Melankolisinde boğulan bir çocuğu yasaklarla dolu bir ailede büyüyen aşkı kurtarabilir miydi? Dönemine göre aykırılıklarla dolu kalbine nasıl ikna edebilirdi onu? Çaresiz miydi? Umutsuz muydu?
Peki ellerinde umuttan başka bir şeyi kalmayan insanlar ne yapardı? Intihar mı ederdi? Tanrıya mı sığınırdı? Yoksa toplumun dayattığı düzene zincirlenip kendini hayatın akışına umarsızca bırakır mıydi?
Sorular çoktu.
Cevapları ise onun gözlerinde saklıydı. Ancak onun yapabildiği tek şey o gözleri ile onu boğarken tanrısının onu kurtarmasını dilemekti.
Harry'nin ablası Gemma, ailesinin ısrarıyla rehabilitasyona gider. Harry 2 ay sonra ilk defa Gemma'yı ziyarete gidip oda arkadaşı Louis'den pek hoşlanmayınca ve onunla tanışmak isteyince olaylar pek Harry'nin planlamadığı şekilde gelişir.
Louis âşık olduğu kişinin sadece ismini öğrenmek istemişti, Harry ise kendisine âşık olanı tanımayı.
İşlerin bu kadar farklı olduğunu nasıl bilebilirlerdi?
Text/Düz Yazı