Murekkepsofi
- Reads 3,565
- Votes 187
- Parts 35
*Yetişkin okurlar için uygundur!*
Yine aynı şeyi yapıyordu ve yine benim kararımı görmezden geliyordu.
"Gitmek istiyorum, bırak gideyim daha ne kadar tutacaksın beni yanında." Diyerek, oturduğum koltuktan ayağa kalktım. Yavaş adımlarla yanıma geldiğinde yüzündeki ifade canımı sıkarken, aramızdaki mesafeyi azaltarak kısık sesle konuşmaya başladı.
"Senin gitmene izin verirsem, sabahın ışıkları bu gecenin karanlığına gömülür İz. Eğer bunu istemiyorsan yukarıya çık ve uyu."
Sözleri kocaman bir çığ gibi içimde ne varsa yıkmakla kalmayıp, bu çığa teslim olmama mecbur bıraktı beni.
Gözümden bir damla yaş sol yanağım boyunca süzülürken, gözlerini bir saniye bile ayırmadan yanağımdan kayıp gidişini izledi.
Nasıl giderim ki ondan? Bana kendi cehenneminin saklı köşesinden cenneti tattıran adam. Elini kaldırarak yanağımdaki yaşı sildi. Bir adım daha attı bana doğru, aramızdaki mesafe sıfıra indi. Gözlerimi kapattım, kapalı göz kapaklarımın üzerinde dudaklarının baskısını hiss etmemle kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmaya başladı.
"Ben o fermanı imzalamayacağım." Dedi kısık sesle. Gözlerimi açmadan ne demeye çalıştığını anlamak ister gibi kaşlarımı çattım.
"Senden vazgeçersem ölüm fermanımı imzalamış olurum. Ben, senden vazgeçersem ölürüm güzelim." Dedi ve dudaklarının baskısını dudaklarımda hiss etmemle yer ayaklarımın altından kaydı.
Bu gece ikimizde yine bir kere daha kendimize yenildik...