:D
2 cerita
YARALASAR(Kitap Oldu) oleh Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Membaca 17,717,656
  • WpVote
    Vote 704,380
  • WpPart
    Bab 56
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.
Kanatları Kül Kelebek |Tamamlandı.| oleh tugbaninbahcesi
tugbaninbahcesi
  • WpView
    Membaca 59,009
  • WpVote
    Vote 6,515
  • WpPart
    Bab 46
"Elmastan yapılma bir kelebek gibi kalbine kondum, o kalpte paramparça oldum." Bir uçurum kenarında yaşıyorduk bu aşkı, düşmeye yüz tutmuş bedenlerimiz tehlike ve arzunun içinde dans ediyordu. Hiçbir şey olması gerektiği gibi değildi ama her şey olması gerektiği gibiydi bu aşkın içinde. "Bu aşk bir uçurum," eli belimi okşarken gözleri ruhuma dokunuyordu. "Biz birbirimizden gitmediğimiz sürece bir uçurumum kenarında gezinmeye devam edeceğiz." "Ya ayrılırsak?" "O uçurumdan aşağıya düşeceğiz ve bu aşk bizim mezarımız olacak."