safir_isyan
- Reads 1,398
- Votes 552
- Parts 13
Gecenin tüm sessizliği üzerimize çökmüşken, kucağında bir tüy kadar hafif ama ruhu bir o kadar ağır hissediyordum kendimi.
Parmak uçlarım, onun o keskin yüz hatlarında yavaşça gezindi ve tam elmacık kemiğinin üzerinde, gözünün hemen altında duran o küçük, karanlık bene takıldı. Sanki tüm dünyası o noktada toplanmış gibiydi.
"Bu benin anlamını biliyor musun?" diye fısıldadım. Sesim, aramızdaki o gerilimli boşlukta yankısızca süzüldü. Bakışları bakışlarıma kenetlendi, gözlerindeki o dipsiz karanlıkta sadece merakı gördüm. "Hayır." dedi sesi pürüzlü ve derin bir tınıyla.
'Anlatmamı ister misin?' diye sordum, parmağımı o küçük izin üzerinde hafifçe gezdirerek.
Yüzünde belli belirsiz bir tebessüm oluştu, bakışları bir an bile ayrılmadı benden. "Sen anlatacaksan, evet."
dedi.
Derin bir nefes aldım, sanki anlatacağım şey ikimizin kaderini o noktaya mühürleyecekmiş gibi "Buna bazıları gözyaşı beni der... Derler ki, Tanrı sevdiği kulunun acılarını unutmaması için tam oraya bir mühür vururmuş. Senin her bakışında, o dökülmeyen gözyaşlarının izini görüyorum ben."