💜✓En özelleri💜😎
8 stories
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 7,823,907
  • WpVote
    Votes 193,045
  • WpPart
    Parts 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.
YARALASAR(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 17,382,240
  • WpVote
    Votes 695,033
  • WpPart
    Parts 56
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.
PABUCUMUN MÜHRÜ by mirolettin
mirolettin
  • WpView
    Reads 932,020
  • WpVote
    Votes 77,286
  • WpPart
    Parts 49
Çağla ve Ebru, izledikleri filmlerin ve okudukları kitapların etkisinde, kurt adam bulma umuduyla kendi ülkelerinden çok uzaklara giden, iki Türk kızı. Asla saf olmayan, başrollerdeki o aptal kızlara her seferinde acımasızca söven bu kızlar, kendi aşk hayatlarında onlar kadar saf olmamaya yeminliler. Şuan ise tek bir hedefleri var: Birer kurt adam bulup mühürlenmek. Çok ülke gezdiler, birçok kez de kurt adamları bulduklarını sandılar fakat her seferinde yanıldılar. Artık yalnızca son bir durak kaldı: Fejian. Çağla ve Ebru, aynı sürüdeki iki kurt adamı kendilerine mühürlemeyi düşünürken kader, iki düşman sürünün alfalarını onlara mühürledi. Alfalar arasındaki büyük düşmanlık, bu iki arkadaşa sıçrayacak mıydı? Her şey istedikleri gibi mi gidecekti, yoksa her şey tepetaklak mı olacaktı? 🐺 "Canım Allah'ım şuan bir rüyada mıyım, yoksa gerçekten de bir kurt adama horon tepmesini mi öğretiyorum, Yarabbim?" Diye Türkçe konuşmamla bana tuhaf tuhaf bakan Chris'e onların dilinde, "salla hadi, omuzlarını titret biraz da," diyerek komut verdim ve Ebru'ya dönerek gurur dolu bir bakış attım. Bu bakışın anlamı şuydu; ben ve Ebru kuru fasulyeyle pilav, lahmacunla ayran, iskenderle yoğurt, çiğköfteyle marul, karpuzla çekirdeği gibi uyumlu ve yan yana geldiklerinde dünyayı değiştirecek kadar tehlikeli bir çifttik. Bizden var ya her şey beklenirdi, her şey! 🐺 UYARI: 'Pabucumun Mühürü' isimli ilk ve tek kurgudur. ~15.03.21~
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 9,211,053
  • WpVote
    Votes 723,232
  • WpPart
    Parts 72
Elzem Akay'ın sıradan ama güzel bir hayatı vardı. En iyi okullarda okumuş, en güzel oyuncaklara ve kıyafetlere sahip olmuştu. En değerli mücevherler daima onun boynunu süslemiştir. Lüks içinde yaşarken hayatta istediği her şeye kolayca sahip olmuştu. Üzerine titreyen iki abisi, onu hep güldüren kız kardeşi, iyi bir yengesi ve onu sürekli çıldırtan bir hizmetçisi varken hayat ona karşı fazlasıyla cömertti. Tüm bunları ne bozabilirdi ki? Bir gece korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağın hiyerarşisinin içinde kalmışken eve dönmek hiç kolay değildi. Kendi dünyasında bir öğretmenken Ölümsüzlerin akademisinde bir hizmetçi olunca, sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Burası onun dünyası değildi, burası barbarların hüküm sürdüğü Araftı ve o, hayatta kalmak istiyorsa lüks alışkanlıklarından ödün vermeyi öğrenmeliydi. *** "Medeniyet yoksunu, vahşi barbar!" diye ona sesimi yükselttiğimde çatılan kaşları umurumda bile değildi. Tüm gün kuyudan su çeken o değildi. "Şu sivri dilin bir gün başına bela olacak." Sert bakışlarla beni uyardıktan sonra merdiveni işaret etti. "Kahyadan fırça yemek istemiyorsan işinin başına dön." "O kadın bir cadı." Ondan bahsederken bile tiksintiyle yüzümü buruşturdum. "Bence benden nefret ediyor." "Hayret." Kaşları alayla yukarı kalktı. "Oysaki çok sevilesi bir kadınsın." İğneleyici sesiyle ters ters ona baktım. "Sizde öyle Savcı Bey," dedim oyunbaz bir ifadeyle. "Sizi görenlerin yüzünde güller açıyor." "Bunu inanarak söylemiyorsun." "Tabii ki inanarak söylemiyorum." Gülerek bana ikinci kez merdiveni işaret etti. "İşinin başına dön aksi taktirde yarın seni sınıfıma almam. Bir hizmetçiye ders verdiğim için yeterince sorun yaşıyorum." Bu vahşiler kendi dünyamda ne kadar zengin ve asil olduğumu anlamak istemiyordu.
CÂNMÂNÂ - BİR ŞAKAYIK ÇİÇEĞİ MASALI 🎀  (tamamlandı)     MUÂŞAKA SERİSİ 🌿  by BursaliGelin
BursaliGelin
  • WpView
    Reads 1,285,370
  • WpVote
    Votes 85,788
  • WpPart
    Parts 46
Hayaller Zümrüdü Anka kuşunun rengarenk tüyler ile bezeli kuyruğuna tutunup, Kaf Dağı ardına uçmak gibiydi bazen. Benimde hayallerim vardı, en toz pembesinden... Anaokulu öğretmeni olmak istemiştim ben hep. Onlarca çocuğun annesinden sonra annesi olmak, onların yüzlerindeki tebessümlerine sebep olmak istemiştim. Derler ki, kul yazar, kader gülermiş... Onlarca çocuğa anne olmak isterken, bir çocuğun annesi oluvermiştim ansızın... Âh... Bir de O vardı elbette... On beşinci yaşımın yürek sızısı... Ben ömrümün her deminde ona mısra mısra hecelerken sevdamı, bir gün karşıma çıkacağını nereden bilebilirdim? Şimdi üzerimde gönlümün tek sahibi olan adama giydiğim gelinlik, kucağımda ise emanetim, kızım, Zeynep'im vardı... Ben Nevâl ... Zeynep'in annesi.. Bâyezid Çalaphan'ın karısıydım artık... Nevâl & Bâyezid ❤️ Müsemma severleri mutlaka bekleriz ❤️ ✨ Muâşaka Serisi 4. Kitap ✨
KUTSANMIŞ VARİS by Lavinya0123
Lavinya0123
  • WpView
    Reads 1,065,381
  • WpVote
    Votes 90,230
  • WpPart
    Parts 50
Ay Tanrıçasının varisi , Son ejder soyunun süvarisi Luna Santana... Cadıların laneti ve çözmesi gereken büyük bir kehanetin kor alevleri içine , anlamadığı bir anda düşen Luna , bilmediği bir çok kapıyı da beraberinde açacak ve tüm sırları açığa çıkaracak... Gelin hep birlikte Luna'nın zaten aksiyonlu ve değişik hayatının birden daha da aksiyonlu ve fantastik bir hayata dönüşmesini görelim. Kapak Tasarımı : @azureebblue
SU TANRISININ GELİNİ (Kitap Oldu) by endless_Q
endless_Q
  • WpView
    Reads 4,471,972
  • WpVote
    Votes 48,502
  • WpPart
    Parts 13
[Kitabın Şarkısı : NF - ft. Britt Nicole / Can You Hold Me.] Kitap yetişkin içerikler bulundurmaktadır! 🌸 Her biri farklı bir gücü temsil eden dört büyük tanrı. Ve bu dört tanrıdan Su Tanrısı'na tapan küçük bir köy. Kibele köyüne aylardır yağmur yağmıyordu. İnsanlar içecek su bulamıyor, ekinler kuruyor, hayvanlar ise telef oluyordu. Çaresiz halk son çare olarak köylerindeki kâhine başvurdu. Ancak kâhinin sunduğu çözüm korkutucu bir yoldu: Kurban olarak tanrıya bir gelin vermek. Bir gelin. Gelinlerden nefret eden bir tanrı. Kurban kim olacak? Su Tanrısı, istenmeyen bu gelini kabul edecek mi? Yoksa gelinin kalbi, suyun öfkesine karşı direnirken geçmişin karanlık sırları tarafından yutulup sonsuza dek kayıp mı olacak? NOT: Kitap su tanrısının gelini adlı mangadan (yalnızca kurban olayı) esinlenerek yazılmıştır. Aynı adla bir dizide vardır ama dizi ile kitabın alakası yoktur. Kontrol etmek isteyenler mangaya bakıp diziyi izleyebilirler.
KIVIRCIK | Tamamlandı by zahidewys
zahidewys
  • WpView
    Reads 2,298,432
  • WpVote
    Votes 124,400
  • WpPart
    Parts 46
Acıları henüz çok yeniydi. Asla eskimezdi ki zaten. Hep yenileri açılırdı yerine. Bir anda her şeyin boşa olduğunu öğrenmişti ama o. Acılar, ağrılar ve gözyaşları... Değmiş miydi, acıları hayatının her noktasına? Bir ayna kaç defa kırılabilirdi? Bir çöptü onun hayatı. Kimse değer vermezdi ona. Ruhu paramparça bir kızdı o. Hastanede yanlışlıkla karıştırılmış, sıradan bir kız çocuğu. Ya da gerçekten yanlışlıkla mı olmuştu?