Kısa hikayeler
41 stories
Leyla - Tek Bölüm by monange_81
monange_81
  • WpView
    Reads 7,555
  • WpVote
    Votes 558
  • WpPart
    Parts 1
Bakarken kıyamamak mı? Yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk? Özdemir Asaf
Ömrümün Yüreğine Yolculuğu#TAMAMLANDI# by UgurluAY
UgurluAY
  • WpView
    Reads 20,922
  • WpVote
    Votes 1,038
  • WpPart
    Parts 7
Ömrümün Yüreğine Yolculuğu "Bitti dediğim anda başlamadın mı sen bende? Gülüşünü ömrüme katık ederken, huzuru yüreğime hapsetmedin mi? Sen, ömrümün adamı, En güzel seferimin tek sahibi, yüreğine yolculuğumu ömrüme helal kılansın." ***Özlem Uğurlu Aydın***
Karımsın! (Bitti) by MelekMel
MelekMel
  • WpView
    Reads 74,962
  • WpVote
    Votes 1,163
  • WpPart
    Parts 4
Hayat insana bazen adaletli davranmayabiliyordu, canını yakabiliyordu hiç acımadan. Belki de yanlış düşünüyoruz kaderimiz hayatlarımıza yön veriyordu ve en acı olay ileride mutluluğu bize bahşediyordu. Ama tam tersi de olamaz mıydı? Olurdu hem de bal gibi olurdu. O mükemmel hayatımız bir an da ellerimizin arasından hiç anlayamadan uçuverirdi. Defne, heyecanla yatağın önünde ayakta müstakbel kocasının gelmesini bekliyordu. Yerine bir türlü oturamıyordu. Silah seslerini duyduğunda başta ' Düğün yüzünden kutlamadır ' diye düşünüp umursamasa da kocasının annesinin ' Demir ' diye bağıran sesini duyduğunda birden bütün heyecanı alınmış üstüne kara bulutlar çökmüştü. Ayakları bedenini taşıyamamış yere düşmüştü. Sevinçli bir çığlık değildi bu çığlık acı dolu bir çığlıktı. Emir, aşkını kalbine gömüp kardeşini seçmiş bir adamdı. Karısına deli gibi aşık ama uzak bir adam. Defne'yi gördüğünde her şeye rağmen heyecanla, sevinçle atan bir kalp taşıyordu yüreğinde. Aşk belki vardı belki yoktu ama Defne için sevgi vardı. Sevgiyi Demir'de bulmuştu. Onun kahvelerindeki ilgiye, sevgiye her zaman aç bir kız çocuğu olmuştu. Onunla evlendiği gün hem en mutlu hem de en üzgün günü olmuştu. Kocasını kaybetmişti. Kaderinin farkında bile değildi. Onu deli gibi seven adamı hiç fark edememişti. Kendi kafasında düzmece bir aşk yaratmıştı. Sevdiğini söylüyordu ama bedeninde başkalarının izleri her zaman vardı Duru'nun.
Vadideki Zambak by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 39,345
  • WpVote
    Votes 1,274
  • WpPart
    Parts 33
Vadideki Zambak, ilk yayımlanışında (1836) beklenen ilgiyi görmemiş, Balzac'ın en az satan kitaplarından biri olmuştu. Oysa yazar, üzerinde en çok çalıştığı, en kusursuz, en büyük romanlarından birini yarattığı kanısındaydı. Zaman Balzac'ı haklı çıkardı: Vadideki Zambak, yazarın en sevilen, en çok okunan romanlarından biri oldu. Bu roman, on dokuzuncu yüzyıl Fransız yazınının iki büyük yöneliminin: Romantizm ile gerçekçilik akımının kavşak noktasında ortaya çıkar ve dünyanın en ünlü aşk romanlarından biri olarak gerçek yerini alır. Balzac, 'aşk' a derin bir gerçeklik kazandırırken, çağının toplumsal olgularını ve koşullarını yansıtmaya da büyük özen gösterir.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 51,237
  • WpVote
    Votes 2,189
  • WpPart
    Parts 10
Zweig bu novellası'nda bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa ve yoğun hikâyesi, kadın kalbinin sırlarına ermiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür. Yapıtı için mekân olarak muhteşem atmosferiyle Fransız Riviera'sını seçen Zweig, 1920'li yılların sonlarında Avrupa'nın "kibar" tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla dikkat çeker.
İnsan Neyle Yaşar? by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 38,892
  • WpVote
    Votes 1,463
  • WpPart
    Parts 7
Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Kreutzer Sonat ve Diriliş'in büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara verdi. Bu dönemde yazdığı öykülerde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurgu içinde ele aldı. Tolstoy, insan sevgisi ve inanç konularını ustalığının bütün inceliğiyle işlerken, İnsan Neyle Yaşar? ile gerçek hayatı yansıtan tabloların içinde yeni bir ahlak anlayışını ortaya koydu. Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları Basım: XXIV. Basım Yıl: 2012 Çeviren: Koray Karasulu
Kendine Ait Bir Oda by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 13,382
  • WpVote
    Votes 653
  • WpPart
    Parts 11
Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf'un 1928 yılında kapılarını kadınlara yeni yeni açmakta olan Cambridge Üniversitesi'ndeki kız öğrencilere hitaben yaptığı bir konuşması üzerine şekillenmiştir. İngiltere'de kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmelerinden bir yıl sonra yayımlanan kitap o tarihten günümüze feminizm tartışmalarının locus classicus'u olageldi. Jane Austen ve Charlotte Brontë'den, kadınların niçin bir Savaş ve Barış yazamadıklarına; Shakespeare'in hayali kız kardeşinden bugün de tartışılmaya devam eden kadının yoksulluğu ve namusu başlıklarına, hatta yaratıcılığın doğasına kadar uzanan geniş bir yelpazede kalemini özgürce oynatan Woolf, kadınlara edebiyat alanında bir çıkış yolu gösteriyor. Çeviri: Ezgi Tabaoğlu Özkülahçı Yayınevi: İndigo Kitap
Olağanüstü Bir Gece by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 40,013
  • WpVote
    Votes 1,512
  • WpPart
    Parts 9
Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. Sıradan bir Pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak "suç" işler. Böylece yeniden "hissetmeye" başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece âleminin son atıklarının arasına, "hayatın en dibindeki lağımlara" sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır.
Beyaz Zambaklar Ülkesinde by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 15,451
  • WpVote
    Votes 600
  • WpPart
    Parts 9
Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı eserinde Petrov, 20'nci yüzyılın başında Finlandiya'nın Rusya'ya karşı verdiği bağımsızlık mücadelesini tüm yönleriyle ele alıyor. Kitap; bataklık bir bölgenin, üzerinde beyaz zambakların açtığı güzel bir alana dönüştürülmesini hem gerçek hem de sembolik yönüyle anlatıyor. Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerinden olan Finlandiya'nın sahip olduğu refah ve kültür düzeyi, halkının çalışkanlığı ve azmine dayanıyor. Fin halkının kurtuluşunu ve yükselişini sağlayan ortak bilincin oluşturulmasında ise Snellman büyük rol oynuyor. Romanda Finlandiya'nın gelişimi, 1806 ila 1881 yılları arasında yaşayan Finlandiyalı filozof ve devlet adamı Johan Vilhelm Snellman'ın ağzından anlatılıyor. Ülkenin önce eğitim sisteminden başlayarak her alanında iyileşme sağlamak için çalışan Snellman, tüm ülkenin seferber olmasında öncülük ediyor. Aydınlardan devlet adamlarına, din adamlarından ordu mensuplarına, çiftçilerden halkın çeşitli tabakalarına kadar herkesin yer aldığı bir kalkınma hamlesi başlatıyor. O dönemki faaliyetlerinden dolayı "Halk Öğretmeni" unvanı alan Snellman, bugün dahi dünyanın en iyi eğitim sistemi olarak değerlendirilen Finlandiya Modeli'nin kurucusu konumunda yer alıyor. Hayat Yayınları Türkçesi: Prof. Dr. Ali Haydar Bey
Bir İdam Mahkumunun Son Günü by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 44,623
  • WpVote
    Votes 1,632
  • WpPart
    Parts 10
Victor Hugo, 1829 yılında yayımlanan Bir İdam Mahkûmunun Son Günü'nü yazdığında 26 yaşındaydı. Genç yazar, ölüme mahkûm edilen bir insanın son gününü büyük bir ustalıkla anlatarak kamu vicdanını etkilemeyi ve idam cezasına karşı bir protesto hareketi başlatmayı amaçlamış, başarılı da olmuştur. Bugün dünyanın birçok ülkesinde idam cezası yürürlükten kaldırılmışsa, böylesi bir cezanın hem trajik hem de insanlık dışı yanını daha XIX. yüzyılın ilk yarısında gözler önüne seren Hugo'nun bunda hiç de azımsanmayacak bir payı olsa gerek. Şiirleri, oyunları, Sefiller ve Notre-Dame'ın Kamburu gibi yapıtlarıyla Romantik dönem Fransız edebiyatının en saygın yazarlarından biri olan Victor Hugo'nun bu romanının bir başka önemli özelliği de, bir tür "zihinsel otopsi" niteliği taşımasıdır. Can Yayınları Çeviri: Erhan Büyükakıncı