saat sonra gerçekten ondan tiksinmeye başladım. Sadece ondan değil, ona inanan kendimden de tiksindim..
"Dokunmaa!"
Islak kirpiklerimi birkaç kere kırparak etrafta gözlerimi gezdirdim. Lanet olsun ki o geceden sonra yaşadığım her gece gibi, bu gece de rüya görmüştüm. Keşke rüya olsaydı, bu bir kabustu. Ensemdeki saçlarım diplerine kadar ıslanmıştı. Sırtımdan aşağıya kadar terlerin aktığını hissetmem biraz zamanımı alsa dahi aldırış etmedim.
Camdan üzerime süzülen ay ışığına kaydırdım gözümü. Gece olmalıydı, sesimi kimsenin duymamasını umut ederekten duvarda tok sesler çıkarmaya devam eden guguklu saate uzattım bakışlarımı. Saat beşe geliyordu, ışığını yansıtan ay'a tekrar dönerek 'Keşke' diye mırıldandım. Keşke sadece birkaç ay öncesine dönüp kendime müsaade etseydim. O zaman ruhumdaki acıyla baş başa kalmayacaktım.
Üzerime örttüğüm ince pikeyi iteleyerek çıplak ayaklarımın tabanını soğuk zeminle birleştirdim. Soğuğu seviyordum, bana kendini hatırlatırken yüzüme tokat gibi çarpan gerçeklerimin yanında, soğuk muhteşem bir histi. Gördüğüm kabusun etkisiyle yüzüme gözüme terden yapışan saçlarımı ellerimle düzelttim. Alnımda biriken ter damlalarını elimin tersiyle silerken boy aynasından kendime bakıyordum.