yazarbiri61
Zümrüt Demirkan İstanbul yeraltı dünyasının güçlü ismi Demir Demirkanın gözünden sakındığı, işlerini yöneten mağrur ve asil kızıdır. Aşılmaz denilen koruma kalkanının içeriden çökertilmesiyle kaçırılır ve gözlerini rutubetli, eski bir depoda açar. Duvarlarda hayatının en gizli anlarına dair yüzlerce fotoğrafı ve sadece bal rengi gözleri renklendirilmiş devasa bir karakalem portresini görerek derin bir dehşete düşer. Bu sırada deponun kapısı açılır ve içeriye, yeraltı dünyasının alışılmış profillerine hiç uymayan, heybetli ve gizemli bir adam girer: Enes Ateş Bruno
Enes Ateş, İtalyanca emirler verdiği koruma ordusuyla Zümrüt'ü alarak uçakla sınırların fersah fersah ötesine, Rusya'daki sarp dağların arasına gizlenmiş kalesine götürür. Malikaneyi gezen Zümrüt, siyah ve kırmızı renklerle döşenmiş, BDSM ögeleri barındıran karanlık bir fantezi odası bulur. Bu odanın yatak baş ucunda da kendi portresinin asılı olduğunu görünce yaşadığı şok ve korkuyla bilincini kaybederek Enes'in kollarına yığılır.
Enes Ateş Brunonun İki Yıllık Sırr
Aslında her şey Enes'in iki yıl önce gördüğü bir rüyayla başlamıştır. Rüyasındaki kadını (Zümrüt'ü) takıntılı bir şekilde aylarca çizmiş, ardından İstanbul'da onunla gerçekten karşılaşınca bir saplantının içine düşmüştür. İki yıl boyunca Demirkan malikanesindeki baş korumayı parayla satın almış, hizmetçileri bağlamış ve Zümrüt'ün yatak odasından banyosuna kadar her yere böcek kameralar yerleştirerek onun her anını gizlice izlemiştir.
Enes, Zümrüt'ün ruhunu zorbalıkla değil, zamanla güvenini kazanıp kendisine aşık ederek teslim almayı planlamaktadır. Ona dürüst davranacak, rızası olmadan dokunmayacak ama onun İstanbul'a ve babasına dönmesine de asla izin vermeyecektir. Zümrüt, Rusya'daki ilk sabahına uyanmak üzereyken, iki güçlü iradenin arası