My favorites
13 histoires
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) par Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    LECTURES 7,851,545
  • WpVote
    Votes 193,699
  • WpPart
    Chapitres 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.
+22 autres
KURALSIZ | KİTAP OLDU par gizzemasllan
gizzemasllan
  • WpView
    LECTURES 10,608,558
  • WpVote
    Votes 538,494
  • WpPart
    Chapitres 93
"Ben, kalbinde yaşayabileceğim birini hayatımda isterdim," dedim ve yemyeşil gözlerinin içine baktım. "Peki sen, sen nasıl birini isterdin hayatında?" Yeşillerini denize çevirdi, iç çekti. Sabırla bekledim dudaklarından dökülecek olan cümleleri. Uzun uzun baktı denize. Sabrımı sınamak istercesine uzun baktı hem de ve sonunda yeniden bana dönebildi. "Hiç kimseyi," dedi kendinden emin bir şekilde, afalladım. "Neden?" Sordum, kadehinde kalan şarabını bir kerede içti. Boşalan kadehe odakladı bakışlarını. Uzun uzun düşündü. Gözünün ucuyla bana baktığında yüz ifadesi düzdü ama gözlerini yine saklayamamıştı. Gözlerinden anlaşılıyordu kederli olduğu. "Çünkü ben kimseyi kalbimde yaşatamam," dedi, bu cümlenin ağırlığı altında ezilirken acıyla yutkundu ve ekledi. "Benim kalbimde bana bile yaşam yokken, hiç kimseye olamaz."
ESİR par gizzemasllan
gizzemasllan
  • WpView
    LECTURES 10,820,653
  • WpVote
    Votes 512,231
  • WpPart
    Chapitres 69
"Öldürün o zaman." Duyduğum sert ve soğuk sesle irkildim. Sanki normal bir şeymiş söylüyormuş gibi bir çırpıda söylemişti. Bunların bana yardım etmelerini beklerken daha tehlikeli çıkmışlardı. Ölüm emri verilen adama bakıp vicdanımın sesine engel olarak usulca geldiğim yoldan geri döndüm. Yanlarından birkaç metre uzaklaşmışken bir silah sesi duydum. Bağırmamak için kendimi tutarak korku dolu gözlerimi adamlara çevirdim. Az önce ölüm emri verilen adam başından akan kanla yerde cansız bir şekilde yatıyordu. Diğerleri de başında hâlâ bir şeyler konuşmaya devam ediyorlardı. Yerdeki ölü adama bakıp kaldım. Hiç acımadan, bir saniye bile düşünmeden öldürmüşlerdi adamı. "Sen de kimsin?" Birinin beni fark etmesiyle hepsi bir anda bana döndü ama ben sadece az önce ölüm emrini veren adamın soğuk gözlerine baktım. "Ben şey..." Sustum. Söyleyecek bir şey bulamadım. Karanlıktan dolayı yüzlerini net olarak göremedim. "Sen ne?" dedi, bana doğru bir adım attı. Eş zamanlı olarak geri gittim. Bir saniye olsun bakışlarını benden çekmezken yutkundum. "Ben hiçbir şey görmedim." Tek kaşı kalktı. "Bizi mi izliyordun?" Korkuyla birkaç adım daha geri gittim. "Öyle bir amacım yoktu." Yine bana doğru bir adım attı. Korkudan tüm bedenim titremeye başladı. "Ne amacın vardı?" Cevap vermek istedim ama söyleyecek bir şey bulamadım. Tek istediğim şey şu an buradan kaçıp gitmek. Gözlerim adamın elindeki silaha kaydı. Bu daha çok korkmama neden olurken daha fazla durmanın bana bir faydası olmayacağına kanaat getirdim ve koşarak yanlarından uzaklaştım. "Yakalayın şunu!" Arkamdan bağırdı. Bunu duymak daha hırslı bir şekilde koşmama neden oldu. Resmen başımdaki bela birken iki olmuştu. Koskoca ormanda bir mafyadan kaçarken bir başkasının kucağına düşmüştüm.
Zora Sarıldık- RAFLARDA par pekbiafiliyalnizlik
pekbiafiliyalnizlik
  • WpView
    LECTURES 9,987,073
  • WpVote
    Votes 445,787
  • WpPart
    Chapitres 74
Bordo Bereli cesur bir askerin ve başarılı bir doktorun hikâyesi... ''Halide sana deli gibi aşık!'' En yakın arkadaşım, sevdiğim adama sırrımızı söylerken, duvarın dibinde gizlice onları izliyordum. Tüm bedenim heyecan ve korkuyla titriyordu, Ali Deniz'in insanın içini üşüten sesini duyduğumda kalbim buz tutmuştu. "Şimdi git o arkadaşına söyle! Bin tane kalbim olsa birini bile ona vermem!"
Son Hıçkırık (Savcı ve Komutan güçlü kadın serisi) par NesrinSelviCiger
NesrinSelviCiger
  • WpView
    LECTURES 1,638,128
  • WpVote
    Votes 115,840
  • WpPart
    Chapitres 75
"Bu kadar hak, hukuk zırvalığı yaptıktan sonra bu son yaptığınız ile çelişmedi mi sizce de Savcı Hanım? " " Siz kim oluyorsunuz da, benim savcılığı mı eleştiriyorsunuz? " Genç komutan alaycı bir şekilde gülümser. Nedenini bilmediği bir şekilde bu kadını, ilk gördüğünden beri içinde anlamlarıramadığı kıpırtılar oluyordu ve bu hislerin karmaşıklığı geç adamı öfkelendiriyordu. "Hakkınızda konuşulanların doğru olduğunu açıkçası kanıtlıyorsunuz? Söyler misiniz? Sırf arkanız sağlam olsun diye babanız yaşındaki adamın metresi olmak nasıl bir duygu..." Genç savcının elini kaldırması ve karşısındaki hadsiz adamın yanağı ile buluşturması saniyelerini almışdı. Bu mesleğe başladığından beri buna benzer yakıştırmalar değişik medyalarda okumuştu. Bu olay ise çok farklıydı. ilk defa genç kızın konumundan korkmadan düşüncelerini dile getiren bir şahsiyet olmuştu. Genç savcı işaret parmağını karşısındaki adama doğru uzatıp, göğsüne üst üste vurup son sözlerini söyleyerek bulunduğu yerden uzaklaştı. "Siz bayım, gerçekten tanımadığınız hiç kimseye böyle ithamlarda bulunmamalısınız. Sonrasında aşılmaz bir vicdan azabı ile size geri döner ... "
İNSİYAK   par aladogru
aladogru
  • WpView
    LECTURES 181,501
  • WpVote
    Votes 12,666
  • WpPart
    Chapitres 40
Bir şehir düşünün. Kendi tırnakları ile bir kadının yarattığı bir şehir; çocukları kötülükten uzak tutmaya and içmiş bir kadının, karanlık şehri. Bu şehir İnsiyak'tı. Şimdi ise... Şimdi İnsiyak'tayım. Ben İnsiyak'tım. İnsiyak ise bendi. Not: Kitapta; cinsellik, argo, şiddet unsurları vardır. İlk yayınlanma tarihi: 05/09/2021
40. SENFONİ par _ecem_araz_
_ecem_araz_
  • WpView
    LECTURES 48,452
  • WpVote
    Votes 4,521
  • WpPart
    Chapitres 32
Komiser yavaşça karşısındaki kadına yaklaştı. Gözlerini dikip bir süre süzdü. Sonra geri çekilip dikleşti ve elindeki dosyayı masaya fırlattı. Masaya konulan dosyaya gülerek bakan kadın gözlerini komisere doğrulttu. Komiser ise yerine oturup masaya doğru eğildi. Kadının gözlerinin içinr baktı. "40 erkek." dedi. Sonra dosyayı açarak düşünceli bir şekilde cümlelerine devam etti. "40 tanesi hadım edilmiş. 40 tanesinin 8 parmağı var. 40 tanesi dayaktan komada... Toplam 120 kişi. Ve hepsi erkek. Neden erkek? Veya neden hep işkenceler 40 da bırakılmış?" Kadın bir süre karşısındaki başkomiserine baktı. "Bence bu olanlar erkek milletinin yaptığı iğrençliklerin karması. Ayriyeten dosyaya bakıyorumda bu adamlar tacizciler, karısını dövüp öldürenler, sapıklar... Çocuk tacizcileri bile var. Aslında bir yandan insanın bunu yapanları tebrik edesi geliyor. Ancak her insanı kendi kanunumuza göre yargılayamayız, değil mi? Ve sayıları neden 40. Bir nevi 40. senfoni gibi bir şey bu. 40. olduğunda bittiğini sanıyorsun ve o sesler kulağında yankılanmaya devam ediyor. Ama sonra tekrar başlıyor ve tekrar devam ediyor. Bu senfoni huzurlu gibi. Çünkü bu adamlar mahkemenin vereceği cezadan daha ağırını alıyorlar. Ama tedirgin eden... Bunu yapan kişilerin çığırdan çıkma ihtimali." Kadın dosyaya baktı ve "Komiserim... Eğer bu 40.senfoni biran önce durmazsa içimize işleyecek ve biz kafalarına göre adam yaramalarını kabullenmeye başlayacağız." dedi ve dosyayı kapattı.
GÖKÇEN par Loresimaa__
Loresimaa__
  • WpView
    LECTURES 62,164,458
  • WpVote
    Votes 3,126,806
  • WpPart
    Chapitres 60
"Masalda da gerçekte de kalbi olmayan bütün kızların adı Gökçen'dir..." . . . Kapak: @birkadehsevgi- 🦋🖤
+22 autres
Kurban: 13. Bakire par Tubazkat
Tubazkat
  • WpView
    LECTURES 1,959,113
  • WpVote
    Votes 91,028
  • WpPart
    Chapitres 28
Siz bilmeseniz de, onlar var. Karanlıkta yaşıyorlar. On üç yılda bir yapılan bir ritüelle sadece biri güneşin altında yürüyebiliyor. Dikkatli ol! Arkana bak, yanındakine güvenme. Kendini hayatın için savaşmaya hazırla. Sana ulaşmalarına çok az kaldı! Altıncı Cennet'in Koruyucu Kılıcı yanında! *** "Neden yaptın bunu?" diye sordum. "Asırlardır esir kalmıştın, artık özgürsün. Neden evine dönmedin?" "Söyledim sana," diye fısıldadı ve saçlarıma bir öpücük kondurdu. "Evim sensin."
GİRAY par servestizm
servestizm
  • WpView
    LECTURES 1,912,748
  • WpVote
    Votes 125,172
  • WpPart
    Chapitres 54
"Saçların uzunmuş.." dedi ama tereddütü epey açıktı adamın. Ama bugün denilenden sonra yanlış anladı kız, adamın bundan rahatsız olduğunu düşündü nedense, daha yeni görüyordu Giray saçının hepsini. Tam olarak olmasa da düğünleri bile olmuşken saçını açmaktan çekinmemesi gerektiğini düşünmüştü, helaldi artık sonuçta... Aynadan onunla göz göze gelince sordu aynı tereddütle, "Keseyim mi yani?" Giray kaşlarını çattı kızın tavrıyla, ilk tanıştıklarında her lafıyla bir kasırga koparacak kadar kesin olan Dilrûba artık her daim kırılgandı.. Artık evli olduklarında, kocası sıfatı taşıdığından mıydı bu tavrı? Bazen düşünüyordu, ona yardım edeyim derken bastırmış, ya da ezmiş miydi hiç? Boyun eğmeye mahkum mu hissettirmişti? Düşündüğüyle kendine olan öfkesini atamadan sordu kıza, "Niye kesecekmişsin?" "Dökülür belki. Aynı odada olacağız ya.." yutkundu, boğazını tazeledi ama sözlerini tazeleyemedi, ne diyecekti ki? Bilemedi Dilrûba.. "Dağılır her yere." Giray rahatsız olurdu belki kendisinden parçaları her yerde görürse.. Onun konuyu açmamasını uzun bir süre aynı odada kalacaklarına yormuştu çünkü.. Gözlerini kızdan ayırmadan yaklaştı Giray. Bakışları onun uzun saçlarını okşasa da eli çekindi, mahrum kaldı bu tatlı zevkten, "Dökülsün.." dedi yumuşakça, Ben toplarım senin ardından.' dedi içinden, 'Bir de saklarım, kimseler göremez, benim mahremim olur..' 'Senin gibi...' Saçlarını tutarak hafifçe tebessüm etti Dilrûba, "Salık gezmem o zaman, fazla dökülmez.." dedi ama saç değildi tam olarak kastettiği. Hayatında bana dair pek bir iz bırakmam, rahatsız, olmazsın diyordu.. Şu akşamdan itibaren herkes biliyordu evli olduklarını... O yüzden sanki iki gün önce değil de şimdi kıyılmış gibiydi nikâhları.. Öyle hissediyordu. "İstediğin gibi gez, nasıl rahat eder, nasıl istersen.."