16. Bölüm

102 39 147
                                    

Bu bölümün sonu diyorum bomba. Başka da bir şey diyemiyorum. Ve sizi satırlarımla baş başa bırakıyorum.

Umarım beğenirsiniz, keyifli okumalar gece yıldızlarım. :3

★★★

Duygularım bir iksir kadar karışıktı. Hangi duygular içindeydim bilmiyordum. Bilsem de bu duyguların amaçlarına anlam veremeyeceğimi hissediyordum.

Öyle bir bilinmezlik içindeydim ki... Hiçbir şey açık değildi. Her şey çok karışıktı. Her zaman bir duygumu bilirdim. Ama o zaman yanımda biri olurdu. Şuan yalnızdım ve duygularımın hiçbirine anlam veremiyordum.

Hayatım çok karışmıştı son zamanlarda. Hepsi o gece başlamıştı. Her şey o gece o rüyayı görmemle başlamıştı. Bunu başından beri biliyordum. Ama bunu bildiğimi yeni fark etmiştim.

Belki de her şeyi baştan düşünmem gerekiyordur. Belki de tüm bu olanların bir ortak noktası vardı.

Ama bu neydi?

"Unutma... Buzu sadece ateş eritebilir. Buz sadece ateşe eriyebilir." Şelale, rüyamda ilk bunu demişti. "Gel ve kurtar kendini." Devamında da bunu...

"Gel ve kurtar kendini."

Belki de Şelale kendimi o battığım sudan değil de farklı bir şeyden kurtarmam gerektiğini söylemişti. Ama neyden? Ben kendimi neyden kurtaracaktım? Ve oraya gitmem, kendimi kurtarmam için nasıl bir fayda sağlamıştı?

Ne yani tanımadığım bir kişiyle öpüşmem mi kendimi kurtaracaktı? Şelale fantezi dünyana hayran kaldım cidden(!)

Perilerin ortasına düşmemde kesin Şelale'nin işiydi. O gece ile bağlantısı olabilir miydi? Sanırım evet... Evet, perilerin ortasına düşmem kesinlikle kendimi kurtarmam için mükemmel bir yöntemdi(!) Yakalansaydım öldürebilirdim belki de...

Periler öldürmese bile kendi soyum öldürürdü beni. Yani Şelale eğer düşüncelerimi okuyorsan sana sorum şu. Sen benim iyiliğimi mi istiyorsun yoksa kötülüğümü mü? Lütfen bu konuya bir açıklık getir!

Kendi kendime, düşüncelerimde Şelale'yle kavga ediyordum resmen! Artık nasıl bir şeyin içindeysem...

Anneme, ormanda geri dönerken birkaç cadının beni alıkoyduğunu zar zor kaçtığımı söylemiştim. Ne kadar mükemmel bir yalan olmasa da en azından bir müddet bu konu kapanırdı. Çünkü yalanıma inanmasa bile (inşallah inanmıştır), korktuğuma inanmıştı. Mükemmel rol yaptığımdan değil sadece şans eseri böyle olmuştu...

Sonradan da yorgun olduğumu düşünerek odama getirmişti beni. Ben uyuyana kadar yanımda beklemişti. Ben uyduktan sonrada gitmişti büyük ihtimalle. Bende sadece bir saat uyumuştum. Uyanıp sadece boş tavanı izlemiştim.

Önceden odamın sadeliğini takmıyordum. Ama şuan odam bana zindan kadar boş geliyordu. Çok sadeydi. Ve bunaltıcı.

Artık daha fazla odada duramayacağıma kanaat getirdiğimde anında doğruldum. Sessiz olmaya çalışarak odadan çıktım. Merdivenlerden aşağı yavaşça indim. Annem büyük ihtimalle uyuyordu.

Adımlarımı mutfağa ulaştırıp bir bardak su içtim. Ardından salona geçip kendimi koltuklardan birine attım. Gözüm annemin çalışma odasına ilişti. Hafif aralıktı.

Acaba, diye düşündüm. Ama anında bu fikirden kurtuldum. O odaya şimdi girmemeliydim. Bu aklımın ucundan dahi geçmese iyiydi. Daha yeni gelmiştim. Annem cidden şüphelenirdi.

Ama o odaya girmem gerekiyordu. Fırsatı geldiği an girecektim o odaya...

( Yazarın anlatımıyla )

Yıldızlı GeceHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin