❤️❤️❤️
111 stories
BÜLBÜL by papatyakorusu
papatyakorusu
  • WpView
    Reads 222,776
  • WpVote
    Votes 17,778
  • WpPart
    Parts 26
*avareyim,asudeyim,yorgunum bilmiyorum,neden sana vurgunum? -bir mahalle hikâyesi- 18/05/2023 " Dökme yüzünü." dedi. Yüzüne vuran kızıl ateşlere bakarken gözlerinde kararlı bir ifade vardı. Kurşuni bulutlar, karşıdaki binaların silüetlerin üzerine yığılmışlardı ve akşamın alacasına güneşin son kızıllıkları karışıyordu. Hafif bir rüzgâr çıkmıştı. Sesi, bulanıklıktan uzak, net ve kendinden emindi. Hiç tereddütleri olmamıştı zaten. Şimdi oturduğumuz bu tenhalıkta, gözleri yerdeki ateşin kızıllığındayken düşen yüzümü, incinen kalbimi nasıl fark etmiş, nasıl sezmişti bilemiyordum. Beni şaşırtmaya devam ediyordu. Kemikli yüzündeki kararlı ifadeye baktım. Gözleri ateşten uzaklaşıp bana döndüğünde yanağında şimdi sakalların gizlediği yara izini ve sebebini düşünüyordum. Yaralar her zaman görünür değildi, olamazdı ama sanki onun yaraları gördüğümden daha derinlerde bir yerlerde gibi geliyordu bana. Gözleri, uysal bir kuştan uzak, gelip gözlerime ilişti. Bakışları karanlık bir orman gibiydi ama tekinsiz değildi. Alaz alaz bir ifade vardı. Hummalı, sert ve kendinden emindi. Kaşlarının arasındaki çukurlar inen akşamla karanlık çizgilere dönmüştü. Garip bir şekilde yanında kendimi hiç olmadığı ölçüde güvende hissettiğimi fark ediyordum. Bana bakarken gözünü bile kırpmıyor, bakışlarındaki bir şey beni gözlerimi kaçırmaya hatta buradan çıkıp ardıma bile bakmadan kaçmaya zorluyordu. Ama direniyordum. Ne gözlerimi mızrak gibi saplanan bakışlarından çekebiliyordum ne de koşup uzaklaşmaya derman bulabiliyordum. " Dökmedim." dedim inkar ederek, az önceki sözünü esasında kendime hatırlatmak için. Elindeki uzun çubukla ateşi karıştırırken tüylerimi diken diken eden ifadesini de çekip almıştı üzerimden. " Döktün. Ama sen yine de dökme yüzünü. O yüz, dökülecek yüzlerden değil."
AZE by kelebekleroldu1
kelebekleroldu1
  • WpView
    Reads 1,670,176
  • WpVote
    Votes 85,764
  • WpPart
    Parts 56
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
PAYASLI by delusionslayer
delusionslayer
  • WpView
    Reads 103,881
  • WpVote
    Votes 7,202
  • WpPart
    Parts 13
Aldın bir güzelin âhını... Seni eli kanlı zalim bilen gelinin neden tüm dünyayı karşısına aldı? Ne uğruna? Neyin uğruna? Karşısına geçip sorsana! Acım dinmiyor, zihnim susmuyor... "Kimin uğruna, Ahra!" demeye dilim neden varmıyor?
KARA KUTU by ElifKaplan3
ElifKaplan3
  • WpView
    Reads 52,417
  • WpVote
    Votes 6,524
  • WpPart
    Parts 19
Anlaşmalı evlilik içerir. Barlas Arıkan, içinde bulunduğu cemiyetin göz bebeği ve en gözde bekarıdır. İsmi herkes tarafından bilinmesine rağmen, özel hayatı hakkında kimse bir şey bilmez. Mesleğine ithafen ona 'kara kutu' denilmektedir. Seçil Soylu ailesinin bıraktığı enkazı devralıp işleri yoluna koymak ister ama işleri hiç umduğu gibi gitmez. Bu savaşta tek başına mücadele ederken yolu 'kara kutu' ile keşisir ve o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
ÜZÜM BUĞUSU by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 5,784,602
  • WpVote
    Votes 304,660
  • WpPart
    Parts 49
Sene 1992, ülke sağ ve sol çatışmasının izlerini hâlâ taşıyorken henüz yoluna girmiş bir düzen yoktur. Bu çatışmanın içerisinde aynı evde doğup büyümüş olan Firuze ve Ecevit birbirlerinin tek ve en sevdiği oyun arkadaşıdır. Yetişkinlerin kavgalarının ötesinde, boya kalemleri ve oyunlarıyla büyüyen iki çocuğun doğarken beraber yazılan hikayeleri; bir doğum gününde sert bir silgiyle silinir, hiç var olmamış gibi koparlar birbirlerinden. Silgi yazıyı siler, kağıdı hırpalar ve Ecevit bir ailenin avucunun içinde yok edilir. Suçlar ve cezalar. Cezaları yalnızca suçlular mı çeker? Silgi yazıyı siler, leke bırakır ve Firuze en sevdiği oyun arkadaşını kaybeder. Suçlananlar ve cezalandırılanlar. Suçlular sadece yetişkinlerden mi çıkar? Firuze Akın ellerinde fırçalar, karşısında tablolarla yıllardır oyun arkadaşını beklemektedir. Seneler sonra aynı sayfa açılır, silgi de kalem de tek kişinin eline düşer. Ali Ecevit Tarhan, yazıp silmek için yok edildiği o yere geri döner. *** "Firuze sen benim çocukluğumsun," Gözleri derin bir şefkatle bana bakıyordu. Konuşan Ecevit'ti. Onu evvelden tanıyordum. Gözlerindeki şefkat avucunun içine düştü, un ufak edildi. "Firuze sen benim çocukluğumun katilisin," dedi acıyla, nefesini keskin bir bıçak kesti, o bıçağı ben tuttum sandım. Konuşan Ali Ecevit Tarhan'dı. Onu yeni tanıyordum.
AĞAÇ KABUĞU - MAHALLE HİKAYESİ  by esra_nurer
esra_nurer
  • WpView
    Reads 125,014
  • WpVote
    Votes 7,063
  • WpPart
    Parts 22
"Kız Hayat Annenler gelecek mi yarın ki düğüne?" Ay yoksa... Alp evleniyor da benim mi haberim yoktu? "Kimin düğünü abla?" diye sordum, tereddütlü çıkan sesime içimden küfür ederek. Eşarbının alnını düzeltip güldü babaannemin eski kiracısı olduğunu hatırladığım maviş gözlü teyzem. "Kız kimin olacak, Alp'lerin işte." Ay durun! "Kız Fatoş! Yan-" diye konuştuğumda cümlesini kesen Fatoş ablanın yanındaki kadın oldu. "Kız bu Cihangir değil mi?" Kimi diyordu bunlar? Başımı çevirirken düştüğüm için ağrıyan boynumla dudaklarımdan 'ah' nidası çıksa da kim olduğuna bakmadan da bilirdim de geri kalamazdım işte. Abimin biricik arkadaşı Cihangir'i diyorlardı. "O, o. Baksana nasıl boylu poslu gız!" Kucağında torununu gezdiren bakkalın karısı Nuran abla sözlerini sürdürdü. "Öyle öyle. Pek bi' çalışkan maşallah. İdeal koca adayı işte!" Adamın uzun boyundan olsa gerek sesinden, nefesinden önce, hakkında çıkan laflar önden geliyordu. Erkek olmasına rağmen çizilmiş gibi bir yüze sahipti. Hani derler ya Allah özene bözene yaratmış diye. Vallahi öyleydi. Kalem gibi çizilmiş biçimli olan kavisli kaşları, birbirine tam ölçülü ne kalın ne ince dudaklarıyla dergilerden çıkmış gibi havası vardı. ... Ağaç kabuğu ailesine hoş geldin değerli okuyucu umarım keyifle okursun🏵️
GÜMÜŞBEY \TAMAMLANDI/ by Maysa_58
Maysa_58
  • WpView
    Reads 485,986
  • WpVote
    Votes 38,817
  • WpPart
    Parts 31
Eski dönem kurgusu..🕊️ Heyecanlı bir bekleyiş içindeydi güvey odasında Suna. İçindeki heyecan öyle büyüktü ki, kendini sanki bir rüyanın içindeymiş gibi hissediyordu. Kırmızı duvağın ardından avuç içine bakmış ve gülümsemişti. Kınası tutmuştu ve Suna bunun anlamını çok iyi biliyordu. Güzel başlamamışlardı ama güzel olacaklardı; Suna buna tüm kalbiyle inanıyordu. Derken, dışarıdaki davul zurnanın sesi kesilmişti; damadı güvey odasına yolcu ediyorlardı. İçindeki heyecanla yataktan kalktı. Dışarıdan gelen bağırış sesleriyle odasının kapısı açılmış ve kocası içeriye girmişti. Kalbi küt küt atarken, Yavuz Ali ona hiç bakmadan geçmiş ve odadaki koltuğun üzerine oturmuştu. Suna, ne olduğuna anlam verememişti. Az önceki heyecanından eser kalmamış, yerini korku ve hayal kırıklığı almıştı. Duyduğu cümlelerle ise az önceki rüyası kabusa dönmüştü. "Ne bekliyorsun?" dedi sert bir sesle. Cebinden tütünü çıkarıp dudaklarının arasına yerleştirdi ve metal çakmağıyla tütünü yakarken ciğerlerini derin bir dumanla doldurdu. Saliseler sonra titretmişti beyaz dumanın sardığı gözbebeklerini. "Bu gece yahut sonraki tüm geceler... Ne olacağını sanıyorsun?" En az bakışları kadar sertti ses tonu. Döktüğü her kelimede boynundaki damarlar hiddetle kabarmaktaydı. Derken bir anda öfkeyle çevirivermişti bakışlarını yatağın önünde dikilmekte olan karısına. Genç kız kocasının bakışlarında gördüğü manayı tanıyamamıştı. Kin mi, nefret miydi bu? Yoksa koskoca bir hayal kırıklığı mı? Bilememişti. Ve o an kulakları geceler boyu kalbini kor bir ateşle yakan o sözlerle çınlamıştı. "Yapmayacam Suna! Yapmayacam ! Bilesin ki bir lahza huzurun olmayacaktır bu odada. Çünkü ben emmoğlumun oynaştığı kızı değil gönlüme , yatağıma dahi almayacam !" Kitabın içeriği tamamen hayal ürünüdür
İTİBAR PALASI by Elif_Kiriscii
Elif_Kiriscii
  • WpView
    Reads 624,443
  • WpVote
    Votes 27,647
  • WpPart
    Parts 47
Yatağın baş ucundaki küçük bir kağıt parçasına yazılan iki cümlenin içerisinde kalem delikleri vardı; harfleri bir araya getirirken kâğıdı parçalamaktan son anda vazgeçen bir saldırganlıkla yazılmıştı. Saldırganlığı yazdığı sekiz dokuz kelimeyle veda eder gibi değil, Alara'nın kalbini nefretin kollarına bırakır gibiydi. ❝Hesaplaşmamız gerekenleri şimdi hesaplaşmayacağız Alara. Geceyi de yaşanmamış say.❞ Yiğit Uygar Palaslı'nın satırlarında ihtirasa karışan bir öfke ve Alara'nın ihanetine duyduğu inanç vardı. Ve Yiğit kadar kimse, ihanetle körüklenerek yakıp yıkamazdı. Büyük bir kumpas. Palaslı'ların sergisinden çalınan değerli antikalar. Ve suçlanan Alara Yücesoy. Onların tehlikeli, 'itibar palası' oyununa ortak ol.
GÖNÜLÇELEN by orenda25
orenda25
  • WpView
    Reads 1,952,155
  • WpVote
    Votes 139,266
  • WpPart
    Parts 38
Bu bir anlaşmalı evlilik kurgusu. En azından onlar öyle sanıyordu. Savaş Ali pusulası bozuk bir gemi. Asude'nin kıyılarına demir atınca öğrenecek pusulasız da yön bulabileceğini. Pamuklara sarılarak büyütülen Asude... Egenin huzurlu kıyılarından Karadenizin hırçınlığına düştüğünde anlayacak oyun oynamanın meşakkatini. Bir denklemde olmaması gereken her şey bir araya geldi. Savaş Ali evlilik baskısından kurtulmak için Asude'ye bir teklifle gitti. Onun için uygun gelin zaten seçilmişti ama Savaş için bu kabul edilemezdi. Madem kaçamıyordu evlilikten, gelinine de kendi karar verebilirdi. Babaannesi bir gelin sahibi olacaktı, onun istediğinin tam tersi özelliklerde olması Savaş'ın suçu sayılmamalıydı. Ya da bu kanıya Asude'yi tanımadan varmasa mıydı? Savaş için bu plan her şeyiyle mükemmeldi aslında. Ayarsız dilini, ipe sapa sığmaz gülümsemelerini, oyunbaz hallerini görene kadar çok da emindi. Sonra onun aslında bir GÖNÜLÇELEN olduğu ile yüzleşti. İKİ OYUNBAZ, VASAT BİR PLAN VE PİYANGODAN ÇIKAN AŞK! Her şeyin karma karışık olması için lazım olan her şey onların elindeydi...