Selaammm
Oy sayısı bir türlü 16 olamamıştı diğer bölümde :/ o yüzden bi de son zamanlarda derslerim baya yoğunlaştığından bölüm geç geldi. Birazcık kısa olabilir bu bölüm ama nedense bu bölüme kendimi tam veremedim zaten. Ama yine de umarım beğenirsiniz.VOTE SAYISI: 18
Umarım beğenirsiniz, keyifli okumalar Gece Yıldızlarım...
***
"Buz,"
Mine'yle birkaç dakikadır sadece bakışıyorduk. O bana şaşkınlıkla bakıyordu ben de ona endişeyle ve korkuyla. Ya beni istemezse, diye düşünmekten alıkoyamıyordum kendimi. Sonunda dudaklarının arsından fısıltılı çıkan bir sesle ismimi söylemişti.
Konuşmam gerekirdi ama olmuyordu. Hem ne diyeceğimi bilemiyordum hem de boğazımda konuşmamı engelleyen bir düğüm vardı sanki. Zorlukla yutkunmaya çalıştım. Dudaklarımı aralayıp konuşmaya başlayacaktım ama sadece kekeleyen sesimle onun ismini söyleyebildim.
"M-mine." Ben ismini söyledikten birkaç saniye sonra o da hemen konuşmaya başladı.
"Sen burada ne yapıyorsun?" diye sordu. Sonunda kekelemişti ama ses tonunu algılayamamıştım. Hesap soruyor olabilir miydi? Beni istemiyor olabilir miydi?
Gözlerim yavaş yavaş onun gözlerinden kayarak arkasındaki herhangi bir noktaya odaklandı. Mine'yse bir müddet olduğu yerde durduktan sonra bana doğru yürümeye başlamıştı.
Neden olduğunu bilmiyorum ama gözlerim dolu dolu olmuştu. Yavaşça göz kapaklarımı yumarken Mine hiç beklemediğim bir şey yapmıştı.
Bana sarılmıştı.
Şaşkınlık tüm bedenimi ele geçirirken hiçbir şey yapamamıştım. O bana sarılırken ben kollarım havada kalmış bir şekilde sadece bekliyordum.
"Buz," diye mırıldandı. "Neden buradasın? Bir şey mi oldu?" sesi yumuşak ve güven vericiydi.
Bir müddet daha hiç tepki vermeden öyle kalmıştım ardından da yavaş yavaş ben de kollarımı ona sardım. Dolu olan gözlerimden birkaç damla yaş süzüldükten sonra yutkundum ve zorlukla konuşmaya başladım.
"Bunları sana daha sonra anlatsam olur mu?" dedim. Başını olumlu anlamda sallarken bana daha sıkı sarıldı.
"Özlemişim." Diye mırıldandı. Dudaklarıma bit tebessüm kondurarak onun gibi daha da sıkı sarıldım.
"Ben de."
***
Mine odadan çıktıktan son Damla'ya benden bahsetmemek adına kıyafetin ona küçük geldiği için güzel olmadığını yarın gidip değiştireceğini söylemişti. Bir müddet sonraysa yorgun olduğunu söyleyerek Damla'yı da alıp Ateş'in evinden Damla'nın çıkmasını sağlamıştı. Damla'yla ayrıldıktan sonrada tekrar buraya gelecekti. Ve ben bu sefer olanları ona en ince ayrıntısına kadar anlatacaktım.
"Kimseye söylemeyeceğinden emin misin peki?" Ateş'e odada olanları anlattıktan sonra o da endişelendiği için hep buna benzer sorular sormaya başlamıştı. Bu sorusuna da başımı olumlu anlamda salladım.
Ben de baya endişeliydim. Bu endişeme gerekte yoktu aslında, Mineye güveniyordum. Ama yine de bu endişe duygusunu bir türlü atamıyordum.
Kapının zil sesini duyunca ikimizde aynı anda yerimizden kalktık. O önden gidip kapıyı açarken ben salonun kapısından çıkıp onun kapıyı açmasını bekliyordum. Ateş her ihtimale karşı kapı deliğinden kimin geldiğine bakmıştı. Gelen kişi Mine olacak ki direk kapıyı açmaya yönelmişti.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yıldızlı Gece
FantasyBuzu sadece ateş eritir... ★★★ Periler, Cadılar ve onlar arasında geçen savaşlar... Buz, bir cadıydı. Sadece annesi vardı hayatında. Hayatı normal bir şekilde ilerlerken bir gecede her şey değişti. Yıldızlı Gece... O geceden sonra kafasında çözmek...