Orangutan
21 stories
MAHFUZ TİMİ by flora-ikra
flora-ikra
  • WpView
    Reads 145,160
  • WpVote
    Votes 8,033
  • WpPart
    Parts 20
Onlar MAHFUZDU, onlar saklıydı, onlar bilinmezlikti, onlar ayrılmazdı. Peki ya onlar yeni bir üyeye açık mıydı ? Bizler MAHFUZUZ, bizler bilinmeyenleriz, bizler ölümün sevgilileriyiz. 🖤
MÜNFERİT by RArsenDemir
RArsenDemir
  • WpView
    Reads 6,421,128
  • WpVote
    Votes 341,027
  • WpPart
    Parts 54
Bedenini öne doğru büktü ve koyu kahvelerini kısarak dudaklarını büyük bir yavaşlıkla alnıma dokundurdu. Tam da o anda midemin aniden kasıldığını hissettim. "Eğer benden istediğin gerçekten buysa, abin olurum." Sarfettiği sözler ile kulaklarımda bir uğultu ve hemen ardından boğazımda bir yanma meydana geldi. Onu göğüsünden tutup kendimden uzaklaştırmak ve bu yakınlığın gereksiz olduğunu savunmak istedim ancak dudakları temasını kesmeden ve onu itmemden gram etkilenmeden sürtünerek burnumun ucuna kadar indi. "İhtiyaç duyduğunda, baban olurum." Dudakları burnuma küçük bir baskı uygulayarak kısa süreliğine tenimden ayrılırken çok geçmeden sıcak dudaklarının varlığını yanan yanaklarımda hissettim. Göğüsümde binbir çabayla canlı tutmak için çabaladığım, özenle sakladığım o minik kuşun kanatlarını delicesine çırptığına şahit oldum. Yutkunuşlarım arttı. Nefes alış verişlerim hızlandı. Dudaklarını aralayıp kısa bir nefes aldığı esnada burnunu bir kedi misali usulca yanağıma sürttü. "Sığınmak isteğinde, liman olurum." Ilık nefesini sertçe dışarı bırakarak aralık dudaklarımın arasından içeri sızmasını sağlarken kollarının arasında titredim. "Korktuğunda, kalkan olurum." Dudakları temasını kesmeden bir yol izlercesine dudaklarımı es geçip çeneme ilerledi ve bir sonraki durağında yumuşak bir baskıyla çeneme yaslandı. "Ne olmamı, neyin olmamı istiyorsan o olurum." Başını aşağıya eğmeden hemen önce bakışlarını gözlerime çevirerek yüz ifademi dikkatle inceledi. Rahatsız olup olmadığımı kontrol ediyor olmalıydı. Değildim. Biraz garip hisler içindeydim ancak bu senelerdir hissettiğim huzursuzluk, rahatsızlık ya da korku hislerine hiçte benzemiyordu. "İhtiyacına, isteğine göre şekillenirim ama bu durum kocan olduğum gerçeğini değiştirmez."
Gecenin Bir Vakti by zorronezi
zorronezi
  • WpView
    Reads 8,714
  • WpVote
    Votes 591
  • WpPart
    Parts 23
Mahi, savcı sandığı babasının aslında kafes dövüşlerinin en iyi organizatörü olduğunu öğrendiğinde on dokuzdu. Her şeyi bırakıp başka bir hayata başladıkları sırada babası tekrar karşısına çıktığında artık yirmi üç olmuştu. Bu gelgitli döngüden çıkmaya çalıştığında duyduğu tek ses "Kutsal! Kutsal! Kutsal!" nidalarıyla sallana devasa, kanlı dövüş ringiydi. Kutsal, Mahi'yi bilmediği sulara getirip babasının karşısına dikmiş ve en güçlü duruşlarıyla ona karşı beraber bir savaş açmışlardı. Fakat Mahi'nin bilmediği büyük bir sır vardı... Zehirleniyordu...
Kızıl Mektup by whatdoesthisgirlread
whatdoesthisgirlread
  • WpView
    Reads 314,992
  • WpVote
    Votes 18,272
  • WpPart
    Parts 13
"Sizin de var mı bekleyemem diyeniniz?" Kaşları çatıldı ve bir süre yüzüme baktı. Tok sesiyle konuştu. "Bizde tek yol, vatan yoludur. Beklemek istiyorsa buyursun, vatan yolu beklesin. Bekleyemeyen zaten benim olmaz." Gözlerimi kırpıştırarak yüzünü izledim. "Herkes aynı değildir Komutan. Sen asker yolu beklemek vatan yolu beklemektir diyorsun ama, herkes böyle düşünmez. Bekleyerek vatan mı kurtaracağız derler, haberin olsun." Kısılan gözlerini sonunda gözlerime çevirdi. "Aşk sadece güzelliğini sevmek değildir Hazal Hanım. Düşüncelerini, hayata bakışını, sana davranışını sevmektir. Saygı olmadan sevgi mi olur? İlk önce bana, mesleğime saygısı olacak." Sözleri daha çok kendine hatırlatır gibiydi. "Ben, vatan için ölüme nefesimden daha yakınsam böyle bir kadın ister, böyle bir kadın severim."
MORANA by isilsugultekinn
isilsugultekinn
  • WpView
    Reads 326,841
  • WpVote
    Votes 2,218
  • WpPart
    Parts 1
Morana. Morana 'ölüm' demekti. Arsen Morana gözlerinde ölümü taşıyordu, damarlarında kurbanlarının kanı akıyordu. Düşmanları toprak oluyor Morana tarih yazıyordu. Tara'nın yaşadığı şehir olan Savana'da herkes kimden uzak durması gerektiğini biliyordu. Bunlar ölümü düşleyen Tara'nın umurunda değildi. 19 yaşındaki keskin nişancı olan Tara Baver, ülkenin en tehlikeli örgüt lideriyle anlaşma yapmak üzeredir. Aşk yok. Bağlanmak yok. Sadece hayatta kal. *** Uzun boylu yabancı onu karanlığa çekti, kulağına fısıldadı. "Işığını kaybeden yıldız, şimdi kollarımdasın. Derin bir nefes al, ölümü düşlesen de sana hayatı tattıracağım," Ölümün kızı Tara, ölümü zırh gibi kuşanan adamın kollarına kendini bıraktı.
Özgürlüğe Aşık Gökyüzü (+18) by zeynepunce
zeynepunce
  • WpView
    Reads 43,257
  • WpVote
    Votes 2,593
  • WpPart
    Parts 51
Hayatı kısıtlanmakla geçen Gökyüzü, nadir bir hastalığa yakalandığını öğrenir. Daha önce bir kez olsun yaşadığını hissetmemiştir, hapsedilmiş bir kuş gibidir ve Özgür, ona kanat çırpmayı öğretecektir. Fakat Gökyüzü, sırf özgür olabilmek için çıktığı o yolda, aslında uzun zaman boyunca esaret altında kalacaktır. Özgürlük, gökyüzünde kanat çırpan bir kuştur. Ve o kuş, Gökyüzü'nün kalbine konacaktır. ••• "İçimi ısıtan gülüşün güneşse, parıldayan gözlerin yıldızsa, dökülen yaşların yağmursa, bembeyaz tenin aysa... Gök senin yüzünde ve ben bu manzarayı izlemeye hiç doyamıyorum." ••• "O, Gökyüzüydü. Mutlu olunca güneşler açar, sinirlenince fırtınalar kopar, ağlayınca yağmurlar yağardı. Ben ise Özgür'düm, özgürlüktüm. Ve ben, herkesin özgürlük olarak simgelediği gökyüzüne hapsolmuştum." *** Yazılmaya başlama tarihi: 17.11.2018 Yayınlanma tarihi: 12.05.2022
RUH CAMBAZI by voilariel
voilariel
  • WpView
    Reads 20,123
  • WpVote
    Votes 1,529
  • WpPart
    Parts 18
Şeytan vazgeçtiği ruhu için pişman olur muydu? Alıştığı ruhsuzluk, başkasının gözlerindeki ruha imrenmiyordu ama o çoktan vazgeçmişti. Dönüşü yoktu, pişman olmak için çok geçti. Kuyruksuz tilkileri vardı ve ona ruhlarla oynarken yardım ediyorlardı. Ruhsuz şeytan gözlerindeki zehri akıtıyordu. Çaresi yoktu. En azından gözlerine çarpan içinde birden fazla ruhu barındıran yeşil gözlere kadar. Girdiği basit bir görev sadece şeytanın değil. herkesin sonu olacaktı.
KIŞ GÜNEŞİM by gunesveaygibi428
gunesveaygibi428
  • WpView
    Reads 82,028
  • WpVote
    Votes 6,795
  • WpPart
    Parts 23
En can yakan yara, gönül yarasıymış meğer. Sevdiği kızın başkasıyla evlendiğini gören Yiğit Ali, yaşadığı yeri terk ederek Ankara'ya gider. Yıllar geçer ve Yiğit Ali, başarılı bir yüzbaşı olur. Fakat gönül yarası bir türlü geçmez. Tam her şeyden umudunu kesecekken, dünyalar güzeli Mihriban ile karşılaşır. Mihriban kardeşi Ege ile birlikte, değerli taş ticareti yapan Artem Volkov ve adamlarından kaçmaktadır. Volkov, taşlarını Mihriban'ın babasının çaldığını düşündüğü için onları aramaktadır. Kaçarken yolları Hakkari'ye düşer. Tevafuk bu ya, Yiğit Ali ve Mihriban karmaşık bir olayın içinde karşılaşırlar. Kader, onların kalplerinin iplerini kördüğüm ile birbirine bağlamıştır. Yiğit Ali'nin asla olmaz dediği şey olur ve Yiğit Ali, Mihriban'a aşık olur. (Tamamen kurgudur.) Derin bir nefes alıp verdim ve gözlerine baktım. "Yüzbaşı." Dedim. "Mihriban?" Dedi bana doğru eğilerek. Allah'tan masa küçük değildi. "Bak paramız yetmediği için öyle yaptık biliyorum yapmamamız gerekirdi bir daha yapmayız söz. Hem sizin aradığınız kadın da değilim ben. Rica ediyorum bizi bırakın gidelim." Dedim. Bu sefer kendimi iyi ifade ettiğimi düşünüyordum. Kendimden emin bir şekilde dik durdum. "Afedersiniz, yanlış anlaşılma olmuş. İsterseniz anı kalsın diye size hediyelik bir şeyler de verebiliriz Mihriban hanım." Dedi kollarını birbirine bağlayarak. Yüzünde anlam veremediğim bir gülümseme oluşmuştu. Ciddi olup olmadığını anlamaya çalışıyordum. Muhtemelen ciddidir dedim ve masadan destek alarak çabucak ayağa kalktım. "Hediyeye gerek yok iyi günler." Dedim ve hevesle kapıya doğru bir adım attım ki o an duyduğum yüksek ses yüzünden olduğum yerde kaldım. "Mihriban yerine otur!" Diye kükredi yüzbaşı. İşte bu ses tonu tam da binbaşı Özçelik'in sesine benziyordu. Hiç hoş değildi beni kandırması
BEYAZ LEKE by asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    Reads 38,422,005
  • WpVote
    Votes 2,075,347
  • WpPart
    Parts 39
Yaşıyorduk, işkence çekiyorduk, idam ediliyorduk, köle gibi çalıştırılıyorduk, susuyorduk, çığlık atıyorduk ama hepsinin sonunda sesli ya da sessiz bir savaş veriyorduk çünkü seviyorduk. Şaşırtıcıydı, sevgi bazen bir savaş meydanının ortasında size uğruyordu. O an iki yolum vardı. Ya sevecektim, ya ölecektim. Sevmeyi seçtim. Onu sevmek de ölümü daima nefes gibi ensende hissetmekti. "En büyük savaşların ortasında kurak topraklardan bile bazen çiçek açar, bombalar etki etmez, kökleri sımsıkı tutunur. Bir bakarsın renkler canlanır, güzel kokar her yer. Sen bu çiçeksin diyemem, biz bu çiçeği temsil ediyoruz diyebilirim. Özgürlüğümüze." Bu kitapta geçen kişiler ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup her ayrıntısıyla kurgudan ibarettir.