Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
nanamin :
jdlsöspsöxpsm
aynen böyleyim
jen.o :
neyse
ben de hazırım kapının önünde bekle
nanamin :
öyle yapıyorum ama kuytu bir köşedeyim
dikkat çekmemek için yaptım
jen.o :
geldim
Jeno okulun kapısının orda etrafına bakınırken kendi boylarında yüzü gözükmeyecek şekilde biri ona yaklaştı. Jeno bunun Nana olduğunu tahmin etse de emin olmak için sordu. "Nana?"
Jaeminse konuşmak yerine kafasını sallayıp onu onayladı.
İkisi beraber birkaç sokak ötedeki restorana gittiler.
"Maskeyle nası yemek yiyeceksin?"
"Bilmiyorum, o kadarını düşünmedim Jeno."
"Dudaklarından seni tanıyamam, gözlüklerin çok büyük zaten maskeni çıkar. Ve yanıma otur karşıma oturursan seni daha çok görürüm."
Nana tekrar başını sallayıp, Jeno'nun yanına oturdu. Siparişlerini verdikten sonra Nana maskesini çıkarıp pantolunun cebine attı. İkisinde de okul üniforması vardı ancak Nana kravat takmıyordu. Bu sabah şanslıydı, kravatını takmadığı müdür fark etmemişti, yoksa ceza alırdı. Ancak şimdi geri dönerken fark ederse başı derde girebilirdi.
Yemekleri gelince ikisi de yemeğe odaklanmışlardı. Doyana kadar yemişler üstüne şans kurabiyesi de almışlardı.
"Nana, kurabiyenin içinde ne yazıyor?"
"Ruh eşin solunda ve rakamlar var 1805."
Jaemin okuduğu kağıtla beraber güldü. Aynı şekilde Jeno da. Jeno, Nana'nın solunda oturuyordu.
"Sende ne yazıyor Jeno?"
"Mutluluk yakında, 1805."
"Acaba mutluluğun ben olabilir miyim?" Nana şakacı bir tavırla söylemişti.