biraz sıkılabilirsiniz çünkü karakterimiz daha etrafı yeni yeni tanıyor. ve bölümler bu yüzden biraz uzun. ben yazarken hiç sıkılmadım umarım sizde okurken sıkılmazsınız. okuduğunuz tarihi yazmayı unutmayın teşekkür ederim.
Sabah alarm tam saat 7 de çalıyordu. Kalktığımda elizabeth yatağında değildi. Yatağı hiç bozulmamış, dün nasılsa bugün aynı şekildeydi. Sanırım gece başka yerde uyumuştu. Giyinme odasına doğru yürüdüm. Giyinme odasının sol tarafında, hemen kapının arkasında bir oda vardı. Büyük ihtimalle tuvalet ve banyo vardı orada. Kapıyı açıp baktığımda çok lüks bir banyo karşıladı beni. Ben mi çok fakirim yoksa onlar mı çok zengin? Duşa kabinin içinde ses sistemi, masaj için tırtıklı şey falan vardı. Kapının sağında ise siyah bir dolap vardı. İçine açtığımda renk renk havlular vardı. Sarı, yeşil ve pembe havlu yoktu. Büyük ihtimalle benim için alınmıştı. Hemen dolabın yanında el yıkama yeri vardı, üstünde kocaman bir ayna ve aynanın önünde ; diş fırçası, yüz yıkama jelleri, maskeler, lens suyu, diş macunu, duş jeli... Hemen lavobanın altında bir dolap vardı ve içinde bunlardan bir sürü vardı. gereksiz fazla vardı.
Çok oyalanmayıp banyoya girdim.
*******
Banyodan çıktığımda kendimi çok temiz ve hafif hissediyordum. Her banyodan sonra böyle hisseden tek ben olamam herhalde.Üstümü giyinmeden önce yüzüme maske yapıştırdım. Üstünde, en az 20 dk bekletin yumuşak, siyah noktasız ve beyaz bir yüz elde edin, yazıyordu. Siyah noktasız bir yüz her genç kızın hayalidir öyle değil mi? (!)
Üstümü giyerken elimden geldiğince maskeyi kıyafetime değdirmemeye çalışıyordum. Elizabeth şu halimi görse net beni antilop'a benzetirdi. Üstüme, düğmeli, önü köprücük kemiğimi görebileceğiniz açıklıkta. siyah, tişört denebilecek kadar ince bir uzun kollu giydim. Altına da dar gri bir pantolon giyip içine soktum uzun kolluyu. Altına da beyaz bir ayakkabı geçirip odadan çıktım. Şaşır mısınız bilmem ama burada evde ayakkabı ile dolaşıyordunuz. Bence bu çok hoş değil, o ayakkabı ile dışarıda tuvalete falan giriyoruz. Ya ben çok temizdim ya da türklük kanıma işlemişti. Evet, türklük ve halı sevdam kanıma işlemişti. Aşağı indiğimde elizabeth'i koltukta uyurken gördüm. Sırf benle aynı yerde uyumamak için dar yerde uyumuştu. Mutfağa girip kahvaltı hazırlamaya başladım.*********
Herkes uyanmış şaşkınlıkla yaptığım kahvaltıya bakıyordu. Türk kahvaltısı hazırlamıştım onlara. Yumurtalı ekmeğinden tutun çilekli reçeline kadar her şey vardı. "E ne bakıyorsunuz, oturun çok açım" dedim. Uykusundan yeni uyanmış elizabeth "diyete girmeseydim masadaki her şeyi yiyebilirdim." Dedi. "Bugün diyeti boşver, ye. Her zaman böyle kahvaltı yapmam he ona göre" dedim.
"Her seferinde bugün boşver yarın başlarım diyorum, ertelendikçe erteleniyor."
"Bir gün daha ertelenmesinden bir şey olmaz" dedim hemen.
Herkes yemekleri silip süpürdü, bi an aç kalıcam diye korkmuştum.
***********
Kahvaltıdan sonra herkes üstünü giyinmiş okul için hazırlanıyordu. Bende saçlarımı yapmak için aynanın önüme geldim. Lan maskeyi yüzümde unutmuşum!! Kullanma talimatlarında çok uzun süre tutmayın kızarıklık yapar yazıyordu. "Kızım sen türksün, ingilizler gibi hassas cildin yok" dedi iç sesim. haklıydı. Yüzümdeki maskeyi çıkarıp kalan jel ile yüzüme masaj yaptım. Gerçekten de beyazlatıyormuş. Hortlağa benzemiştim. Makyaj çantamı aldım hemen bir rimel sürdüm ve dudağıma da kiremit rengi bir ruj sürdüm. Gözümün içine de kalem sürdüm. Kumral saçım, iki derin gamzem, gülmeyince güzel duran burnum ve siyah gibi duran çok koyu kahverengi göz rengimle bence göz kalemini taşıyabiliyordum. Ben bunları düşünürken kokoş elizabeth merdivenlerden aşağı indi. dalgalı uzun saçları, masmavi gözleri ve ince dudakları ile resmen ben buradayım diye bağırıyordu. üstüne sıfır kollu beyaz bi tişört, altına da kırmızı kısa bir etek ile cidden ben buradayım diye bağırıyordu. okula matthewle birlikte gidecektik ve oturup yarım saattir elizabethle beraber matthew'ı bekliyorduk... sonunda merdivenlerden indi. matthew sarı saçı ve masmavi gözü ile elizabeth'e o kadar çok benziyordu ki. onları hiç tanımasanız bile kardeş olduklarını anlayabilirdiniz.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gri'nin yaşamı
Teen Fictioningiltereye geldiğimde 16 yaşındaydım. Ailemi kaybetmiş 16 yaşındaki bir kızdım. Her şeyden habersiz, koruyucu ailenin yanında yaşıyordum. Hiç tanımadığım bir yerde hiç tanımadığım bir kişiye dönüşüyordum. Siyah olmaktan çıkıp gri oluyordum artık. c...