We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.
🥇
2 stories
LAYEZEL (Askıda) by itiraz
itiraz
  • WpView
    Reads 4,469
  • WpVote
    Votes 272
  • WpPart
    Parts 6
​"Kader, yeraltının kanlı masasında kartları yeniden dağıtırken; bazı ruhlar köle olmak için değil, krallıkları yıkıp geçmek için esir düşer." ​Ailesinin ölümünün ardından kardeşini korumak ve hayatta kalmak için her şeyi göze alan Afra, karanlık bir gecede kaçırılarak insanların birer köle gibi satıldığı, izole bir yeraltı dünyasına hapsedilir. Düştüğü o dar hücrede yolları, kendi gizli amaçları uğruna orada bulunan Barın ile kesişir. Kendilerince 2 klana ayrılan bu acımasız sistemin içinde, aralarındaki nefret dolu çatışma zamanla kaçınılmaz olana yaklaşacaktır. Ancak parıltılı ama kanlı bir müzayede gecesi, ikisini de geçmişin büyük sırlarıyla ve iki devasa örgütün taht oyunlarıyla karşı karşıya getirecektir. Bir gecede tüm dengelerin altüst olduğu bu çöplükte, düşman örgütlerin zoraki savaşı başlarken kimsenin masum kalamadığı bu taht oyununda, av ve avcı yer değiştirecek; köle olarak girdikleri o karanlık sistemde, yan yana yürüyen iki hükümdar hükmedecek. Çünkü bazı bağlar layezeldir; sonsuzdur, asla yok edilemez. ​"Hikayeler sadece yaşanıp bitmek için değil, kuralları kökünden yıkmak için yazılır. Avın avcıya dönüştüğü bu kanlı masada, geçmişin sırları üzerimize kapansa da yolun sonu asla karanlığa çıkmaz. Çünkü ruhumuza atılan o ilk düğüm, fırtınalar ne kadar sert koparsa kopsun, layezel bir sessizlikle sonsuzluğa uzanacaktır." "LAYEZEL" adındaki ilk ve tek kitaptır. Çalıntı veya kopya durumunda yasal işlem başlatılacaktır.
Merhale +18  by itiraz
itiraz
  • WpView
    Reads 40,546
  • WpVote
    Votes 209
  • WpPart
    Parts 11
(UYARI!: Bu kitapta; cinsel ve açık içerik anlatımı, onaylanamaz davranışlar bulunacaktır. Dikkate alarak okuyunuz.) Diyarbakır'ın taş sokaklarında yaz, yalnızca sıcaklığıyla değil; suskunluğuyla da kendini hissettirirdi. Güneş, fıstık ve badem ağaçlarının yapraklarına ağır ağır düşerken toprak, yıllardır içinde sakladığı her şeyi yeniden içine çeker, hiçbir şey yaşanmamış gibi görünürdü. Oysa bazı şeyler görünmezdi; gözle değil, zamanla ağırlık kazanır, insanın içine sessizce yerleşirdi. Bir şehir düşün ki, her sabah yeniden uyanır ama hiçbir şeyi gerçekten unutmaz. Aynı avlular, aynı dar yollar, aynı rüzgâr... değişen yalnızca insanlar sanılırdı. Fakat bazı değişimler dışarıdan fark edilmezdi; bir bakışın içine gizlenir, bir suskunluğun içinde büyür, yarım kalmış bir cümlenin ucunda asılı kalırdı. Yıllar önce bir yaz mevsiminde başlayan küçük bir yakınlık, kimsenin önemsemediği bir çocukluk anısı gibi geride bırakılmıştı. Fakat bazı bağlar geride kalmazdı; sadece biçim değiştirirdi. Zaman geçtikçe yüzler silinir, sesler uzaklaşır, isimler anlamını yitirirdi... ama hissin kendisi kalırdı. Açıklanamayan bir tanıdıklık, sebepsiz bir huzursuzluk, adı konulamayan bir eksiklik gibi. Ve bir gün, hiç beklenmeyen bir anda, her şey yeniden aynı noktaya dönerdi. Unutulduğu sanılanlar hatırlanır, kaçınıldığı düşünülen yollar kesişir, geçmişin gömüldüğü yerden sessizce bir yankı yükselirdi. Kimse bunun ne zaman başladığını fark etmezdi; çünkü bazı hikâyeler başlangıcını saklardı. Ve insan en çok da adını koyamadığı şeylerden korkardı. Çünkü adı olmayan her duygu, büyümeye mahkûmdu. İşte tam da bu yüzden bazı şeyler bir "hikâye" değil, bir merhale olarak kalırdı; anlatılamayan, sadece yaşanan... ve geride bıraktığı etkiyle var olmaya devam eden.