Durumundan epey sıkılmıştı, Pet. Ne babası ne de herhangi bir arkadaşı onun yanına yaklaşmıştı. Zaten layık da değiller diye düşündü, Pet. Yalnızlığın onun en büyük gücüydü; koskaca bir ev, yüzme anılardan bahseden kimse de yoktu. Hâlâ kimse onun sözlerine değer vermiyordu, duydukları tek şey öfkeydi.
Kilo aldığını fark ettiğinden deniz yulafını balık sütüyle karıştırarak tüketmeye başlamıştı, yulafı bittiğinden de dışarıya konutunun karşısındaki seyyar satıcıdan almaya çıktı. Oraya yaklaştığında satıcı çevredeki tek balığın kendisi olduğunu fark etti, korkuyla ve hızlıca yüzerek uzaklaştı. Pet, kendini fena hâlde yalnız hissetmeye başladı. Ne yapıyordu burada, kendi yuvasında, yalnız olmaya gelmişti?
Saçtığı tek şeyin korku olduğunun yanında, balıkvari vücudunun korkutmadığı kimse olmadığını da fark etti. Yakın bulduğu herkese alışmaları için zaman vermişti ama hiçbir zaman gelmeyecekleri gerçeği yüzüne bir dalga gibi çarptı. "Çıktı balık yan gider" deyimini adeta yaşayan Pet, burada daha fazla kalmasına pek de bir nedem bulamadı, bu süreden sonra ne kendisini dinleyecek birisini ne de yakın olarak niteleyebileceği birisinin olmayacağını anladı. Yaş dakikasında yaptığı gibi tekrardan umarsızca yüzebilirdi, kim bilir belki yüzeye kadar çıkardı hikâyesi hatta belki de "Kayıp Balık Pet" diye bir film çıkardı; gerçi hoş kaybolması pek de mümkün değildi, deniz tabelaları bu apansız deniz çöllerinin her yerine dağılmıştı, onun "Mahvolmuş Balık Pet" diye bir filmin daha uygun olabileceğini düşündü. Hıçkırarak ağladı çünkü ağladığını belli etmesi için hıçkırması daha uygundu. Kafasını toplayabilmek için oradaki tüm deniz yulaflarını alıp evine döndü, yalnızlığını paylaşmak için birazını kapının önüne bırakıp, deniz atlarının gelmesini umdu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Atlantis'in Batısı
General FictionBaşına gelenlere doymayan, büyünün etrafında değil de kendi içinde olduğunu anlayan Pet'in yeni macera arayışları...