onlymirr adlı kullanıcının Okuma Listesi
33 stories
BEYAZ LEKE by asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    Reads 38,160,929
  • WpVote
    Votes 2,069,817
  • WpPart
    Parts 39
Yaşıyorduk, işkence çekiyorduk, idam ediliyorduk, köle gibi çalıştırılıyorduk, susuyorduk, çığlık atıyorduk ama hepsinin sonunda sesli ya da sessiz bir savaş veriyorduk çünkü seviyorduk. Şaşırtıcıydı, sevgi bazen bir savaş meydanının ortasında size uğruyordu. O an iki yolum vardı. Ya sevecektim, ya ölecektim. Sevmeyi seçtim. Onu sevmek de ölümü daima nefes gibi ensende hissetmekti. "En büyük savaşların ortasında kurak topraklardan bile bazen çiçek açar, bombalar etki etmez, kökleri sımsıkı tutunur. Bir bakarsın renkler canlanır, güzel kokar her yer. Sen bu çiçeksin diyemem, biz bu çiçeği temsil ediyoruz diyebilirim. Özgürlüğümüze." Bu kitapta geçen kişiler ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup her ayrıntısıyla kurgudan ibarettir.
ÖLÜ OZANLAR DERNEĞI - ROBIN WILLIAMS by TurkishCyberTeam
TurkishCyberTeam
  • WpView
    Reads 3,359
  • WpVote
    Votes 76
  • WpPart
    Parts 7
Geleneklere olan bağlılığı ve katı disiplin kurallarıyla ünlü Welton Akademis'nin öğrencilerinin okul ve yatakhane arasında geçen tekdüze hayatları yeni İngilizce öğretmenleri John Keating'in okullarına gelmesiyle bir anda değişir. İyi birer üniversiteye girmeleri için onları çok yoğun bir tempoda çalışmaya zorlayan öğretmenleri ve ebeveynlerinin aksine,bu ele avuca sığmaz adamın onlardan tek bir isteği vardır: Anı yaşamaları ve hayatlarını olağanüstü kılmaları. Byron, Shelly, Keats ve Shakespeare ile edebiyatın büyülü dünyasına dalan gençler Keating'in öğrencilik yıllarında üye olduğu gizli bir kulüp olan Ölü Ozanlar Derneği'ni de yeniden canlandırırlar. Ne var ki daha yeni kavuştukları özgürlüklerinin trajik sonuçları olabileceğini çok geçmeden farkına varacaklardır. "Acaba Ölü Ozanlar Derneği'nin bu yeni nesil üyeleri hayallerini yıkmaya kararlı otoritelerin baskısından kurtulmayı başarabilecekler midir?"
HAYVAN ÇİFTLİĞİ  by 00groot00
00groot00
  • WpView
    Reads 20,164
  • WpVote
    Votes 246
  • WpPart
    Parts 11
İngiliz yazar George Orwell, ülkemizde daha çok Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş bir diğer çok ünlü eseridir. 1940'lardaki "reel sosyalizm"in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında yergi türünün başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Hayvan Çiftliği'nin başkişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirir. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluş turmaktır. Aralarında en akıllı olan domuzlar, kısa sürede onder bir takım oluşturur; ama devrimi de yine onlar yolundan sapti Tir. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir dik tatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarih sel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, dü peduz Stalin'i simgelediği açıktır. Diğer kahramanlar gerçek ki şileri çağrıştırmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir. Altbaşlığı Bir Peri Masalı olan Hayvan Çiftliği, bir masal anlatı mıyla yazılmıştır ama küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değil, çarpıcı bir politik taşlamadır.
TUFAN by Geranium26
Geranium26
  • WpView
    Reads 568,632
  • WpVote
    Votes 56,063
  • WpPart
    Parts 85
Kavuşamadığı prensinin ardından ağlak gözlerle bakan o deniz kızı hikâyelerini unutun. Çünkü gerçekle yakından uzaktan hiçbir ilgisi yok. Bu sadece onları zayıf, duygusal ve güçsüz birer mitolojik varlık olarak düşünmeniz için bilinçli olarak yaratılmış bir yanılsamadan ibaret. Gerçek şu ki; binlerce yıl içinde av ya da avcı oldular. Ancak hiçbir zaman o masallarda bize anlatıldığı gibi duygusal bir prenses, yardıma muhtaç bir kadın, ya da sulu gözlü mitolojik yaratıklar olmadılar. Suda ya da karada fark etmez, onlar için bir tehditseniz eğer avlanırsınız ve kesinlikle acımazlar. Tıpkı biz insanların da binlerce yıldır onlara yaptığı gibi. İnsan teknolojisi takip edilemeyecek bir hızla gelişirken, bir süre sonra onların pençelerine karşı, insanların kalın çelikten makinaları vardı. Denizkızları için daha da korkuncu olanıysa; insanların artık modern tıptaki gelişmeler yüzünden onlara sadece değerli pulları için değil, ölümsüz bedenleri için de ihtiyaçları oluşuydu. Ta ki büyük tufana kadar... İşte gelişmiş teknolojiye olan bağımlılığımız ve doğa ile oynamamızın sonucu buydu. İklimsel değişiklikler, küresel ısınma, buzullardaki erime, deniz seviyesindeki artış... Ve kimsenin bunu bir tarafına takmaması başlarda sadece onların işine gelmişti. Ancak sonra insanların bir şekilde hayatta kalabildiğini öğrendiler. Hatta öncekinden çok daha tehlikelilerdi. Üstelik tüm bu olan bitenlere çoktan Tanrılar ve Tanrıçalar da dâhil olmuştu. Deniz kızlarının lideri ve bir Tanrıça olan Semiramis'in kızı Alina, kendisini tüm bu olayların ortasında bulduğunda, aslında kim olduğuyla ilgili bile hiçbir fikri olmadığını anlar ve kendisini; ailesini, dostunu ve düşmanını tekrar sorgulamak zorunda kaldığı bir fırtınanın içinde bulur. Üstelik karşısındaki düşmanlar, Tanrıların bile müdahale etmekten kork
Satranç by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 61,991
  • WpVote
    Votes 2,008
  • WpPart
    Parts 7
Satranç, Zweig'ın psikolojik birikimini bütünüyle devreye soktuğu bir öyküdür ve bu öykünün baş kişileri, tamamen yazarın biyografilerinde ele aldığı kişileri işleyiş biçimiyle sergilenmiştir. Zweig ölümünden hemen önce tamamladığı birkaç düzyazı metinden biri olan Satranç'ı kaleme aldığı sırada, karısı Lotte Zweig ile birlikte göç ettiği Brezilya'da yaşamaktaydı. Satranç'ta da, olay yeri olarak New York'dan Buenos Aires'e gitmekte olan bir yolcu gemisini seçmiştir. Bu gemide tamamen rastlantı sonucu karşılaşan üç kişi: yeni dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic, sıradan bir satranç oyuncusu olan anlatıcı ve bir zamanlar çok usta bir satranç oyuncusu olan, ama hayli zamandır satrançtan uzak kalmış bulunan Dr. B., öykünün aktörleridir.
SEVSENE BENİ | Texting by fatmatkn_
fatmatkn_
  • WpView
    Reads 1,335,121
  • WpVote
    Votes 9,885
  • WpPart
    Parts 5
Bilinmeyen: Şu ana kadar yaşadığın her şeyi unutup, Bilinmeyen: Sevsene beni.. Başlangıç: 11.04.2020 Kitap kapağı: carnakapak
Kürk Mantolu Madonna by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 172,303
  • WpVote
    Votes 4,575
  • WpPart
    Parts 14
Hep başkalarının istediği gibi yaşayan Raif Efendi, memnuniyetsiz hayatının tek bir anıyla değiştiğine şahit olacaktır: Maria Puder isminde bir kadına âşık olduğunda... Babasının isteğiyle Berlin'e giden ve oradaki bir sanat galerisinde hayran kaldığı bir tabloyla karşılaşan Raif Efendi, tabloda resmedilen kadın portresinin Andrea Del Sarto tarafından resmedilmiş "Madonna delle Arpie" adlı tablodaki Meryem Ana (Madonna) tasvirine benzediğini düşünür. Raif Efendi, daha sonra takıntı derecesinde hayran olduğu tablodaki yüzün sahibiyle karşılaşacaktır. Madonna ismi, Orta-Çağ İtalyancasında "ma donna" öbeğinden gelmektedir. "Ma donna", kısaca "leydim" anlamına gelir ve Hz. Meryem'in sıfatlarından biridir. Roman, 73 yıl sonra 2016 yılında İngilizceye çevrilerek "Modern Klasikler" serisi adı altında "Madonna In A Fur Coat" ismiyle Penguin yayınları tarafından yayımlanmıştır. Kitabın İngilizceye çevirisini "Maureen Freely" ve "Alexander Dave" gerçekleştirmiştir.
Kuyucaklı Yusuf by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 122,941
  • WpVote
    Votes 2,626
  • WpPart
    Parts 19
İlk Basımı 1937 yılında "Yeni Kitapçı" tarafından basılan roman, Sabahattin Ali'nin roman türünde ilk eseridir. Kuyucaklı Yusuf konusu itibariyle ailesinin katledilmesiyle sahipsiz kalan dokuz yaşındaki Yusuf'un olayı soruşturmak için Kuyucak'a gelen Nazilli Kaymakamı Selahattin Bey tarafından evlatlık alınması ve çocuğun daha sonraki hayatı anlatılmaktadır. Edebiyat eleştirmenlerine göre Yusuf karakteri, köyden şehre göç edip şehir hayatına uyum sağlayamayan insan tipinin habercisi olarak değerlendirilmektedir.
İçimizdeki Şeytan by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 96,540
  • WpVote
    Votes 3,742
  • WpPart
    Parts 28
İçimizdeki Şeytan; birbirini severek evlenen, hayata bakış tarzları, kişilikleri farklı olan iki gencin anlaşamayarak ayrılmalarını konu edinen bir romandır. Nitekim iki genç birbirlerini tanımaya fırsat bulamadan dünya evine girerler, fakat kişiliklerinin zıtlaşması ve biraz da geçim derdinden dolayı birbirlerinden uzaklaşmak durumunda kalırlar. İçimizdeki Şeytan; realist akıma dayanarak realist bir üslupla yazılmış, kentte meydana gelen bir aşk romanıdır.
Dönüşüm by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 63,714
  • WpVote
    Votes 1,818
  • WpPart
    Parts 7
Gregor Samsa, bir sabah, huzursuz edici rüyalarından uyandığında, devasa bir böceğe dönüşmüş olarak kendini yatağında buldu. Bir zırh kadar sert sırtının üzerine uzanmış, öylece duruyordu. Kafasını biraz kaldırıp baktığında, kahverengi bir kubbeyi andıran, boğum boğum olmuş ve tıpkı sırtı gibi sertleşmiş karnını gördü. Üzerindeki battaniye ha düşmüş ha düşecek gibiydi. Devasa vücuduyla kıyaslandığında acınacak derecede ince olan çok sayıda bacak, gözlerinin önünde umutsuzca çırpınıyordu. Bakışlarını pencere yönüne çevirdi. Kasvetli hava(metal pencere pervazına çarpan yağmur damlalarının sesini duyabiliyordu) Gregor'u melankolik bir ruh hali içerisine sokmuştu. "Neden uyumaya devam edip tüm bu saçmalığa bir son vermiyorum," diye düşündü. Ama bu son derece mantıksız bir düşünceydi, zira o, hep sağ yanının üstünde uyurdu ve içerisinde bulunduğu durum göz önüne alınacak olursa, kendini döndürebilmesi pek mümkün gözükmüyordu. Sağa dönmeyi ne kadar denerse denesin kendini hep aynı sırtüstü pozisyonda buluyordu. Herhalde gözlerini kapayıp (böylece kımıl kımıl hareket eden bacaklarını görmek zorunda kalmayacaktı) yüz kere denemiş olmalıydı. Ve yan tarafında daha önce hiç hissetmediği hafif bir sızı hissettiğinde daha fazla denememeye karar verdi.