Fantastik
153 stories
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 9,601,188
  • WpVote
    Votes 548,892
  • WpPart
    Parts 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.
APEX  by nurvanel
nurvanel
  • WpView
    Reads 217,479
  • WpVote
    Votes 11,329
  • WpPart
    Parts 25
Dünya'nın dört bir tarafından gelmiş geçmiş en iyi teknolojiye sahip olarak tanınmış örgüt, bu sefer avına taktığı albayın torununu gözüne kestirmişti. Gözüne kestirmesinde büyük etken olan geçmişti. Geçmiş ve intikamlar yan yana yarışıyordu. Geçmişte yaşanılanlar intikamı körüklemişti. Lider olarak Atakurt lakabıyla tanınan Yekman Valdemar, ülkesinin en gizemli ve başarılı askerlerinden biridir. Bir gün kendisine verilen görevle hayatının değişeceğini bilmiyordu. Kendilerinden köşe bucak saklanan örgütü artık çökertmeleri gerekiyordu. Örgüt, kızın yakınındaydı. Lider Atakurt, örgütü çökertmek için kıza yakınlık kuracak ve gerekirse kızı kendisine aşık edecekti... [Kurgunun ilk yayınlanma tarihi 14/11/2023 ||| Kurgunun yeniden düzenlenerek yayınlanma tarihi 9/12/2024] (Kitaptaki olay, kişi, kurum şahsıma aittir. Hiçbir şekilde çalınamaz, kopyalanamaz ve uyarlanamaz. Bütün hakları saklıdır!)
KASIRGAYA KANAN SAKA by hazelnoya
hazelnoya
  • WpView
    Reads 3,986,091
  • WpVote
    Votes 213,768
  • WpPart
    Parts 39
❝Derler ki; çalınan hayatını daima hatırla, intikamın alevlerini soyunla harla. Bu ağılı taht bir hatıra; kalbi katran, ruhu Yakut Kral'a.❞ KARGALAR SERİSİ; AHVEB, EDİN ve KASIRGAYA KANAN SAKA kitaplarından oluşan bir seridir. Hangi kitaptan başlarsanız başlayın illa ki spoi yiyeceksinizdir. İstediğiniz kitaptan başlayabilirsiniz.
YARALASAR(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 17,409,282
  • WpVote
    Votes 695,721
  • WpPart
    Parts 56
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.
İSTANBULLU (ARA VERİLDİ) by hnehirclk
hnehirclk
  • WpView
    Reads 2,666
  • WpVote
    Votes 149
  • WpPart
    Parts 9
Berdel'e kurban giden bir kadın, eğer gerçekleri ôğrenirse ne olur? Kulağına doğru yaklaştım ve "Zaafların temeli hayattır, aksini iddia eden mahkumdur" dedim iddialı bir şekilde sırıtarak fakat onun dudaklarının arasından çıkan kelimeler beni şaşırttı. "Zaaf'ın ben olunca görüşeceğiz"dedi ve benim aksime masumca sırıttı. ★★★ "Beni korumanı istemiyorum" dedim yeşil harelerine sertçe bakarak "Ne yapmamı arzularsın" dedi ve bir elini kapıya yasladı. Yüzünü yüzüme yaklaştırdığında yeşil harelerinin koyulaştığını gördüm. Gözlerimi yumduğumda dudaklarımın üstünde bir baskı hissettim.
GÖKYÜZÜ SAVAŞLARI by aychisyles
aychisyles
  • WpView
    Reads 3,502
  • WpVote
    Votes 586
  • WpPart
    Parts 13
Burada tek bir kral yoktu.
ÖYLE BİR UĞRADIM (Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 374,079
  • WpVote
    Votes 21,243
  • WpPart
    Parts 8
"Ondan hoşlanıyor musun?" Kıskanç çıkan sesine ne tepki vereceğimi bilemiyordum. "Ona sarıldın." Kaşları çatıldı. "Hoşlanmasaydın sarılmazdın. Hoşlanıyorsun ki sarıldın." Burnundan nefesini sertçe verdi. "Bana bile sarılmadın." Ters ters baktı. "Bana niye sarılmıyorsun?" Kıskandığı kişi en yakın arkadaşıydı. Ve onun arkadaşı benim babamdı. Hiçbir şeyden haberi yoktu. Eflah kim olduğumu bilmeden beni seviyordu ama ben, onun kim olduğunu bile bile ona âşık olmuştum. Benim günahım daha büyüktü. Bir insanın başına en kötü ne gelebilirdi? Babam gözlerimin önünde öldürüldüğünde ve onu öldüren annem olduğunda en kötüsünü yaşadığıma çok emindim. Artık annem cezaevinde, babam ise mezardaydı. Bundan daha kötü ne olabilirdi ki? 25 yıl geçmişe gitmek? Bu kötünün de kötüsü olabilir miydi? Ölümcül bir kaza sonucu kendimi 1998 yılında bulduğumda o an için bunun bir felaket olduğunu düşündüm. Felaket bir durumdu çünkü bu zaman diliminde anne ve babamla aynı yaşlardaydım. Onların hayatına bir yabancı gibi girmek zorundaydım. Ama aslında felaket sandığım şey mucize de olabilirdi. Mucizevi bir durumdu çünkü bu zaman diliminde annem cezaevinde, babam da mezarda değildi. Onların evlenmesinin nedeni annemin bana hamile kalmasıydı. Ana rahmine düşmeme sadece üç ay kaldığını anladığımda ise kendi doğumumu engellemenin nasıl olacağını düşünmeye başladım. Annemi cezaevinden, babamı da ölümden kurtarmanın tek yolu bu olabilir miydi? Belki de olabilirdi. Planını uygulamak için babamın arkadaşı Eflah'ın evine bir dadı olarak işe girmekse hayatımda verdiğim en kötü karardı. Bunu ona anlatmanın bir yolu var mıydı? Buraya ait olmadığımı, öyle bir uğradığımı anlatmanın bir yolu olmalıydı. Doğru insanı yanlış zamanda bulmak birine verilen en büyük ceza olmalı.
YAŞAYAN İZLER by Dramkralicesix
Dramkralicesix
  • WpView
    Reads 341,110
  • WpVote
    Votes 26,158
  • WpPart
    Parts 29
"Korhan git artık." Dudaklarından dökülen sözler ruhuna ağır geliyordu. "Kıyamıyor musun ona." Adamın sözleri birer zehir gibiydi. Korhan iğrenerek dudaklarını ayırdı. "Kıyamadığın için mi yok sayıyorsun sana yaşattıklarını!" Korhan artık ne söyleyeceğini şaşırtmıştı. Bedeni bir enkazdan farksızdı. Hâlâ nasıl birşey yok diyebiliyordu. Hicran adamın sözleriyle istemsizce gülümsedi. "Sen ne biliyorsun be!" Dudaklarının arasından çıkan ses oldukça sert ve toktu. "Sen benim neler yaşadığımı nerden biliyorsun!" "O cehennemden kurtulmak istemedim mi sanıyorsun?" Gözünden akan bir damla yaş çenesine doğru süzüldü. "Kaç kere polise şikayet ettim. Yalvardım! Beni canımdan edecek dedim anlamadılar!" Yüzünü kapatan uzun sarı saçları kadını daha kötü gösteriyordu. "Evime bir kere bile polis gelmedi. Ama öldürülseydim işte o zaman evimden çıkmayacaktı polis!" Boğazına takılan öyle büyük bir acı vardı ki, dudaklarını araladığı anda dökülmeye başlayacaktı sanki. "Yalnızca iki gün, o bana yaşattıklarını yalnızca iki gün nezarethanede kalarak ödedi." Korhan kadının gözlerindeki geçmişin acı yansımasıyla yutkundu. Boğazında öyle büyük bir acı takılmıştı ki, canının yandığını hissetti. "Sonra ne oldu biliyor musun?" Hicran'ın dudaklarını acı dolu bir gülümseme kapladı. "Dağıttığı suratıma yeni yaralar ekledi. Beni öldüresiye döverken neredeydi mazlumun yanında olacak devlet!" Hicran acıyan canını daha fazla gizleyemedi. "İnsanların o yere göğe sığdıramadıkları adalet neredeydi!" "Ben bu cehennemden kurtulmak istedim, ama kurtulmama izin vermediler."
Kalbi Olmayanlar (TAMAMLANDI) by alicewoonderland
alicewoonderland
  • WpView
    Reads 199,269
  • WpVote
    Votes 6,816
  • WpPart
    Parts 42
"Öp beni." "Ne?" Melina'nın şaşkınlığının aksine o, yüzüne pis bir sırıtış yerleştirmişti. "Sen, ne saçmalıyorsun?" Gözlerini zehirli bir şekilde kızın dudaklarında gezindirdi. "Tutkulu bir öpücük olsun." "Saçmalama. Böyle bir şeyin imkanı yok. Yapamam. Herkes b-burada." Kafasını çevirip kantin masalarında oturmuş, dikkatle onları izleyen kişiye çevirdi gözlerini. "Ateş bakıyor." "Ondan ayrılman için sana tam iki gün verdim." "Lütfen." Hayatı boyunca ilk defa yalvaran genç kız, karşısındaki bu insafsız adamdan insaf bekliyordu. "Bunu isteme benden. Başka bir şey iste. Ne istersen yaparım. Onu seviyorum. Kaybedemem." Adam'ın gözleri irileşip koyulaştı. "Öp beni yoksa bugünü, sevgilinin cehennemine çeviririm." *** Melinaya gelen mesajlar, hayatını paramparça eder. Bilinmeyen numara, onu sadece tehdit etmekle kalmaz. Arkadaşlarına ve sevgilisine ihanet ederek suç ortağı olmaya zorlar. Kaçacak yeri yoktur, ya oyuna dahil olacak ya da her şeyini kaybedecektir. Okulun kraliçesi Riva Atabay ve dikkatleri üzerine toplayan çapkın Barış Dündar... Birbirlerinden nefret ederken, o gece yaşananlar bütün dengeleri altüst edecektir. Bilinmeyen numara ise herkesi oyunlarıyla sarsarken onları dipsiz bir karanlığa sürükleyecektir. Bir mesajla başlayan bu oyunda, güvenin bedeli ihanetten daha ağır olabilir. Çünkü bazen en yakınında duran kişi, seni en derinden yaralayacak olandır. Gizlenen her gerçek, seni avlamaya hazır bir tuzaktır. Ve Averd Lisesinde maskeler düştüğünde, kimse göründüğü kadar masum kalmayacaktır. Kim dost, kim düşman? Kim gerçekten masum, kim karanlığın parçası? ❗️Kurgu, karakterler ve kitabın içinde yer alan efsane de dahil şahsıma aittir.
KARANLIĞIN İÇİNDEKİ KIVILCIM | TAMAMLANDI  by eskimezdefter
eskimezdefter
  • WpView
    Reads 1,431,263
  • WpVote
    Votes 55,711
  • WpPart
    Parts 21
"Adın Ömer'di değil mi?" diye sordum bakışlarımı ondan çekmeyerek. Kafasını ağırca iki yana salladığında gözlerimi kıstım, abimin arkadaşının adı Ömer'di. Bu adam kim olarak buraya gelmişti? Bana elini uzattığında, yüzünde gülümseme oluştu. "Tanışalım müstakbel karım ben Miran Kızıloğlu sen de kaçak müstakbel karım oluyorsun sanırım. Artık tanıştığımıza göre gitmemiz gerekli baban seni öldürecekti adamı zar zor tuttum eğer bir yanlış yaparsan ve kaçmaya çalışırsan başına gelenlerden ben sorumlu değilim Mercan." Karşımdaki adama donuk bir ifadeyle baktım. Şu an karşımda bir Kızıloğlu duruyor ve benimle konuşuyordu. İçimdeki öfke dinecek gibi değildi, elinden bavulumu sertçe çektiğimde hızlı adımlarla yürümeye başlamıştım. "Baban eğer benimle gelmezsen Murat'ı öldürecek benimle gelmen gerekiyor." Duyduklarım olduğum yere sabitlenmemi sağladı, sık sık nefes alıp verdiğimde omuzlarımı dikleştirip göğsümü kabartıp tamamen Miran Kızıloğlu'na dönüp hızlı adımlarla tam karşısına geçtim. Çenemi hafifçe kaldırıp gözlerine baktım. Dudaklarımı ıslattım. "Benimle dalga mı geçiyorsun? Nasıl abimi öldürecek?" diye sordum öfkeyle, çenem kasılırken dişlerimi sıkıyordum. "Benimle gelmediğin..." Kolundaki pahalı saate baktı. "Her dakika, her saniye abinin ölümüne bir adım daha yaklaşması demek ya benimle gel ya da abinin ölümünü göze al." dediğinde sesindeki ciddiyetle ofladım. Yalan söyleme ihtimali var mıydı? Sırf onunla gelmem için benimle oyun oynuyor olabilir miydi? ****** KUMA YOKTUR. **Kitabın tüm hakları şahsıma aittir. Kitabın çalınması, kopyalanması durumunda gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. *