Edward Grey'den...
** Çocukken beni akşamları uyku tutmazdı. Annem de alt kattaki boş odadaki piyanonun başına geçer sabaha kadar bana piyano çalardı. Annem Sadıktı. Babam da öyle. Babam bir gün eve hiç gelmedi. Annem gün boyu ağladı. Hatta hafta boyunca. Ona ne olduğunu sormadım. Ama içim kan ağlıyordu.
* * *
17 Nisan Perşembe
Sabah erkenden uyandım.Annem daha uyuyordu.Babam kaybolalı bir yıl olmuştu. En azından ben öyle sanıyordum.Annemin parasını biriktirdiği çekmeceyi açtım. Biraz gıcırdadı açılırken. Siyah kutuyu çıkardım.Para kutusu olsa da içinde en çok 58$ vardı. Çoğu bozuk paraydı. Şangırtılarına aldırmadan cebime koydum hepsini. Annemin bugün Siyah kutuya bakmayacağından emindim. Sonra boş kutuyu geri koydum ve çekmeceyi kapattım. Belki sonra parayı hırsızların çaldığını söylerdim. Yüzümdeki pis sırıtmaya engel olamıyordum. Odama gidip en güzel ve temiz giysilerimi giydim. Çoraplarımın en yenisi bile( birkaç ay önce alınanlar) altı delikti. Tüm benliğim ile sinirden çoraplardan bir tanesini alıp yırttım. Sonra geri dolaba sıkıştırdım. Yüzümü yıkamak için banyoya gittim. Su buz gibiydi. Sıcak suyumuz bile yoktu. Babama bizi bırakıp kaybolduğu için ( öldüğünen haberim yoktu), anneme daha iyi bir işte çalışmadığı için (çamaşırhanede çalışıyordu) kızmıştım. Saçımı birkaç telden oluşan ince ve çok eski bir tarak ile fırçaladım.
-Çok yakışıklı görünüyorsun.
Birden annemin beni izlediğini görünce kendime küfrettim. Nasıl olurda fark etmemiştim.
-Aynı babana benziyorsun.
-O bir Sadık.
-Hayır,o yönden değil. Cam gibi mavi gözlerin. Bal sarısı saçların. Gel buraya , sen benim mavişimsin.Anneme sarılırken yüreğim sızladı. Babamı pek sık görmezdim. Bana karşı soğuktu biraz.
-Söyle bakalım bugün ne var? Böyle hazırlandığına göre senin için önemli olmalı.
-Johnhattan'nın doğum günü.
-Öyle mi, o zaman ondan özür dilemen gerekecek. Tamam mı? Kibar ol lütfen. Biliyorsun canım bana işte pek az para veriyorlar.Annemin rengi soluktu.Okula gitmek için Maya'yı bekledim. Maya babamın kuzeniydi. Ve ben kendimi bildim bileli hep bizimle kalır,anneme yardımcı olurdu. Sanırım işi olmadığı için bizde çalışıyordu. Ama annemin ona verecek parası olmadığı zamanlarda da çalışıyordu. Maya hazırlanmıştı. Okula yürüyerek gittik. Elimden sıkı sıkı tutup bana annemin sözleriymiş gibi gelen birkaç şeyi hatırlattı.
-Edward'ım, başkalarının anıları onları ezmek,üzmek için kullanılmamalı. Bunu kullanma sakın olur mu? Çünkü bazen bu ,öldürücü olabiliyor.
-Pekala.
Beni okul kapısına kadar bıraktı. O giderken ben de okul bahçesinden çıkıp şekerci dükkanına gittim. Johnhattan' a güzel bir hediye almak istiyordum. Çünkü sınıftaki bazı bok kafalılar, bunu söylediğim için özür dilerim, benim ve maddi durumumuzla dalga geçiyorlardı.
Sürgülü kapıyı iterken içimde kelebekler uçuştu. Buraya en son babamla gelmiştim.
-İyi günler bayım.
-İyi günler minik. Anne-baban yok mu?
-Aceleleri var. Ben geldim.
-Umarım şeker hırsızı pis çocuklardan değilsindir.
-Yoo,hayır. Asla asla hem de! Ben arkadaşımın doğum günü için geldim.
-Hanisini istersin?Tüm parayı tezgaha bıraktım.
-Burada ne kadar para var bayım?
-26$.
Yüzüm asıldı. Daha fazla olmasını bekliyordum.58$ bekliyordum.
-Ne kadar çubuklu şeker eder?
-13 tane.
-O zaman 13 tane çubuklu şeker lütfen.
Adam bana baktı biran. Ama bugün en güzel kıyafetlerimi giymiş, orta hâlli bir ailenin çocuğu gibi duruyordum. Eğer normal giysilerimi giyseydim muhakkak 13'den fazla verirdi.
Şeker dükkanından çıkıp koşarak okula gittim. Derse birkaç dakika geçikmiştim. Kapıyı tıklattım.
-Efendim annem rahatsız da bu yüzden geciktim.
-Öyle mi? O zaman annene geçmiş olsun dileklerimi ilet Edward. Haydi geç içeri.Johnhattan zengindi hem de çok. Ama benim en yakın arkadaşımdı. Yanına oturdum ve fısıltıyla doğum gününü kutlayıp şekerleri uzattım.
-Edward, ben gerçekten teşekkür ederim. Ne gerek vardı? Beraber yeriz okul çıkışı.
Okul bittikten sonra beni almaya kimse gelmedi. Eve kendim gittim. Maya'yı evde ağlar hâlde buldum.
-Annem nerede?
-Ah Edward seni almayı unutmuşum.Bana anneme ne olduğunu asla söylemedi. Ben de sormadım hiç. Ama içim ikinci bir dalgayla kan ağlıyordu. Bana Maya baktı. Ta ki Alfa Beta ile karşılaşana kadar.
O olayın ertesi günü güneş kırmızı doğmuştu. Kızıl renkliydi. Annemin ve babamın kanıyla boyanmıştı.
