bölüm 5; piyano

67 22 12
                                    

Umarım bu bölümü beğenirsiniz. Puan  vermeyi ve bölümü eleştirmeyi unutmayın! ♡
Müzik odasına gelmiştik. Hayley beni müzik odasına bıraktıktan sonra kütüphaneye doğru yürüdü, ben de sınıfa girdim. Daha ilk günden arkadaş edinmem cidden çok iyi oldu. Uzun süren yalnızlığımın ardından hayley,hope ve freya bana ilaç gibi geldi. Kulaklığımı takıp bugünki verilen ödevleri çıkardım ve yapmaya başladım. Biraz erken gelmiştim sanırım çünkü müdür ve louis ortalıkta yoktu. Ben ödevim ile ilgilenirken ceza saatimiz başlamıştı. Müdür ve louis geldiler ve hoca saati başlattı. Müdür oturmuş gazate okuyordu, louis ise arkamda oturuyor ne yaptığını göremiyordum. Görmek de istemiyordum zaten. Ödevlerimi bitirip çantama koymaya döndüğümde louis kafasını kaldırmış bana bakıyordu. Siyah diyebileceğim kadar koyu kahve gözlerinde  biraz şaşkınlık birazda sinir vardı. Sanki bana " senin yüzünden 1 saat burada olacağım" diyordu siniri bu yüzdendi ama şaşkınlığını anlayabilmiş değildim. Hiç umursamadan okuma kitabımı çantamdan çıkardım. Bu kan ve ateş kitabının ilk kitabı, taht oyunlarıydı. Önüme döndüm ve okumaya başladım. Louis omzuma dokunmadan önce gayet güzel okuyordum. Arkamı döndüm, kulaklığımı çıkardım ve noldu bakışı attım.

"Matthew'ın kardeşi olduğunu neden söylemedin?"

"Bilmem sen kolumu sıkarken aklıma gelmedi. Durup bi anda ben matthew'ın kardeşiyim mi deseydim?"

"Evet deseydin."  Matthew'ın kardeşi olanlara özel v.i.p kart var sanırım. Bir şey demeden önüme dönerken bir piyano olduğunu gördüm. Ayak kalktım ve piyanoya doğru yürüdüm. Arkadan louisin bana baktığını hissedebiliyordum. Piyanonun koltuğuna oturdum. Müdür gördü ama hiçbir şey demedi, ben de sorun olmaz diye düşünüp çalmaya başladım. Evgeny grinko'dan valse'ı çalmaya başladım. Piyano çalmayı kolejde öğrenmiştim ve baya da iyi çalıyordum bence. Louis oturduğu yerden kalktı ve yanıma doğru yürüdü sonrada yanıma oturdu ben çalarken ortak oldu. Durmadım sağıma da dönmedim sadece çalmaya devam  ettim.  5 dakikanın ardından sonunda çalmayı bitirmiştik. Bana döndü durdu. Hiçbir şey demedi. Ona doğru dönüp bakmadım da. Piyanonun önündeki müzik defterine bakıyordum.

"Valse ha? Bu kadar sanatsal biri olacağını beklemezdim. Dışarıdan popüler, çıt kırıldım, salak bir kıza benziyorsun da" böyle bir izlenim yaratmak için ne yapmış olabilirim ki? Sadece kolumu sıktığı için şikayet ettim ve bunun için aptal oldum. Bravo bana.
cevap vermedim hala aradığım şarkının notalarını arıyordum. Buldum ve yerleştirdim.  Lucia- silence parçasını çalıyordum. Sonradan sözlerini de söylemeye karar verdim. Yaklaşık bi 3 dakika şarkıyı söyledim sonrasında louis de ortak oldu. Beraber çalıyorduk ve ben söylüyordum. Bi 5dk sonra şarkıyı bitirdim. Ne yapmaya çalışıyor cidden anlamış değilim. Sırf arkadaşının  -üvey- kız kardeşiyim diye kendini bana sevdirmesine gerek yoktu. Tek istediğim uzak durmasıydı.  

"Valse güzel parçadır. Birazcık zordur ama çalması çok eğlencelidir. Aptal değilim ama sanat herkes içindir" dedim ona bakmayarak. Ellerime bakıyordum.

"Valse gereksiz abartılan bir parçadır. Evet, güzel fakat daha çok popüler olmayı hak eden bir sürü parça var." Sesinde aşağılayıcı ses tonu vardı. Fikrine katılmıyordum. Kendini çok zeki sanıyordu  ve bu çok sinirime gidiyordu.

"Tamam"

"Ne tamam? Sana kendimi affettirmeye çalışıyorum, istediğin bu değil miydi?" Tek istediğim uzak durmasıydı.

"Senden hiçbir şey istemiyorum. Matthew'ın kardeşiyim diye mi tüm bu çabaların? Rahat bırakır mısın beni?"

"Hayır, cidden o yüzden değil. Sinirim geçince anladım yaptığım hatayı. Bak dürüst olacağım" dedi ve durdu. Soluklandı ve devam etti "o gün sadece thomas ölmedi, kardeşim de öldü. O dolapta anahtar görünce aklıma o gün geldi. O gün thomas aynı şekilde anahtarı dolabın üstünde unuttu ve benden almamı istedi. Döndüm anahtarı aldım ve yanına geri gittim. Bugün koridordan geçince anahtarı öyle görünce o gün aklıma geldi. Gerçekten özür dilerim." Gözleri doldu. Derin nefes aldı. Şimdi gerçekten üzüldüm.

Üzüldüm diyebildim sadece. Piyanonun önünden kalktım ve sırama geri oturdum. Arkadan bana bakıyordu bunu hissedebiliyordum. Tekrar kulaklığımı kulağıma taktım, kafamı sıraya yasladım. Aklıma yoğun bakımda kardeşimi gördüğüm gün geldi. Bi yandan da louise üzülmüştüm, arkadaşına ve kardeşine gözünün önünde araba çarpması ve senin hiçbir şey yapamaman... bu hikâye bana bir yerden tanıtık gelmişti, benim hikayemdi bu. Kocaman şarkı listesinde döndü dolaştı yine aynı şarkı çalmaya başladı, the night we met (tanıştığımız gece) acı ile tanıştığım gece, ailemin öldüğü gece. Ben bunları düşünürken Louis hala bir şeyler çalıyordu.

***
"Ceza saati doldu ama istersen burada biraz daha durabiliriz " dedi sırıtan bir ses.  Louisdi bu. Kollarımı tuttu beni salladı uyandırmak için. Gözlerimi açtığımda tam karşımda duruyordu. Etraf çok mu aydınlıktı bana mı öyle geliyordu? Gözlerim kamaştı, elimle gözlerimi ufaladım. Bu nasıl uyandırma biçimi ya, resmen halı gibi silkeledi beni.

"Ne?" Diyebildim sadece.
"Saat diyorum doldu doldu." Uyuya kalmıştım. Dün geç uyuduğum için uykumu tam alamadım sanırım. Kulaklık kulağımda kalmıştı, çıkardım kulaklığı. Sonra louise dönüp uyandırdığı için teşekkür ettim. Rica ederim diyip eşyalarını toparlamaya başladı. Eşyalarımı topladıktan sonra hayley 'e mesaj atmak için telefonumu açtım. Şarjı bitmişti. Tabii ya şarkıyı açık unutmuştum o da şarjımı bitirmişti. Direk çantamı alıp çıktım odadan, kütüphaneye doğru yürüdüm. Kütüphaneye girdimde büyük raflar beni karşıladı. Bir sürü raf vardı ve hepsinde çok kitap vardı. hayley ise 2 rafın arasında yerde oturmuş kitap okuyordu. Yavaşça yanına doğru gittim.

"Ceza saati bitmiş" dedim. Beni duymadığını düşünüyordum çünkü kitapını okumaya devam etti. Ben de yavaşça omzuna dokundum ve devam ettim "Hayley ceza saati bitti fakat bir sorun var"

"Noldu?" Yüzü asıldı.

"Telefonumun şarjı bitti ve lizzie konum atmıştı. Sen evi biliyorum dedin ama ben yinede konum istemiştim." Dedim biraz soluk sesle.

"Evi biliyorum yani en azından bildiğimi düşünüyorum. Bir şey olmaz buluruz" kesinlikle bulamayacaktık. Ah akılsız kafam nasıl uyuya kaldım ben?

"Umarım buluruz" dedim ve kütüphaneden çıktık. Müzik odasının oradan geçerken louisi gördüm, piyano çalıyordu.

"Hayley sen beni bahçede bekler misin?"

"Beklerim de noldu?"

"Bir şey unutmuşum onu alıp geleceğim" diyip yanından ayrıldım. O sırada hayley çıkış kapısına doğru yürüdü. Ben ise müzik odasına louis'in yanına doğru yürüdüm.

Gri'nin yaşamıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin