AyseErdagiKoc adlı kullanıcının Okuma Listesi
3 histoires
DİKİŞTEN KAFES par aysegulmii
aysegulmii
  • WpView
    LECTURES 51,569
  • WpVote
    Votes 2,682
  • WpPart
    Chapitres 46
Kıyamet bir bebekse masumluk kıyametin şanıdır. Eğer o masumluğu kıyamet yok ederse bir bebek tüm dünyanın ahı olur. Perizade Doğancı, bir bebekti. Ona kıyamet denilmişti. Perizade Doğancı hep masum kalmak isterdi. Masumluğu kıyametine düşman kesildi. Soy ismi lekelenen bir ailenin ilk torunu olan Perizade Doğancı liderlik savaşında harcanmamak için esas düşmandan kurtulmaya çalışıyordur. Asıl düşman olan Tunahan Gümüşay liderlik savaşında üstün gelmek amacıyla Perizade Doğancı'yı rahat bırakmazken olayların kendi şirketinin içinde sarpa saracağını aklının ucundan dahi geçirmemişti. Perizade'nin önüne bir evlilik sözleşmesi koyup onu tehdit ettiğinde onu kapana sıkıştırdığına emindi ancak... Kıyametin fitilini ateşleyen Tunahan Gümüşay'ın gözdesi olan çalışanı olmuştu. Kıymetin pimini çeken bir yıldırım olacaktı. . . . kapak tasarımı : @1suvarisi
MİSAFİR par beyzaalkoc
beyzaalkoc
  • WpView
    LECTURES 250,117
  • WpVote
    Votes 16,440
  • WpPart
    Chapitres 28
Eliz ve Devrim'i bir araya getiren korkunç gece onlara başka ne felaketler getirecektir?
Kaybedilmiş Hazlar par CHERRYLADYY
CHERRYLADYY
  • WpView
    LECTURES 1,707
  • WpVote
    Votes 121
  • WpPart
    Chapitres 10
"Akın!" dedim, çığlık atarcasına. "Ela, git buradan." Dudağındaki yara, iki kelimesiyle daha da açılarak kanamasını arttırdı. Onu zerre umursamadan aramızdaki mesafeyi hiçe indirdim. Burnu, kaşı ve dudağı çok kötü kanıyordu. "Seni bu halde bırakacağımı düşünüyorsan tam bir aptalsın." Tir tir titreyen elim, kanayan kaşına dokunmak için havalandı ki yüzünü hışımla benden uzaklaştırdı. "Elin kirlenmesin," dedi, bahsettiğinin kandan çok daha fazlasını anlatırcasına. "Kirlensin," dudaklarım, buruk bir gülümseme ile kıvrıldı. Omuzlarım, umursamazca hareketlendi. "...sen yıkamaz mısın?" Hangi benliğim, onun dibinden ayrılmamaya yeminli? Parmağımı üstüne bastıramadığım bir şey, kontrolü eline alıp beni onun karşısında bu hale düşürdü. İlk günden bu yana inatla durduğum yer; hiç değişmedi. Değiştiremedim... "Ela-..." dertli bir nefesle sarf ettiği ismim, tenimi yalayıp geçen bir meltem misali iç gıdıklayıcı. "Akın." dedim, onun ıssızlığını yok edecek bir netlikte. Göz kapakları yorgunlukla kapandı. İlk kez, beni bu kadar içeri aldığını fark etmemle göğsümdeki yumru kendini, dengem ise varlığını kaybetti. Korkakça bir kez daha uzandım kaşındaki yaraya. Bu sefer kaçmadı, belki de kaçamayacak kadar yorgun... "Canın çok acıyor mu?" Ağlamaklı sesim, kendime dahi yabancı. Ben çocukken bile bir elin parmağını geçmeyecek kadar düştüm. Açık bir yaranın acısını unutalı seneler oluyor lakin bu, onunla hikayemizin başından beri yaptığım en iyi şeyi gerçekleştirmeme engel değil. Empatiyi... Parmak uçlarım, elmacık kemiklerinin üzerine dokunduğu vakit ürperişini dikildiğim yerden gördüm. Saniyeler sonra buz kesmiş elimin üzerine kapanan sıcacık avucu ile sıra bana geçti. İsmini koyamadığım bir hissiyatla döndü başım. Birazdan sarf edeceği o sözcükler ise kaderime öyle bir düğüm attı ki