gece_irem22
- Reads 577
- Votes 84
- Parts 17
Bir köşede, namıdeğer asi prens. Uzaktan bir profesör; ünvanın getirdiği statü hiyerarşisi ve ardında bırakılmış başarısız bir evlilik. Ama günün sonunda, geçmiş yaşanmışlıklar tartılmadan kalıplaştırılmış bir asi çocuk. Annesinin kaderine biçilen o korkunç ölüm, kraliyet haklarını reddetmek için yeterli bir sebep miydi-belki de.
Diğer köşede, yıllar önce düşman topraklarda sessiz bir prense dönüştürülmüş, düşen krallığın varisi. Haksızlıklara karşı güçlü kalmayı öğrenmiş ve işlemediği suçların bedelini seçmediği bir kaderle ödemek zorunda bırakılmış bir çocuk. Belki de kendi acımasız dünyasına hapsolmuş bu çocuğun kaderi kaçtıklarında saklıydı.
Aralarında ise, doğduğu günden beri yalnızlığa mahkûm edilmiş şanslı bir kız. Yeni bir başlangıç umuduyla çıktığı bu yolun onu kaderinin kalbine götürmeliydi. Oysa bu yolun, aile sırlarına ve ruhunda saklı güçlere uzandığından habersizdi.
Bir dolunay hikâyesi, yüzyıllar önce gömülen bir efsanenin başlangıcı olabilirmiş meğerse.
İnsanların dünyasıyla yeraltının sınırları silinmeye başladığında saklı bir efsane uyandırıldı. Ve, kimsenin ruhu bu uyanışı duymadı, ya da duymak istemedi. Çünkü bazı efsaneler taraf seçerek yazılmazdı; kendi tarafını yaratarak yazılırdı.
İnsanlığın gözü önünde, krallar ve kraliçeler arasında sessizce tuzaklarla dönen bir oyun. Güç uğruna kaderleri yeniden yazan kurucular bu oyunu acımasızca yönetirken; savaş kızıştığında, oyunun dışında kalanlar çaresizce piyonlara dönüştü.
Gölgeler yükselirken, gecenin varisleri ilk defa taht uğruna değil; kaderin zincirlerini kırmak için bir araya geldi. Dolunay yıldızların arasından yükselirken, ormanın derinliklerinden tek bir ses yankılandı-kanla mühürlenmiş sırların özgürlük uğruna başlattığı savaşın çağrısı.