"Onu kurtarmak için bir şey yapmalıyız."
"Ne yapabiliriz ki?" Aynısını ben de düşünmüş olsam da bunu belli etmeden Jaemin'e baktım. Endişeli görünüyordu. Asaletiyle burada yaşayan herkesi kendine hayran bırakan Renjun böyle kaba birinin karşısında ezilmemeliydi. Çünkü o bizim rol modelimizdi. O ezilirse saygın bireyler olmakla ilgili sahip olduğumuz bütün hayalleri kaybederdik. "Ryu Min'e karşı gelemeyiz. Her şey daha kötü olur."
"Diğerleri de böyle düşünüyor!" Jaemin'in endişesi öfkeye dönüştüğünde çatılmış kaşlarına bakamadım, onun yerine başımı önümüzdeki manzaraya çevirdim. Gerçekten de birçok insan onları izliyordu fakat kimsenin yardım etmeye niyeti yoktu. "Herkes ondan korkarken kimse ona yardım etmez, bu kadar korkak olma. Üç kişi olacağız."
"Onun da yanında arkadaşları var." Ryu Min'in arkasında dikilen iki çocuk daha vardı. Klasik bir arkadaş grubuydu işte. Diğer çocukların önünü keser ve paralarını çalarlardı, aynı o anda olduğu gibi.
Han Ryu Min'in elinde kahverengi bir cüzdan vardı. Yüzündeki gülümseme büyürken cüzdanın içindeki paraları çıkarttı ve Renjun'e baktı fakat Renjun'in kımıldayan dudaklarından dökülen sözler gülümsemesinin donmasına neden oldu. Elindeki parayı Renjun'in yüzüne fırlattı. Bu sırada işlerin zorbalıktan daha farklı bir şeye dönüşeceğini anlayan Jaemin ayağa kalktı. "Gelmiyorsan gelme, ona yardım edeceğim."
Onun peşinden fırlayıp kolunu tuttum. "Jaemin-ah.." Neredeyse sızlanarak adını söylememin tek nedeni korkuyor olmamdı çünkü eğer onların işine karışırsak dayak yiyeceğimize emindim. Jaemin'i acı çekerken görmek her şeyden çok acıtırdı canımı ama o başını çevirdi ve benim endişemi umursayan ters bir bakış attı bana. "Sessiz kalacak değilim. Daha önce neler yaptıklarını biliyorsun. Bize sıra gelene kadar bekleyecek miyiz?"
Olay, Renjun ile ilgiliydi. Jaemin'in sabırsızlığı, öfkesinin bir anda ortaya çıkması, Han Ryu Min'in elini kaldırdığı kişi Renjun olduğu içindi. Buna adım gibi emindim. Hepimiz ona hayrandık ancak Jaemin, Jaemin'in kalbinde onun için hazırlanmış özel bir yer vardı. Onun kadar asil ve özgüvenli olmanın hayalini kurduğunu kendisi söylemişti bana. Onu gördükten sonra korkak, çekingen Jaemin gitmiş ve yerine sevdiği şeyleri sergilemekten korkmayan Jaemin gelmişti. Eğer Renjun o çocuğun karşısında ezilirse Jaemin yıkılırdı.
Ama Renjun onun sandığı kadar kolay ezilmezdi. Jaemin'in gözlerindeki öfke görmesine engel olsa da ben Renjun'in o çocukla konuştuğunu görebiliyordum. Arkadaşımın öfkesini daha da ateşleyen, Ryu Min'in Renjun'e vurmak üzere kalkan eli havada kaldı. Kolunu tutan biri yoktu. Ona seslenen biri de. Sadece Renjun vardı. Köklü, bilge bir ağaç edasıyla dimdik duran bedeni onun karşısındaydı. Dosdoğru kendisine vurmak üzere olan çocuğun gözlerine bakıyordu.
Biraz yaklaşmış olduğumuz için Renjun'in dudaklarını yaladığını gördüm, bir de, gördüğümü sandığım bir şey daha vardı ve bunu Jaemin'in de fark ettiğini sonradan anlayacaktım. Renjun'in gözleri vahşi bir parıltı ile kaplanmıştı. Ona gerçekten de kafa tutuyordu.
Han Ryu Min bir süre onu dinledi, bedeni hafifçe titredi ve farkında olmadan bir adım geriledi. Dudakları aralanıp bir şeyler söyledikten sonra elini indirip arkasını döndü ama Renjun onun durmasına neden olan bir şey daha söyledi. Onu dinleyen Ryu Min'in emri üzerine arkadaşları yere eğildi ama sanırım bu Renjun için yeterli değildi. Ryu Min derin bir nefes aldıktan sonra arkasını dönüp yere eğildi ve asfalta dağılmış olan paraları toplayıp cüzdana yerleştirdi, cüzdanı Renjun'e uzattı. Renjun ona hiç bakmadan cüzdanını alıp yanından geçip gittiğinde Ryu Min hala orada dikilerek ellerini sıkıyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Secret Between Us [norenmin]
Ficção Adolescente1956 yazının Temmuz ayında üçümüz de gençtik. Sonra birden bire büyümemiz gerekti. Nasıl oldu da bu noktaya geldik hala emin değilim. Hangimiz suçluyduk? Büyük ihtimalle hepimiz. Ama bunun artık bir önemi yok. Ani gelişimimizin ardından bizler tekra...