Sevval_Alpar01
"Sonunda..." dedi kadın, sesi tüylerimi diken diken eden bir dinginliğe sahipti. "Gözlerin açılmaya başladı, çocuk."
Geri bir adım attım. "Burası neresi? Siz kimsiniz?"
Kadın yaklaştı ama tehditkâr değildi. O bir bilendi. Yalnızca bana ait olan bir gerçeğin taşıyıcısıydı.
"Burası Arkarion. Köklerin buraya uzanıyor, Helen. Sen bu dünyanın çocuğu değilsin."
Nefesim kesildi.
"Ne diyorsunuz siz?"
Kadın avuçlarını açtı. Göz kamaştırıcı, koyu kırmızı bir enerji avuçlarının ortasında döndü. Tıpkı... gözlerimdeki gibi.
"İçindeki güç... bir damla değil. Bir okyanus. Bastırman faydasız. O seni çağırıyor. Zamanı geldiğinde bu beden, bu dünya seni tutamayacak. Kendi evrene, gerçek özüne döneceksin."
Başımı salladım. "Hayır, bu olamaz. Ben... ben insanım. Bir ailem var."
"Hayır, Helen. Ait olduğunu sandığın her şey bir illüzyondu. Annen, sana gerçek bir anne gibi görünen o kadın bu dünyaya seni saklamak için getirdi. Baban... asıl savaşçılardan biriydi. Onlar Arkarion'un son koruyucularıydı. Ama düşmanlarınız onları izledi. Şimdi o güç senin içinde yeniden uyanıyor."
Dizlerimin bağı çözüldü, yere çöktüm. Başım ellerimin arasına gitti. Kalbim deli gibi atıyordu.
Kadın diz çöktü, baş parmağını alnıma dokundurduğunda bir görüntü beynimde şimşek gibi çaktı: Bir savaş... yanan gökyüzü... iki büyük figür-kadın ve erkek. Kadının boynunda, benim kolyemin aynısı. Erkeğin elinde ise... benim hançerim vardı.
Gözlerimi açtım, nefesim kesilmişti.
"Onlar senin öz ailen," dedi kadın. "Ve o kolye-onların mirası. Seni korumak için değil. Seni tutmak için verildi. O kolye, gücünü mühürlüyor."
"Michael..." dedim fısıltıyla. "Onu öldürmek istiyorum."
Kadının gözleri kısıldı. "İntikam ateşiyle hareket edersen, güç seni yutar. Kontrol etmelisin. Yoksa seni senden önce bulanlar olur."
"Kim?"
Cevap vermedi. Sadece aya