Bölüm 9|O benim başlangıcım

408 39 9
                                    

''Hey sen Wang Yibo değil misin?''

''Sende kimsin?''

Kendisine seslenen adama sert bir ifadeyle karşılık vermişti Wang Yibo. O adamı tanımazken, adamın onun adını bile biliyor olması tuhaftı.

''Sen Wang Yibo'sun değil mi yanılmıyorum. Sakatlanıp ayrılmak zorunda kalan.''

Eskileri hatırlatması bile kanının çekilmesine neden olurken, orta yaşlı bu adam onun karşısında tamamen gülen yüzüyle duruyordu.

''Ahh pardon benim hatam kendimi tanıtmayı unuttum. Ben Zheng Lui.''

Karşısındaki adama bilenmiş gibi bakıyor, çattığı kaşları alnında anlamsız şekiller oluştururken, Yibo'nun cevabıyla adam onun sinirlendiğini anlamıştı.

''Sikimde bile değil kim olduğun. Şimdi çekil önümden.''

Eliyle karşısındaki adamı kendine yol açarsasına hafifçe ittirmiş,kenara doğru kaymasını fırsat bilerek hemen yürümeye başlamıştı. Arkasından başta kısık sesle konuşmaya başlayan adamın ardından gürleşen sesini duyunca olduğu yerde donup kalmıştı.

''Hala dövüşmek istiyorsun değil mi? Bedenin her ne kadar dövüşmeyeceğini söylese de ruhun hala burada. Ringde.''

Wang Yibo çatılan kaşlarının altından keskin bir bıçak gibi gözleriyle onun gözlerinin içine bakmıştı. Elleri saçlarının arasına gidip parmakları arasında çekiştirirken kızaran gözleri, titreyen dudak kenarlarıyla konuşmuştu.

''Ahh siktir git... Herşeyi biliyormuş gibi konuşma karşımda. Bir bok bildiğin yok. Yorumları kendine sakla.''

Adamın karşılık bile vermesini beklemeden oradan uzaklaşmış,gecenin soğuğunda başına kapşonunu geçirmiş, ellerinide cebine koymuş maçın yapıldığı yerden arkasına bile bakmadan uzaklaşıyordu. Sadece etrafta gece öten cırcır böceklerinin sesi ve hemen yolun kenarında ki küçük su kanalından gelen kurbağa sesleri duyuluyordu. Yıldızların altında yürürken yaşadıkları bir bir gözlerinin önüne gelmiş,seneler geçse bile pişmanlığı asla bitmemişti.

Gerekli tedaviyi görmediği için hala elini kullanmakta zorlanıyor,parmaklarını geriye büküp yumruk yapamıyordu. O anın verdiği sinirle aldığı karar hayatını mahvetmiş,Wang Yibo'nun en çok üzüldüğü şey ise değmeyecek insanlar için yaptığı yanlıştı. Küçüklüğünden beri hayali olan spor şimdi ona tamamen uzaktı. Günlerini pisliğin içine batmış bahis sahalarında geçirirken, doğru düzgün dövüşmeyi bilmeyen insanlar için zar zor kazandığı parayı onlara yatırıyordu. Kaybedeceğini bile bile her seferinde yine burada buluyordu kendini.

Uzun yolu sadece sokak lambaları aydınlatırken arkasından gelen arabanın ışığıyla olduğu yerde duraksamıştı. Bay Zheng arkasından gelmiş, onunla bir kez bile doğru düzgün konuşabilmek için çok uğraşmıştı.

''Wang Yibo biliyorum dövüşmek istemiyorsun o yüzden sana başka bir teklifim var. Salonumda çalışmaya başlamaya ne dersin?''

Yibo ne demek istediğini anlamamış bir şekilde yüzüne vuran ışığın etkisiyle kıstığı gözleriyle boş boş ona bakıyordu. Anlamadığını  belli eden bakışları onun gözleriyle buluştuğunda adam baştan tekrar etmişti.

''Spor salonumda çalış. Belli yaş gruplarına dövüş sporları öğretiyoruz. Senin başlarında durmanı ve onları incelemeni istiyorum. Dövüşmek yok sadece kontrol edeceksin o kadar.''

Yibo gelen teklifle kendini herkese,herşeye karşı kapattığı anda karşına çıkan bu adama çok şaşırmıştı. Aklından bir saniye bile çıkaramadığı, özlem duyduğu  kare dünyaya artık tamamen uzaktı. Kalbi dövüş kelimesini duyunca hızla atmaya başlasa da gözlerinin odakları eline kayınca heyecan yerini sinire bırakmıştı. Yumruk yaptığı elini sıkmaktan kıpkırmızı olmuş,parmak boğumları acının göstergesi olmuştu. Yumruğunu bile sıkmayı beceremediği sağ eli kasılıp titrerken, gözlerinden gecenin karanlığında akan o bir damla yaş yanaklarından süzülüp gitmişti.

KAFES《YİZHAN》Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin