asklarim
11 stories
KARANLIĞIN ŞEHRİ oleh sulisindunyasi
sulisindunyasi
  • WpView
    Membaca 25,460,973
  • WpVote
    Suara 1,491,747
  • WpPart
    Bagian 80
Doğum gününden sonra, kardeşiyle eğlenmek için konsere giden bir genç kız... Fırtına yüzünden iptal olan konserden eve dönmeye çalışırken, kendini bir anda hiç bilmediği bir yerde bulursa... Ve bu bilmediği yerden, evine dönecek hiçbir yolu olmasa... Kendisini yabancı hissettiği bu şehirde, tüm bunlar yetmezmiş gibi, aklını karıştıran ve tüm yolları kendisine çıkaran gizemli bir genç adamla karşılaşırsa... Neler olur?
Ateşin Oğlu 2 - KÜL oleh sulisindunyasi
sulisindunyasi
  • WpView
    Membaca 25,603
  • WpVote
    Suara 385
  • WpPart
    Bagian 1
Tüm renklerinle benim siyahıma karışır mısın? Aras Karahanlı, bir kalp taşıdığını Eylül'ün hayatına girmesiyle hatırlamıştı. Ona bu soruyu sorarken ne intikam ne düşmanları ne de içinde bulunduğu hayat umurundaydı. Bildiği tek şey, tüm ömrünü Eylül'le beraber geçirmek istediği ve onu diğer her şeyden koruyacağıydı. Yüreği henüz yeni tomurcuklanmış bir gül kadar küçük ve naif olan Eylül'se, çoktan kaptırmıştı kendini Aras'ın karanlık dünyasına. Tek istediği, her koşulda, şartlar ne olursa olsun Aras'la beraber olmaktı. Fakat hayat, kusursuz değildi. Ödenmesi gereken bedeller, alınması gereken bir intikam ve baş edilmesi gereken azılı düşmanlar vardı. Sevgi tüm zorlukların üstesinden gelebilir miydi? Peki, renkler siyahı değiştirebilir miydi? Yoksa siyah, tüm renkleri kendine mi hapsederdi?
ATEŞİN OĞLU (I) oleh sulisindunyasi
sulisindunyasi
  • WpView
    Membaca 7,820,663
  • WpVote
    Suara 83,680
  • WpPart
    Bagian 8
#Gençkurgu da 1. - 07.03.2017 Ölüm; dört harf, iki hece, içinde sayısız anlam ve acı besleyen, ne zaman, nerede, nasıl geleceği belli olmayan bir olay. Küçük yaşta gözlerinin önünde ailesi katledilen ve bu nedenle hayata siyah bakan Aras Karahanlı ile, çocukken annesini kaybeden ve babası tarafından terk edilen Eylül Avcı'nın yolları bir gece tesadüfen kesiştiğinde, ikisi de başlarına geleceklerden bihaberdi. Aşk, bazen hiç ummadık bir zamanda, olmayacak kişiyle doğar ve bütünleşir. Peki, ölümle bu kadar erken yaşta tanışmış iki genç insanın nasır tutmuş kalpleri, birbirine bağlanabilir mi?
Maça Kızı 8 oleh dpamuk
dpamuk
  • WpView
    Membaca 174,668,607
  • WpVote
    Suara 7,384,400
  • WpPart
    Bagian 221
"Verdiğim acıyı silebilmek için her bir saç telini öpmek istiyorum," dedi. Önce nefes almayı bıraktım. "Ama bazen öpünce de geçmez," dedi. Buz kestim. ... BU HİKAYEDEKİ OLAYLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR VE GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA BİR İLGİSİ BULUNMAMAKTADIR! Yayınlanma Tarihi: 21 Mayıs 2017 Maça Kızı 8, üç kısımdan oluşan bir seridir; hepsi bu kitap altında toplanacaktır.
Orion | KİTAP OLDU oleh Alminanngg
Alminanngg
  • WpView
    Membaca 374,219
  • WpVote
    Suara 7,124
  • WpPart
    Bagian 2
Birer birer silindi hafızaları ve karaltılar görmeye başladılar. Gündüzleri ayak uçlarının dibinde bitiyor, düşüncelerinde kol geziyorlardı. Gölge dediler o karaltılara. Oysa pek çok şey denebilirdi. Toz bulutu, karanlık, silüet yahut cisimcik... Kimliklerini unuttukları gölgelerin esiri oldular. Tek tek anılarında kaybolan karartıları sevmeye kalkıştılar. Yoksa unuttuklarını, kendi gölgeleri mi sandılar? Bu, mutsuzluğun varoluş ve kayboluş hikayesi. Ölümün kapılarını aralayıp, unuttuğunu sandıklarına esir olmanın resmi. Bu Alphard ve Alnilam'ın hikayesi. Capella ve Polaris'in... Bir yerlerde unutulan herkesin hikayesi.
İS KOKAN ZEYTİN AĞACI oleh sulisindunyasi
sulisindunyasi
  • WpView
    Membaca 2,598,766
  • WpVote
    Suara 228,027
  • WpPart
    Bagian 59
"Benim topraklarımda ölmek için özel bir nedene gerek yok." Mihra Elnurova, Türkiye'nin güneyinde yer alan, ufak bir Türkmen ülkesi olan Karahan'da yaşamaktadır. Sıcacık bir ailede büyüyen Mihra, hayatın sert ve acımasız yüzüyle henüz tanışmamıştır. Ta ki ülkesinde baş gösteren iç savaşa kadar. Ülkenin çeşitli bölgelerinden ayaklanma, silahlanma haberleri gelirken hiçbir sorun olmadığına inanarak yaşayan genç kız, bir sabah bulundukları kasabaya ülkesini ve kendi topraklarını korumak için Türkiye'den askerlerin gönderildiğini öğrenir. Bu askerlerin arasında hayatının aşkının da olacağından bihaberdir. Yağmurlu bir günde şarkı söyleyip kendi kendine eğlenirken çitlerin arkasından kendini izleyen Türk askeri Yusuf Agâh Demiral'ı görünce Mihra'nın kalbi o zamana dek hiç atmadığı kadar kuvvetli atmaya başlar.
Ateşin Oğlu 3 - LAV oleh sulisindunyasi
sulisindunyasi
  • WpView
    Membaca 2,267,848
  • WpVote
    Suara 134,844
  • WpPart
    Bagian 52
Ateşin Oğlu Hikayesinin devam kitabıdır. Hikayeyi ve karakterleri anlayabilmek için, önce, onu okumanız gerekmektedir. Tanıtım: Her ateş bir gün söner; külleri yeniden doğacağı günü bekler. Eylül Avcı karanlık bir gecede Aras Karahanlı'yla karşılaştığında hayatının ortasına bir bombanın düştüğünü hissetmişti. Ancak o bomba patladığı zaman duyulacak tek şeyin birbirleri için atan kalplerinin sesi olacağını düşünememişti. Lakin yaşadıkları dünyanın karanlığında bu sesi bastırmaya çalışan kötülükler gizliydi; silah, kan, kirli eller, içinden vicdanın sökülüp çıkarıldığı yürekler... Ateş sönüp küle evrildi, sönmüş bir yangının emaresi olan küller ise kızgın bir lavın iziydi. Peki bu Lav, kanla karışık yağmurlara, güç fırtınalara rağmen coşup yükselebilecek miydi?
SOKAK NÖBETÇİLERİ oleh asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    Membaca 58,478,101
  • WpVote
    Suara 2,254,653
  • WpPart
    Bagian 63
16 Mayıs 2021 güncellemesi: Bölüm yorumlarında fazlasıyla spoiler olabilir, eğer hoşlanmıyor ve keyif alarak okumak istiyorsanız yorumlara bakmayın. Bütün Sokak Nöbetçileri'nin gözleri benim üzerimdeydi, benim gözlerim ise onun turkuaz rengi gözlerinden ayrılmıyordu. Hepimiz yine bir amaç uğruna toplanmıştık. "Sokak çocuklarını her gördüğünüzde saçlarını okşayın," dediğimde gözlerim onun kumral saçlarına kaydı, alnına bir tutam saç düşmüştü ve her zamanki gibi dağınık, özensizdi. "Onları sevin, gülümseyin. Bir gün o çocukların büyüyeceğini ve karşınıza çıkacağını unutmayın." Hafifçe tebessüm ettiğimde canım hiç olmadığı kadar fazla yanıyordu. "Büyüdüm, büyüdün, büyüdük." Ona doğru bir adım attım ve başımı kaldırıp "Keşke hiç büyümeseydik," diye fısıldadım. "Keşke büyümeseydin. Keşke o sokaklara ait kalsaydık." Öfkeli değil, bıkkındı. Ruhsuz değil, tepkisizdi. Yalnız değil, kimsesizdi. "İçimi sokaklara çevirmenin bir yolu var mı?" diye sorduğunda sesinde ilk defa başkaldırı yoktu, vazgeçiş vardı. "Kendimi değil ama seni o sokaklarda yaşatıp gizlemek istiyorum."