nrgzmemmedeliyev
Ağlamamak için kendimi ne kadar zorladıysam, gözyaşlarım o kadar inatla yanaklarımdan süzüldü. Sanki içimde yıllardır biriken her şey, o gece kendine bir çıkış yolu bulmuştu. Annemin eksikliği, babamın sevgisizliği, hiç kimseye güvenemeyişim... hepsi bir anda üzerime çökmüştü.
Odamın loş ışığında, yastığıma kapanıp sessizce hıçkırdım. Kimse duymasın diye ağzımı kapattım ama içimdeki acının sesi duvarlara çarpıp geri dönüyordu sanki. Her nefes alışımda boğazımda bir düğüm, her gözyaşımda içimde bir kırık parça daha...
"Ben bunu hak etmedim," dedim kendi kendime, titreyen bir sesle.
Ama sesim o kadar kısıktı ki, sanki kimse duymasın diye değil... kimse duymayacağına emin olduğum için öyle söylüyordum.
Annem yaşasaydı, beni böyle birine verir miydi?
Babam... neden bu kadar nefret ediyordu benden?
Ben sadece sevilmek istemiştim.
Bir babanın kızına "gurur duyuyorum" deyişini duymayı, bir annenin "ağlama, ben buradayım" demesini...
Ama şimdi, o cümlelerin yerinde sadece sessizlik ve bir yabancının sesi vardı:
"Yarın benimle geliyorsun."
Yorganı yüzüme kadar çektim, nefesimle ıslanan yastığın kokusu içimi yaktı.
O an anladım... bazı geceler vardır, insan o gecelerde büyür.
Ben o gece büyüdüm.
İçimdeki çocuk, son kez ağladı ve sustu.