LioraSelas
- Reads 694
- Votes 101
- Parts 4
Hayatımın en mutlu günü olacaktı.
(Spoiler: olmadı.)
Düğün günümde üç şey öğrendim:
Beyaz gelinlik her şeyi temiz göstermiyor.
İnsan sevdiği kişiyi tanıdığını sanıyor. (Spoiler: tanımıyormuşum.)
Sinirle alınan kararlar... hayatı biraz fazla değiştiriyor. Size kendimden örnek vereyim.
Mesela ben, sizce ne yaptım?
Gittim, ilk gördüğüm adama "benimle evlenir misin?" dedim.
Normal mi?
Hayır.
Pişman mıyım?
Henüz karar veremedim. Peki düğün günüme dönecek olursak...
Düğün günüme kadar herşey çok normaldi. Hatta biraz fazla normal, sıradan ve basit ta ki o güne yani tabi düğünümün olduğu güne kadar.
Çünkü o gün şunu öğrendim:
İnsan, sevdiği adamı en iyi... onu aldatırken tanıyormuş.
Üstelik kimle?
Üvey kardeşimle.
Yer mi?
Tabii ki merdivende.
Yani adam rezil olurken bile vizyonsuzluk konseptinden asla şaşmamış, onu bu azmi yüzünden tebrik ederim.
Neyse vizyonsuz elemanlarla zaman kaybetmeyelim ve geri bana dönelim.
Peki şimdi bu durumda sizce ben ne yaptım?
Ağlamadım.
Bağırmadım.
Gelinliği çıkarıp dramatik kaçış falan da yapmadım.
Hayır, çok daha iyisini yaptım.
Gittim... tanımadığım bir adamla evlendim.
Evet.
Şu an bunu okuyan sen bile benden daha mantıklısın, farkındayım.
Ama o an... bu bana harika bir fikir gibi gelmişti.
Çünkü eğer hayat bana rezalet bir senaryo yazıyorsa, ben de başrolü biraz abartarak oynarım.
Lakin evlendiğim adam...
Sandığım gibi fakir falan değilmiş ya.
Aksine, benim maaşımı ödeyen kişiymiş.
Evet.
Kocam aynı zamanda Patronum.
Hayatım şu an bir romantik komedi gibi başladı ama...
içinde bolca dram, sinir krizi ve biraz da "ben ne yaptım?" var.