Hayatımızı etkileyen, dönüm noktası diyebileceğimiz çok önemli olaylar bir anda gerçekleşir. Anlayamadan, anlam veremeden biter. On saniyede mesela. Ve geriye böyle bir cümle kalır: "İlk karşılaşmamızı hatırlıyor musun?"
Size kendimi tanıtmayacağım. Aslında bu kısmı bilinçli olarak atlıyorum. Çünkü kendimi ne olarak tanıtacağımı bilmiyorum. Bir bedenim ya da yüzüm yok. Sesim bile yok. Sadece düşüncelerim var. Var olduğumu bu şekilde biliyorum.
Tek bir görevim var:
Güneş ve Umut'un birbirleri için yaratıldıklarını fark etmelerini sağlamak.
Tek bölümlük bir kısa hikayedir.
Kapakta kullanılan çizim Mary-Kate Thomas'a aittir.
Illustration Credit: Mary-Kate Thomas
Yüzlerce bıkkın ve yorgun insanla birlikte bir metro vagonunun içindeydi genç kadın. Sabahın beşinde kalktığı için uyku mahmuruydu. Gözleri -açık olduğu zamanlarda elbette- kirli zemine sabitleniyor, hayata dair düşünceler hızla akıp gidiyordu zihninden. Varoluşsal bir krizle yüzleştiği söylenebilirdi belki ancak bunun için yeterli zamanı yoktu.
Tamamıyla sıradan bir akşamdı. Radyo Gönülçelen'de müzik keyfi kesintisiz olarak devam ediyordu. Ta ki dinleyicilerden biri arayıp "son bir şarkı" isteyene kadar...