edanuroner
"Bazı ömürler senelere sığmazdı, bazı aşklar ise sadece beş aya..."
Hilal için hayat, kütüphane rafları ve KPSS denemeleri arasındaydı. Ta ki 11 Şubat'ta o asansöre binip, hayatının en güzel yalanıyla çarpışana kadar. 24 yıllık sessizliğini bozan Kaan, ona bir sevgiliden fazlası oldu; sığınağı, evi, nefesi oldu.
Hilal hayatının en huzurlu beş ayını yaşadığını sanırken, Kaan bir saatin kadranına sıkışmış gerçeklerle savaşıyordu. Bir tarafta atanma hayalleri kuran masum bir kız, diğer tarafta geçmişin karanlık gölgeleri ve bir rozetin ağırlığı...
Kaan'ın her bakışında sakladığı bir fısıltı vardı:
"Sen hep tırtıl kal olur mu? Kelebeğin ömrü az olur."
Sınav kağıtları teslim edildiğinde, kelebeğin kanatları ilk kez açılacaktı. Ama Hilal'in bilmediği bir şey vardı: Gerçekler güneşin en tepede olduğu 11 Temmuz günü konuşmaya başladığında, rüya bitecek ve o kusursuz beş ayın bedeli ödenecekti.
11 Şubat'ta başlayan bir rüya, 11 Temmuz'da gerçeğin küllerine mi dönecek?