5

8 4 0
                                    

Işıkkent Polis Şehitliği/Bornova

Herkes bilir ki hiçbir cenaze töreni, şehit uğurlama töreni kadar kalabalık olmaz.. Ve  şehit cenazesi haricindeki cenazeye, devlet büyükleri iştirak etmez..

O günde aynı prosedür uygulanacaktı:
Şehidin özgeçmişi anlatılır, akabinde de cenaze namazı kılınır, namaz sonrası 'Şehitler ölmez vatan bölünmez' ve 'Kahrolsun PKK' haykırışları insanı bir kez daha tatmin ederdi. Ardından mezarlığa getirilir, şehidin naaşı dualar eşliğinde toprakla buluşur. Belki gerçekten, belki de göstermelik gözler; ağlamaktan kanamış şehit anası, babası; nişanlısı/eşine, varsa çocuklarına, taziyeler iletilirdi. Birer ikişer çıkarlar mezarlıktan insanlar. Ama o ana baba.. Ya da nişanlısı.. Hayat arkadaşı.. Evlatları.. Onlar kalır orada, yalnız onlar..Ve o acının yerini hiçbir mutluluk dolduramaz..

18 Eylül 2018...

İzmir'in nemli ve yakıcı güneşli havası, bugün biraz daha fena kavuruyordu ortalığı..

Çünkü bugün İzmir Cinayet Büro için acı günüydü..

Hele hele Yunus Komiser için, Ebru Komiser için acı ile kavrulmuş bir gündü. Ama Emekli Yüzbaşı Şevki Güçlü için, dünyalar yıkılmıştı. Kızının resmi bağrına basmış, hıçkırıklarını adeta kızına duyuruyordu. Ancak gözünden tek damla yoktu.

Buruşmuş alnının hemen altındaki kalın kaşlarını çatarak, öfkesini diri tutmaya çalışıyordu. Hemen ardına dönerek keskin bir bakış attığı ve yanına gelen Yunus'a: "Kim, kim yapmış? Cenazeye hürmeten kısık sesle cevap veren Yunus Komiser ise, Araştırıyoruz efendim, Sinem'e bu kahpeliği yapan en kısa sürede bulunacak!"

Şevki Komutan aynı bakışla: "Bulunca da adalete teslim etme gibi bir aptallık yapmayın! Onun adaletini ben sağlayacağım, ben!"

Yunus Komiser de, aynı bakışla önce yutkundu ardından: "Adalet, herkes için vardır Şevki Bey! İğne deliğine bile girmiş olsa ben o iti yakalar, adalete teslim ederim... Söz konusu sevdiğim kadın olsa bile!"

Şevki Komutan'ın son söyleyeceği söz yenilir yutulur cinsten değildi: Adalet, iki kapak arasına sıkışmış defter içinde yer almaz! Adaletin olmadığı yerde de namlular susmaz!"

Hoca'nın cenaze namazını anlatma faslına geçildiği için bu ateşli konuşma bitmiş, az sonra da mezarlığa geçilecekti. Ancak bu konuşma ile Emekli Komutan'ın problem oluşturacağını adı gibi tahmin ediyordu Yunus Komiser ama delil.. Katile giden yol, her zamanki gibi delil ile çözülüyordu. Mezarlığa varılmıştı. Kuş cıvıltıları, kürek seslerine karışıyor, imamın yanık sesi cenazeye katılan herkesi etkisi altına alıyordu. Şevki Komutan, yüzünü buz tutmuş gibi, açılan kabrin başında öylece kızının yeni evine bakıyordu. Sinem'i yeni evine taşıyan, onunla kaç kez görevden göreve atılan Yunus..

Hemen yanında da hayatını yeni yeni paylaştığı Berkay..

İki erkek, sevdikleri kadına son kez bakmış; kapanan her parda onlardan ayırıyordu, O'nu...

Kulağına çalınan sesle büyülenmişti Yunus. Gelen ses, Sinem'in sesiydi!..

'Geliyorum ya anne, tamam!
Telefonu kapatıp Yunus'a parlayan gözlerle:
'Al bunu, süslü bir zarf uzatan Sinem, konuşmaya devam ediyordu:
'Bürodakilere verdim. Sen yoktun,Amir'im kordonda olduğunu söyledi. Buraya geldim.'

Yunus, cebinden elini çıkardı. Zarfı aldı:
'Sinem ve Berkay ha.. Aldığı zarfı tutarken sahte gülümseme ile, Hayırlı olsun, Geleceğim!'

ÖLÜLER İÇİN (Tamamlandı)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin