periyella
"Kaçıyorsun," dedi adam.
Sesi sakindi, öyle sakindi ki, sanki cevabı çoktan biliyor da yalnızca korkumu izlemek istiyordu. Yağmurdan ıslanmış sokakta, siyah arabasının önünde dururken karanlığın içindeydi. Uzun boyu, ağır bakışları ve hiç acele etmeyen hareketleriyle gecenin bir yarısı insan onun yanında istemsizce geri çekilmek istiyordu.
Ben de istedim, heleki benim gibi korkak bir kız.
Çenemi kaldırıp korkmadığımı göstermeye çalıştım, "Tanımadığım adamlardan uzak duruyorum," dedim, boş sesim zerre etkisi yoktu.
Dudaklarının kenarı hafifçe kıpırdadı, ama gülmedi. Gülmezdi, bence elinde bu kadar kan olan insanlar gülmemeliydi.
"Ben tanıyorum ama," dedi.
Kaşlarım çatıldığında, parmaklarımı montumun cebinde sıktığımı fark ettim. "N-neyi?" Diye geveledim, etrafıma geceye bakındım, yalnız, boş ve karanlık çıkmaz bir sokaktaydık.
Gözleri yüzümde dolaştı, uzun uzun baktı bana. İnsan ilk defa bir yabancının bakışından utanabilir miydi bilmiyordum ama o adam sanki yüzümü değil, sakladığım her şeyi bakıyordu.
"Ceylan bakışını," dedi sonunda.
Nefesim boğazımda düğümlendiğinde, kaçmak istedim, çünkü o beni okuyordu. Kaçmak isteyen yanımı, yalan söylemeye hazırlanan dilimi, korkumu, hepsini görüyordu.
Elindeki sigarayı yere atıp ayakkabısıyla ezdiğinde bana doğru bir adım daha attı, içgüdülerim geri çekilmem için bağırıyordu ama ayaklarım yerinden kıpırdamadı.
"İsmin ne?" diye sordu.
"Gazal."
Adamın bakışları değiştiğinde, "Gazal," diye tekrarladı ismimi yavaşça, ağzına bıraktığım tadı tadıyordu sanki. "Ceylan demek."
Kanım çekildiğinde, ceylan bakışlarımı ondan kaçırmaya çalıştım ama başaramadım. Çünkü o adamın bakışları insanı tuttuğu yerde bırakıyordu. Başını hafifçe yana eğdi, karanlık gözleri hâlâ üzerimdeydi.
"Komik," dedi alçak bir sesle, sesini alçaltması