ellenur
- Reads 1,267
- Votes 207
- Parts 6
Trabzon'da iki köy vardı... biri dağlara yaslanmış, diğeri denize açılan. Koçari, rüzgârı sert esen yamaçlarda büyürken; Furtuna, tuz kokusunu içine çeken kıyılara tutunmuştu. İkisi de aynı gökyüzünün altındaydı ama aynı dünyaya ait değildi.
Bu iki köyün arasında yıllardır konuşulmayan, ama herkesin bildiği bir düşmanlık vardı. Sanki doğmadan önce yazılmış bir kader gibi... kimse sorgulamazdı, sadece taşırdı.
Naz, dağın tarafında büyümüş bir kızdı. Yukarı bakan yolların, sert bakışların ve "bizden olmayan" cümlelerinin içinde şekillenmişti hayatı. Şerif ise denizin tarafındandı; dalgaların sesiyle büyüyen ama içindeki furtunayı susturamayan bir oğul.
Ama bazı karşılaşmalar vardır... coğrafyanın bile engel olamadığı.
Kimsenin bilmediği, denizin uçurumla birleştiği o yerde, yolları kesişti. Birbirlerinin hangi taraftan geldiğini bilmeden konuştular önce. Sonra sessizliklerini paylaştılar. En sonunda, fark etmeden birbirlerinin hayatına dokundular.
Ve o an, ne dağlar onları koruyabildi... ne de deniz saklayabildi.
Çünkü bazı hikâyeler iki köy arasında değil, iki kalp arasında başlar. Ve o hikâyeler her zaman biraz kördüğüm kalır.