23. Bölüm

117 35 313
                                    

Selam, gece Yıldızlarım.

İlk olarak sizden çok özür dilerim. Uzun bir süredir bölüm paylaşamıyorum. Ama şimdi elimden geldiğince bölümlwri yetiştirmeye çalışacağım. Umarım hala buradasınızdır.

Neyse çok bekletmeyeyim bölümü okunaya geçin siz. 💛

***

Ne yapmam gerektiği konusunda kararsız kalmıştım. Kararsızlıkla bir iki adım attım suyun içinde. Ateş'in eli kapı boyutundaki akan suyun içinden bu tarafa uzanmış bir şekilde bekliyordu.

Eğer onun elini tutup karşı tarafa geçersem doğru düzgün kimsenin beni orada hoş karşılayacağını sanmıyordum. Çünkü onlar beni cadı olarak biliyordu. Ve belki de sevdiklerini cadılar yüzünde kaybetmişlerdi. Cadılar yüzünden acı çekmişlerdi.

Ne kadar cadı olmadığımı söylesem de onların içinde büyümüştüm. Bunlardan dolayı kimsenin beni eskisi gibi kucaklayacağını düşünmezdim.

Aynı zamanda yalanlar içinde büyüyen ben bu yalanları nasıl öğrenebilirdim ki orada?

Ama burada kalıp yıllarca bana yalan söyleyen kadının yanında da kalmayı istemiyordum. Aynı zamanda sadece o değil etrafımda beni rahatsız eden çok tip vardı. Siz zaten kimler olduğunu tahmin edersiniz.

"Ateş," diye mırıldandım onun duyabileceği şekilde. "B-ben bilmiyorum."

"Neden?" diye sordu. Sesinde hafiften bir hayal kırıklığı sezmiştim. Neden hayal kırıklığına uğramıştı ki? Sanırım bu sorunun cevabından o da emim değildi.

Ne diyeceğimi bilememiştim. Bu nedenle bir müddet sessiz kaldım ardından da kafamda yeşeren soruyla akan suyun ardında bulanık görünen Ateş'e baktım.

"Sen neden gelmemi istiyorsun?" diye sordum.

"Bilmiyorum." dedi ardından da boğazını temizledi. Bir şey demesini beklemiştim. Ama daha bir şey dememişti.

Bir müddet daha düşündükten sonra anlık gelen bir cesaretle elimi uzatıp onun elini tuttum. İçimde bir sürü duygu vardı. Ama hiçbirini tarif edemiyordum.

Ateş'in elini tuttuğum gibi Ateş, elimi sıkıca tutarak beni karşı tarafa geçirdi. Ben geçer geçmez geçit kapanmaya başlamıştı. Suyun içinden geçtiğim için biraz ıslanmıştım ama umursamadım. Şuan karşı tarafa geçmenin verdiği şoku yaşıyor da olabilirdim.

"Ayrılalım işte bir sebebi yok." Artık olmadığım topraklarda Deniz'in sesini duyunca irkildim ve gözlerimi büyüterek Ateş'e baktım. Ama Ateş ban bakmak yerine anında arkasını dönerek koşmaya başladı.

Ellerimiz hala birbirini tutuyor olduğundan haliyle ben de onunla koşmaya başlamıştım. Bir müddet koştuktan sonra durduk. Bizi görmüşler miydi bilmiyorum ama umarım görmemişlerdir. Yoksa işler baya karışabilirdi. Şuanda karışacaktı ama neyse.

"Sence bizi görmüşler midir?" diye sordum Ateş'e. Bana bilinmezlikle baktı.

"Bilmiyorum." Dedi ve derin bir nefes alarak tekrar konuşmaya başladı. "tanıyor muydun?" diye sordu tek gözü kısılarak.

Başımı olumlu anlamda sallarken bakışlarımı yerdeki çimenlerle buluşturdum ve dudağımı ısırarak "Kuzenimdi." Diye mırıldandım. Hayrete düşmüş bir ifadeyle bana baktı ilk önce.

Ardındansa hiç beklemediğim bir şeyi yaptı. Ellerini yanaklarıma koyup bakışlarımızı sabitleştirdi. Sanki bana güven vermek ister gibi bakıyordu.

"Bizi görmüş olsalar bile endişelenme tamam mı? Bir şey olmayacak." Söyledikleri ben de hiçbir etki yaratmamıştı. Hala içimde o endişe duygusu çok ağır basıyordu.

Yıldızlı GeceHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin