23. Bölüm: Hoşgeldin Oğlum..

310 100 97
                                    

Bu bölüm herkesin beklediği o oğlan nihayet doğdu evet bende mutluyum. Size Brand'ı ve minik bebişimizi bırakıyorum wğföspldof Neyse, sizleri seviyorum❤️

 Size Brand'ı ve minik bebişimizi bırakıyorum wğföspldof Neyse, sizleri seviyorum❤️

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

♠️

Önüme aldığım geçmişimin tuğlalarını birleştirip kendime yıkılmaz bir duvar ördüğümü sanıyordum. Oysa o duvarın tuğlasından bir parçayı kopararak, beni yıkması için düşmanımın eline yine ben vermiştim. Nasıl bakarsam öyle görürdüm. Nasıl yaklaşırsam öyle ilerler, nasıl düşünürsem öyle başarılı olurdum. Kendime tanıdığım süre bitmeden önce düşmanıma yeni bir süreyi bağışlayıp, bana vereceği ufacık taş parçasıyla onu yıkmalıydım.

Çünkü yaşadıklarım bana bunu öğretmişti. Güzel görmeyeni zorla güzele itemez, uslanmak istemeyeni zorla aklayamazdım.

Brand'ın karnımda duran parmakları her zamankinden daha sıkıydı. Sanki gideceğim yeri ve bulaştığım olayları biliyor gibi tetikte bekliyordu. Bense ne olursa olsun bunca hırsın arasında bir şeylere ulaşma umuduyla sürekli kendime bir takım belalar ediniyordum. Belki de artık bu son olanıydı. Zach Rovly'i bir an önce iyileştirip babam olacak o herifi öldüren gücü elde etmeliydim artık.

Onu bu dünyadan yok etmenin sırası gelmiş, geçiyordu bile. Kalbimin üzerinde duran ağırlık beni sürekli yokluyordu. Parmaklarımı Brand'ın elinin üzerine atarak temkinli adımlarla kolunu karnımın üzerinden ayırdım. Biraz kıpırdandığında, nefesim neredeyse içime kaçmak üzereydi. Diğer tarafa döndüğünde ise içimde tuttuğum nefesimi yükmüş gibi dışarı çıkardım.

Uyuyor olmasından faydalanıp o pahabiçilemez güzellikte olan yüzünü, gözünün çevresini kaplayan yanık izini, neredeyse kaşlarına varacak kadar uzun olan kirpiklerini izlemeyi çok isterdim ancak gitmek zorunda oluşum beni bundan alıkoyuyordu.

Alnının üzerine düşen beyaz saçlarını işaret parmağımla yana itelemek için uzattığım parmağımı geri çektim. Yakalanmamalıydım, bu kadar şeyi yaşarken Brand'a yeterince fazla yük kondurmuştum. Buraya gelmesi bile benim için fazla iyilikti. Yıllardır verdiği emekleri bir çırpıda elinin tersiyle itelemişti.

Ayaklarımı zorda olsa yataktan sarkıtıp ayakkabılarımı ayağıma geçirdim. Odadan ne kadar hızlı çıkarsam o kadar iyiydi. Adımlarım seyrek ama bir o kadar da korkuluydu. Kapıya yanaştığımda, kapı kolunu tutarken son nefesimmiş gibi göğüs kafesime doldurduğum bütün havayı hızla geri verdim.

Koridor gece olmasının verdiği mahmurlukla yeterince sessizdi. Tane tane adımlar atarken merdiven başına geldiğimde, hafiften eğilerek aşağıyı kolaçan ettim. Kimsenin adım sesleri duyulmadığına göre Luan haklıydı. Vinnie, her ne haltlar karıştırıyorsa bunu kesinlikle bu saatlerde yapıyordu.

Merdivenlerden hızlı adımlarla indim.

Dış kapının metal kulpunu tuttuğum an Lily'nin mayhoş sesi kulağıma çalındı.

KAN MAVİSİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin