Bölüm 7 ; Akşam yemeği

82 15 26
                                    

Alice sonrasında louise sarılmıştı ve louisle konuşuyordu. Ben ise hala donuk bir şekilde kapıda duruyordum ağzımı bile açamadım. Sonrasında "hoş geldiniz" diyebildim. Matthew bana bakıp gülümesi ve "hoşbulduk" dedi. Louis ise hiç oralı olmayıp içeri girdi. Alice ve matthew içeri girdi ben de kapıyı kapatıp arkalarından salona girdim.

Elizabeth oturduğu yerden dikleşti ve omuzlarını kaldırdı. Hayley ise bana bakarak kaş göz işaretleri yapıyordu. Lizzie hemen ayağa kalktı ve matthew'e sarıldı ve louise sıcak bir bakışla gülümsedi. Ardından elizabeth hemen oturduğu yerden kalkıp dik omzuyla louisle konuşmaua başladı ben de hemen hayley'in yanına oturdum.

"Ne işi var burda ya?"
"Kızım bu evde yaşayan sensin ben nereden bileyim?" Dedi ve göz devirdi hayley. Teknik olarak eve daha dün gelmiştim yani NEREDEN BİLEBİLİRİM Kİ?

"Senin kuzenin benim değil. Sen bilmeyeceksin de kim bilecek?" Dediö ben de omuzlarımı silkelerek.

"Matthew ile louis çocukluk arkadaşı. Her zaman böyle birbirlerinde kalırlar, zaman geçirirler"

"Demek ki biliyormuşsun" dedim ve gülümsedim. Sonrasınsa tom arkadan seslendi "Midem açlıktan büzüştü hadi yemeğe oturalım" dedi
"Evet yemekler soğudu hadi oturun yemeğe" dedi lizzie. Mükemmel ya cidden okulda bana saldıran çocuk, matthew'ın en iyi arkadaşı, lizzie'nin damat adayı, elizabeth'in müstakbel kocası, alice'in ise müstakbel eniştesi. Cidden mükemmel bir aile.

Herkes masada yerine oturmaya başladı. Masaya fazladan 2 sandalye koyulmuştu aslında benim sandalyemle beraber 3 sandalye...

Alice'in yanına oturdum benim yanıma ise hayley oturdu. Karşıma louis oturdu hayley'in karşısına matthew oturdu. Elizabeth, louis'in benim karşıma oturmasına bozulmuş gibiydi, ben de bunu anlayıp hemen hayley'e döndüm. Aval aval matthew'e bakıyordu, hayley. Yer değiştirmeyi isteyecektim ama vazgeçtim, baya mutlu görünüyordu. Ben de hemen elizabeth'e seslendim

"Yer değiştirmek ister misin beth?" Ona beth denmesinden nefret ediyordu ama bunu sorun etmeyip gülümsedi.

"Olur NESSA" dedi nessa ismini bastırarak. İmalı bir şekilde söyledi bunu. Louise bakmadan halkıp hemen elizabeth'in yerine oturdum. Lizzie herkesin tabağına yemek koymaya başladı ve o sırada konuşmaya başladı
"Nessa he? Güzel bir lakap, sevdim" dedi. Bence de güzel bir kısaltmaydı. Sonrasında hemen tom da konuşmaya atladı "ben de beğendim, sakıncası yoksa sana nessa diyebilir miyim?" Dedi bana gülümseyerek. "Tabiki de sakıncası yok. İstediğini diyebilirsin tom" dİyip gülümsedim. Louis,matthew, elizabeth ve hayley kendi aralarında konuşmaya başladı. Yemek yemeğe devam ettim onlar ise konuşmaya devam etti. Sonrasında aklıma ilacım geldi. Kendimi bildiğim bileli içtiğim ilaçlar...

"Herkese afiyet olsun, ellerine sağlık lizzie. Yukarı çıkıp ilacımı içip geleceğim" diyip merdivenlere yöneldim. Arkamdan bir şeyler dedi ama duymadım pek de umursamadım ve hemen oraya  girdim. Kahretsin! Yine yanlış oda, bir türlü ezberliyemedim şu odaları. 2'nci denememde buldum odayı. Direkt tuvalete yöneldim ve ilaçlarımı aramaya başladım. Dolaplara teker teker baktım ama bir türlü bulamadım ilaçları. Tuvaletten çıkıp valizimi aramaya başladım, belkide valizimde kalmışlardı. Valizlerimi açtım ve haklıydım ilaç kutum buradaydı. Üstüme bir rahatlama çöktü çünkü bu ilaçları içmeden uyuyamıyordum ve sürekli başım ağrıyordu. Saçlarım dökülüyor, kilo kaybı yaşıyordum. Dediğim gibi kendimi bildim bileli içiyordum bu ilaçları. Hemen beklemeden ilaç kutusunu açtım ve bir de ne göreyim? İlaçlarım bitmişt, içi boş bir şekilde duruyordu ama nasıl olurdu? Ben buraya gelmeden önce ilaç kutumu yenilemiştim, bitmeleri imkansızdı. Elizabeth beni sinir etmek için onları alıp saklamış olabilir miydi?  Olabilirdi. Hemen sinirle kalktım ve odadan çıktım, merdivenlerden indim. Elizabeth,louis matthew ve hayley hala sohbet ediyorlardı.

"Elizabeth ilaçlarım nerede? Sen mi aldın  doğruyı söyle!" Panikten bağırıyordum ve bunun farkında değildim.

"Ne ilacı? Ne saçmalıyorsun yine?" Dedi. hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranıyordu ama onun aldığından emindim.

"Valizimin içinde ilaçlarım vardı, eminim. Gelmeden önce onları yenilemiştim. İngilterede yasak olduklarını bildiğim için türkiyeden getirttirdim hatta o ilaçları, ne yaptıysan geri ver. Onlara ihtiyacım var!" Şimdi daha çok bağırıyordum ve sesim titriyordu. İlaçlarımı almayınca, ilk hep böyle oluyordum. Sonrasında uykusuzluk, saç dökülmesi, kilo kaybı...

"Sakin ol, ben almadım onları. Odada ilaç da görmedim. Onlara ihtiyacın olduğunu biliyorum ve yemin ederim gerçekten ben almadım " yüzünde ciddi bir ifade vardı. Eğer o almadıysa kim aldı? Cinlerin gelip alacağı yok ya!

"Elizabeth bir kez olsun çocuk gibi davranmayı bırak ve ilaçlarımı ver." Dedim ve bu sefer sadece ellerim değil her yerim titriyordu. Matthew titrediğimi fark edip yanıma geldi ve ellerini omzuma koydu.

"Yemin ederim ben almadım"dedi ve bu sefer ciddiydi. Lizzie'ye baktım, neyden bahsettiğimizden bir haberi yokmuş gibi şaşkınlıkla bana bakıyordu.

"Lizzie sen..." durdum derin bi nefes aldım ve devam ettim "sen ilaçlarımı gördün mü?"

"Hayır, tatlım görmedim. Ben ilaç kullandığını bile bilmiyordum" dedi nazik  bir şekilde. Matthew beni sakinleştirmeye çalışıyordu ama hiçbir işe yaramıyordu. Ellerim hala deli gibi titriyordu. Beni yavaşça sandalyeye oturttu ve su getirdi.

***
Bir yandan Sofrayı hayley,elizabeth ve lizzie kaldırıyordu diğer yandan tom,louis ve matthew konuşuyordu. Ellerimin titremesi geçmiş koltukta Alice ile beraber televizyon izliyordum. Hayley'i çok yalnız bırakmış gibi hissediyordum ama o bunu takmıyordu. Elizabeth ile ilkokulda yakın arkadaşlarmış ama sonrasında küsmüşler sanırsam şu an bu geçen yılların acısını çıkartıyorlar, Gayet iyi anlaşıyorlardı ve bu biraz da olsun içimi rahatlatıyordu. İlaçlarımı yeni aldığıma emindim bitmesine ya da kaybolmasına imkanı yoktu, ne oldu bilmiyorum ama ilaçlarım gelene kadar idare etmeliydim. Bunu yapabilirdim. Televizyon izlerken gözüm bir anda piyonaya takılı kaldı, çalsam mı çalmasam mı diye düşünüyordum kendi kendime. Beni daha çom rahatlatırdı o yüzden çok fazla düşünmeden ayağa kalktım ve piyanoya oturdum. Ve başladım çalmaya...
Etrafa bir sessizlik hakim oldu, alice televizyonu kapattı, matthew ve louis dikkatini  bana verdi lizzie ise mutfaktaki işini bitirip salona geldi. Herkesin beni dinlemesi biraz beni gerdi fakat hiç bozuntuya vermeden devam ettim. Ve parçanın son kıtasındaydım. Bu parça okulda louis ile beraber çaldığımız parçaydı. Son kıtayı çalmadan durdum ve arkama dönüp louis'e gelmesi için bir bakış attım. Kafasını sallayıp kalktı ve sağıma oturdu.

"3 diyince." Kafa sallayarak onayladı beni. "1,2,3" dedim ve çalmaya başladık. O kadar iyi çalıyordu ki... benden daha iyi çaldığı kesindi. Ellerimi piyanodan çektim ve çalmasına izin verdim. Ben geri çekilirken bana "napıyosun?" Bakışı attı ama ben aldırmadım ve uzandığım yere geri dönüp onu dinlemeye başladım. O sırada bir şey oldu, salonun görüntüsü bulanıklaştı. Görüntü netleşince artık salonda değildim.

Etraf kapkaranlıktı. Yağmur çok şiddetli yağıyordu. Etrafımda basket takımının oyuncuları vardı, thomas vardı. Küçük bir çocukla konuşuyorlar ve şakalaşıyorlardı. Etraftaki herkes thomas ile beraber gülüyordu ve işte o an louisi gördüm. Thomas louis'in kardeşi diye tahmin ettiğim çocuğu kucağına aldı. Etrafta koşuşturuyorlardı, gelen arabayı görmüyorlardı. Louis, bir hamlede thomas'ı şakasına itti, araba şimdi daha hızlı bir şekilde geliyordu. Hayır, olamaz!  Araba thomas ve louis'in kardeşine çarpıcaktı.

"Thomas araba geliyor kaç" diye bağırmama gerek kalmadı ve araba thomas ve louisin kardeşine çarptı. Etraftaki herkes şok olmuş bir şekilde donup kalmışlardı. Louis yere çökmüş ellerine bakıyor, diğer takım oyuncuları ise birbirlerine bakıyordu. Biri "ambulansı arayın" diye bağırıyordu. Diğeri ise telefonunu arıyordu. Louis hala yerde, kımıldamıyordu. Her yerde kan vardı, çok fazla kan vardı. Arabanın sürücüsü arabadan fırlamış bir şekilde louisin yanında duruyordu. Louis bir yanındaki şoför'e bakıyor diğer yandan arabanın altındaki arkadaşına ve kardeşine bakıyordu.

Bir çığlık patlattım ve o sırada müzik durdu ve herkes bana bakıyordu. Gözlerim doldu, kımıldayamıyordum.

Gri'nin yaşamıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin