ghosth10 adlı kullanıcının Okuma Listesi
2 cerita
RIHTIM oleh bendenizzeyiniz
bendenizzeyiniz
  • WpView
    Membaca 420
  • WpVote
    Vote 95
  • WpPart
    Bab 20
Ailesini, fail-i meçhul bir kazada kaybettikten sonra bu sırrın peşine düşen Hayat'ın yolu, araştırmacı-gazeteci olmak istemesiyle üniversite okumak için İzmir'den Trabzon'a uzanır... Karadeniz'in hırçın dalgaları, genç kızın hayatına "Cenk" rüzgarını savuracak ve tüm dengeleri bozacaktır! (Aktif yazılan bir kurgudur...) Hayat için "ev" kavramı, üç yıl önceki o talihsiz kazayla birlikte enkaza dönüşmüştü. İstanbul defteri kapanmış, İzmir'de dayısının yanına açılan yeni sayfa ise beklediği huzuru getirmemişti. Artık gitme vaktiydi. Hayat rotasını kuzeye, hırçın dalgaların memleketi Trabzon'a çevirdi. Arkadaşları, anıları ve geçmişi geride kalırken, onu bu kaçışa sürükleyen sebep dudaklarının ucuna mühürlenmiş bir sırdı. Karadeniz'in hırçın rüzgarı "hoş geldin" dercesine çarptı yüzüne. Çay karası saçları savrulurken, deniz mavisi gözlerini kapatıp ciğerlerine o nemli, iyot kokulu havayı doldurdu. İçinde hem yeni bir başlangıcın huzuru hem de bilinmezliğin endişesi vardı. Ancak rüzgar sadece Hayat'ın saçlarını değil, kaderini de savuruyordu. O rüzgarın vurduğu diğer kıyının adıydı Cenk. Tam bir Karadeniz delikanlısıydı. Dışarıdan bakıldığında kaşları çatık, duruşu sert, duvarları aşılmaz. Ama bu çatık kaşların ardında, sevdiklerine canını verecek kadar sıcak bir kalp ve keskin bir zeka yatıyordu. Maske takanlara, içinde gizli hesaplar barındıranlara Karadeniz'in en sert poyrazı olur, göğü gürler, tufanlar koparırdı. Kader, kapılarını onlara araladığında bu iki dalga aynı "Rıhtım"da buluşacaktı.
MOR MENEKŞE İSTASYONU| ARA VERİLDİ oleh bendenizzeyiniz
bendenizzeyiniz
  • WpView
    Membaca 2,470
  • WpVote
    Vote 515
  • WpPart
    Bab 16
Ben, az önce patlayan o silahın, bir daha ateş edecek olan o namlusunun, tam karşısındayım. Kendimi, elimde menekşe kokulu kara kaplı defterim ve kalemime sıkıca sarılmış bir biçimde, sadece cam tavandan vuran ay ışığının parlattığı, yüzünü bile göremediğim şahsiyetin karşısında bir namlunun ucunda buldum. Ay ışığı sadece bana o silahı parlatmıyordu. Bir bitmiş ömrü, bir solmuş menekşeyi, bir cesedi parlatıyordu! Ve asıl soru. Bir insan sevdiğini nasıl elleri ile gömebilirdi? Ben Itır. Itır Şensoy. Hikayemi öğrenmeye, bu eski istasyonda başıma geleceklere bizzat şahit olmaya, trende yanımdaki koltukta oturmaya var mısınız?