happynerd34
Bedenleri birbirini tanırken, kalpleri bunu ne kadar inkar edebilir?
Jeon Jungkook, okulun zirvesindeki baskın alfa, hayatı boyunca istediği her şeyi elde etmeye alışkındı. Kim Taehyung hariç. O, boyun eğmeyen, sivri dilli ve buz kadar soğuk bir omegaydı. Aralarındaki çekim, bir lise koridoruna sığmayacak kadar tehlikeli, bir tuvalet köşesinde yarım kalacak kadar yakıcıydı.
Atılan bir tokat ve söylenen son sözler, onları iki yıl boyunca ayırdı: "Bir daha birbirimizi görmeyelim."
Taehyung, okyanusun ötesinde babasının piyonu olmaktan çıkıp kendi kaderini çizen güçlü bir adama dönüşürken; Jungkook, ailesinin imparatorluğunda bir varis olarak sertleşti. İkisi de unuttuğunu sandı, ikisi de devam ettiğini düşündü.
Ta ki geleneksel bir Dolunay ayininde, kader gümüş bir aynanın içinden Jungkook'a gülümseyene kadar. Aynadaki yansıması değil, terk ettiği omeganın yüzüydü.
Aynı gece, binlerce kilometre uzakta, Kim Taehyung yıllardır uyuyan bedeninin, adını fısıldadığı bir alfanın ateşiyle cayır cayır yandığını hissetti.