----
Biraz uzaklaşınca durdu ve konuşmaya başladı.
"Bugün yaptığım hareket yanlıştı. Üzgünüm." dediğinde alayla gülümsedim.
Bu mu yani? Bunun için mi getirdi beni buraya? Özür dilemek için mi?
"Neden öyle bir şey yaptığımı bilmiyorum. Beni affet." kısa bir süre duraksayıp tekrar devam etti. "Aslında... Seni buraya getirmemdeki amaç... Yeniden... Yani yeniden çıkabiliriz. Yani siz... Sen ve Buluç çıkmıyorsanız. Ki içimden bir ses o gün Buluç'u beni kıskandırmak için öptüğünü söylüyor." dedi göz kırpıp biraz yaklaşarak.
Ne diyor bu ahmak kafalı ? Ne sanıyor kendini ?
Ona iğrenç gözlerle baktım.
"ASLA ! Asla seninle bir daha çıkmam !" diyip geri gitmek için yeltendiğimde elimden sımsıkı tuttu ve beni durdurdu.
"Yani Buluç'la çıkmadığını kabul ediyorsun." dedi hafif sırıtarak.
Bu çocuktan nefret ediyorum. Elimi çekmeye çalışsamda başaramadım.
Ne demeliydim diye düşünürken Buluç karşımızda durmuştu. Elleri ceplerinde, kaşları hafif çatık ve dudakları kilitliydi. Koyu renkteki gözleri kısılmıştı.
"Sevgilimin elini tutuyorsun..." dedi Buluç birden. Sakin ama keskin bir sesle.
----
Hemen ellerimi geri çektim. Bu sefer Bora da üstelememiş, elimi usulca bırakmıştı. Ama hiçte sakin görünmüyordu.
Bakışlarımı Buluç'un yüzündeki keskin bakışlarına çevirdiğimde ürpermiştim. Hiç de tekin durmuyordu. Her an Bora'nın yüzünü parçalayabilirmiş gibi bir gerginlik vardı üzerinde.
İkisinin birbirlerine olan sert bakışlarını gördüğümde ne yapacağımı bilemeden öylece kalakalmıştım.
Buluç'un yüzündeki karanlığa baktığımda kalbim duracak gibi olmuştu. Onu ilk kez böyle görüyordum ve ürkmüştüm.
Bora ise her an kavga çıkaracamış gibi meydan okurcasına bakıyordu.
Buluç sinirli bakışlarını Bor'dan ayırmadan, bize doğru yaklaştı.
Ne olacaktı şimdi ?
İkisinin arasında kavga çıkmasını elbette istemezdim.
Buluç tam Bora'nın karşısında durmuştu. Hırçın bakışlarını ayırmadan Bora'ya bakıyordu. Ve tam bu anda Buluç'un Bora'dan uzun olduğunu farketmiştim.
Bir sorun çıkmamasını umarak Buluç'un elinden tuttum.
"Gidebilir miyiz..." dedim ve duraksadım. Hızla yutkunup devam ettim. "...Sevgilim." Sesimde uyaran ve sakin olmasını isteyen bir ton vardı.
Buluç bakışlarını çok kısa bir süre benim gözlerime kilitleyip tutmuş olduğum eline götürmüştü. Daha sonra da tam önünde duran Bora'ya çevrildi. Sanki Bora'dan bir hamle yapmasını bekler gibi sert sert bakıyordu.
Buluç tekrar bana baktığında elimi kırarcasına sıkıca tutup:
"Gidebiliriz." diye homurdandı. Hırsı kursağında kalmış gibi bir sıkıntı vardı gözlerinde.
Bora'ya son kez göz atıp döndü. Hırslı ve sinirli adımlarla hızlı hızlı yürüyordu. Bende elim elinde olduğu için mecburen ona ayak uydurmak zorunda kalmıştım.
Ne diye bu kadar sinirleniyordu bu ?
Elimi daha da sıkmaya başlamıştı.
Canım yandığında aklıma denizde yaptığı şaka geldi. Ve küs olduğumuz...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZALIMIN EVLADI
Fiksi RemajaEski sevgilimi ve beni aldattığı kızın bu tarafa doğru geldiğini görünce ağaca yaslanmış telefonunu kurcalayan Buluç'a döndüm. " Buluç !" Başını telefondan kaldırmadan cevap verdi. " Efendim ?" " Öp beni !" tek kaşını kaldırdı ve anlamayan gözlerle...